Bölüm 11

O’nun Yaşamıyla Kurtulduk

Roma’daki Hıristiyanlar’a yazan Pavlus şöyle diyordu: “Çünkü biz Tanrı’nın düşmanlarıyken oğlunun ölümü sayesinde O’nunla barıştıysak, barışmış olarak oğlunun yaşamıyla kurtulacağımız çok daha kesindir” (Romalılar 5:10).  “Çok daha” sözcüklerine dikkat edin. İsa Mesih’e iman eden herkesin, oğlunun ölümü aracılığıyla Tanrı’yla barışmış olmaları harikadır. Ne var ki, barıştırılanların Tanrı Oğlu’nun yaşamı aracılığıyla kurtulması çok daha görkemlidir.

Bunun anlamı, İsa’nın dünyasal yaşamı sayesinde ve O’nu izleyerek kurtuldular değildir. Burada sözü edilen yaşam, İsa Mesih’in göklerdeki, Tanrı’nın sağındaki yaşamıdır. Bunun böyle olduğunu şu ayetlerde açıkça görüyoruz: “Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için (…) O’nun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları tümüyle kurtaracak güçtedir” (İbraniler 7:24, 25).

Bütün bunların basit olarak anlamı, İsa Mesih’in çarmıhta ölüp insanları İblis’in gücünden özgür kıldıktan, yasanın cezasından fidyeyle kurtardıktan ve Tanrı’yla barıştırdıktan sonra mezardan dirildiği ve şu anda Baba Tanrı’yla birlikte olduğu göklere çıktığıdır. Oradaki görevi, Tanrı’ya gelen herkesin O’nun aracılığıyla (ölümü aracılığıyla) gazaptan kurtulup Tanrı’nın varlığının sonsuz yüceliğine gelmelerini sağlamaktır. Kendisi de buradadır. Kurtuluşun nihai düzeyi işte budur.

İsa’nın sonsuza dek aracılığa devam etmesine bağlı olduğuna göre, sürekli kurtuluşun, sona erdirilemeyen bir kurtuluş olması gerekir. Burada da, her zaman olduğu gibi, kurtuluş Tanrı’nın işi olarak gösterilir.

Tanrı Oğlu’nun ölümü aracılığıyla Tanrı’yla barıştırılanların O’nun yaşamı aracılığıyla nasıl kurtuldukları şu ifadeden anlaşılır: “…onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.” Diğer bir deyişle, İnsanoğlu, kendisi aracılığıyla Tanrı’ya gelenler  için gücü her şeye yeten Baba’yla aracılık ettiğinden dolayı, tanrısal gücünü onlar adına kullanacaktır.

İsa Mesih’in Baba’yla aracılık etmesi üzerinde düşünmek yararlı olacaktır. Dünyadayken öğrencileri için aracılık etmesiyle ilgili olaylara bakmak Tanrı’nın sağ tarafından bütün imanlılar için aracılık etmesi hakkında fikir verecektir.

İsa’nın aldatılması ve Yahudiler tarafından tutuklanmasından hemen önce İsa Petrus’a şöyle demiştir: “Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır. Ama ben, imanını yitirmeyesin diye senin için dua ettim” (Luka 22:31, 32). Kutsal Kitap’ı okuyan kişiler bu hikâyeyi ve İsa bunları söyledikten sonra Petrus’un O’nu nasıl üç kez inkâr ettiğini iyi bilirler (Markos 14:54, 66-72). İsa’nın Petrus için ettiği dua kabul edilmedi mi? Hayır. İsa, Petrus’un ayartılmaması için dua etmemişti. Petrus’un düşüp O’nu reddetmemesi için de dua etmemişti. Hayır, Petrus imanını kaybetmesin diye dua etti. O’nu inkâr ederek, lanet etme noktasına gelecek kadar günah işlemesine karşın imanını kaybetmedi.

Bina edildi ve yaşamının ilerleyen dönemlerinde her zamankinden daha güçlü bir imana sahip oldu. Şimdi, İsa kendisi aracılığıyla Tanrı’ya gelenlerin imanlarını kaybetmemeleri için dua ediyor.

Rab’bin kendisine ait olanlar için aracılık etmesinin başka bir örneği daha vardır. Yuhanna İncili’nin on yedinci bölümünde bulunur. Bu bölüme Mesih’in aracılık duası adı verilmiştir. İsa, bu duanın dünya (bütün insanlık) için değil, Baba’nın kendisine dünyadan verdiği insanlar için olduğunu söylüyor (9. ayet). Bu insanlar Tanrı’nın oğlu olduğuna iman eden kişilerdir. Bu dua, o sırada yaşayan insanlardan daha fazlasını kapsar. Sadece onlar için değil, “onların sözüyle bana iman edenler için de istekte” bulunur (20. ayet). O halde bu dua, o dönemden sonra yüzyıllar içinde Müjde’ye inanıp İsa Mesih’i kurtarıcıları olarak kabul edenler içindir.

Peki bu çağın imanlıları için nasıl dua etti? İlk duası şöyleydi: “Kutsal Baba, onları bana verdiğin kendi adınla koru” (11. ayet). Uğruna öldükleri ve Tanrı’yla barışanlar için ilk kaygısı güvende olmalarıydı. Şimdi O’na gelenler için bile kaygısı aynıdır: Nihai olarak kurtulmaları.

İsa’nın Baba’ya aracılık ettiği duanın yanıtlanmama olasılığı var mıdır? Bunu söylemek, Baba’nın Oğul’un ricalarını kabul etmediğini söylemektir.

Sonra İsa, kendisine ait olanlar için dua etmeye başladı. Şöyle dedi: “Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil, kötü olandan korumanı istiyorum” (15. ayet). Kötü bir dünyada kötülükten korunmaları, kaybolmamaları için uzaklaştırılmalarından daha büyük bir duaydı. Daha önemli olan duanın gerçekleşmeme olasılığı olsaydı, elbette daha azını isterdi. Bu nedenle, aracılığı sayesinde O’na ait olanlar bu dünyadayken kötülükten korunurlar. Bunun anlamı, kimi zaman Petrus gibi günaha düşmeyecekleri değil, kötülüğün onlara egemen olmayacağıdır.

Sonra şöyle dua etmeye devam etti: “…hepsi (bu çağda kurtulanların hepsi) bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar” (21. ayet). Bu dua, bütün imanlıların, Tanrı Baba ve Tanrı Oğul arasındaki yetkin birliğe (uyuma) sahip olması içindi. Ölümlü hiçbir akıl bu duanın etkilerini anlayamaz. Tanrı Oğlu’na iman edenler için tanrısal bir konumdan daha aşağısı değildir.

Sonra yine şöyle dua etti: “Baba, bana verdiklerinin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını ve benim yüceliğimi, bana verdiğin yüceliği görmelerini istiyorum” (24. ayet).

Bunların hepsi, kendisine ait olanlar için ettiği aracılık duasının ve O’nun yaşamı aracılığıyla kurtulmanın bir parçasıdır.

 Mesih’in kendisine ait olanlar için aracılığının bir yönü daha vardır. Aracılığı, mahkemedeki bir avukatın savunmasının niteliklerine sahip olabilir.

Kurtulmuş olanların da günah işledikleri zamanlar vardır. Bu olduğu zaman, göklere çıkıp (Eyüp 1:6) Tanrı’nın günah işleyen çocuklarına karşı suçlamada bulunan birisi vardır.  Bu kişi İblis’tir. Adı, “kardeşlerin suçlayıcısı”dır ve “Tanrımız’ın önünde gece gündüz” suçlamaktadır (Vahiy 12:10). Bu durum, Tanrı’nın sağ tarafında oturanın aracılık etmesini gerektirir. Fakat suçlayıcı (savcı), Mesih’in aracılık ettiklerini suçlayamaz. Şöyle yazılmıştır: “Tanrı’nın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Tanrı’dır. Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı’nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir” (Romalılar 8:33, 34).

Aynı gerçeği ifade eden başka bir ayet daha vardır: “Yavrularım, bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum. Ama içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur. O, günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır” (1. Yuhanna 2:1, 2).

O halde buradan şunu öğreniyoruz; biri, Tanrı Oğlu’nun ölümü nedeniyle Tanrı tarafından aklandığında İblis tarafından Tanrı önünde suçlanır. Tanrı’nın kutsal yasasını çiğnemekle suçlanır ve bu nedenle ölümü hak eder. Sonra, doğru olan İsa, günahkârı savunmak üzere ortaya çıkar. Kendisinin çarmıh üzerindeki ölümünün bu günahın gerektirdiği cezanın bedelini ödediğini ve bu nedenle bu kişinin mahkûm edilemeyeceğini söyler. İsa Mesih’in bu savunması nedeniyle aklanmış olanlar için mahkûmiyet yoktur. 

Bu savunma hiçbir şekilde, günahkâr tarafından yapılacak itiraf, tövbe, dua ya da başka bir şeye bağlı değildir. Şöyle diyor: “Biri günah işlerse, İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur.” Bunun böyle olması iyidir, çünkü zaman zaman farkında olmadan Tanrı’ya karşı günah işleyebiliriz.

Mesih’in savunması elbette herhangi bir imanlı tarafından tecrübe edilemez. Tanrı’nın çocukları günah işlediklerinde göklerde olan bir şeydir ve çoğu insanın düşündüğünden çok daha sık gerçekleşmektedir. Tanrı Sözü açıklamasaydı bunu bilme olanağımız olamazdı. Bununla birlikte bu bilgi, bu büyük gerçeği gören ve kurtulmuş insanların ne kadar sık günah işlediklerini bilenler için son derece büyük bir teselli ve güvence vermektedir. 

O halde, bu da bu yaşamda kurtuluşun bir parçasıdır. Bu konuda çok daha fazlası söylenebilir, fakat burada anlattıklarımız Tanrı’nın kurtuluşunun bu kısmının ne kadar önemli olduğunu anlatmaya yeterlidir. Bu nedenle, kurtulmuş olanlar sona dek kurtulmuş sayılırlar (İbraniler 7:25’i bu şekilde anlayabiliriz). İnsan, aracısı yaşadığı sürece güvendedir. Ve bu aracı sonsuza dek yaşayacaktır.