Bölüm 12

Sonsuz Sevginin Hedefi

Tanrı’nın adaletinin Mesih’in ölümüyle yerine geldiğini, bireylerin günahlarının bağışlanmasından anlarız.

Tanrı bir kişiyi akladıktan sonra hiçbir şey onu Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz. Pavlus bunu şöyle ifade etmektedir: “Mesih’in sevgisinden bizi kim ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı? Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir” (Romalılar 8:35, 38, 39).

Kurtulmuş kişi Tanrı’nın sevgisinin değişmez nesnesidir ve Tanrı kişiyle bu sevgisine göre ilgilenir. Kimse Tanrı’nın kurtulmuş olan kişiye karşı öfkelendiğini düşünmesin. İsa Mesih’i kurtarıcısı olarak kabul eden kişilere karşı Tanrı öfke duymaz. 

Tanrı dünya için duyduğu sevgi nedeniyle oğlunu vermiştir. Oğul’u kabul edenlere Tanrı her türlü yaşam koşulları altında kendi amaçlarını gerçekleştirebilmeleri için ihtiyaç duydukları her şeyi verir. “Öz oğlunu bile esirgemeyip O’nu hepimiz için ölüme teslim eden Tanrı, O’nunla birlikte bize her şeyi bağışlamayacak mı?” (Romalılar 8:32).

Bu tüm şeyler Oğul’a ve egemenliğine dair olanlardır, bu nedenle de mutlaka maddi ya da geçici şeyleri içermeyebilirler. Aslında Tanrı ruhsal bereketlerin daha üstün olduğunu anlayabilmeleri için, çocuklarından maddi şeyleri esirgeyebilir ve sık sık da esirgemektedir.

Kurtulmuş olanların acı ya da çile çekmesiyse, bu acı ancak maddi ve geçici olan âlemin sınırlaması olarak görülürse anlaşılabilir. Acıyla maddi ya da geçici şeyler esirgenir ya da tamamıyla alınır. Beden acı çeker, planlar bozulur, arkadaşlar kaybedilir ve birçok başka şey olur. Tüm bu şeyler yaratıcı olandan yaratılmış olana, Tanrı’dan insana verilmiş şeylerin geri alınmasıdır. Tüm bu şeyler O’nun sağlayışının bir parçasıdır. Tanrı’nın çocuğu doğal yasaları çiğnediği veya kendi ihmali dışında bir nedenle acı çekiyorsa, Tanrı geçici bereketler yoluyla olan sağlayışını azaltır, öyle ki daha önemli ve büyük olan ruhsal bereketlerinden verebilsin.

Kör olarak doğmuş olan adam öyle doğmuştu ki, Tanrı’nın gücü hayatında daha çok gösterilebilsin (Yuhanna 9:1-3). İsa’nın sevdiği Meryem ve Marta bile derin üzüntü içinde günler geçirmişlerdi. “…Tanrı’nın yüceliğine, Tanrı Oğlu’nun yüceltilmesine hizmet edecek” (Yuhanna 11:4). Büyük acılara katlanmış olan Pavlus da şöyle demişti:

“Kanım şu ki, bu anın acıları gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez” (Romalılar 8:18).

Tanrı’nın kendisine ait olanlar için kesin olan bir sağlayışı vardır, bu da acı çekmeye neden olur. Buna terbiye de denir. “Size oğullar diye seslenen şu öğüdü de unuttunuz:

Oğlum, Rab’bin terbiye edişini hafife alma,
Rab seni azarlayınca cesaretini yitirme.
Çünkü Rab sevdiğini terbiye eder,
Oğulluğa kabul ettiği herkesi cezalandırır.

Terbiye edilmek uğruna acılara katlanmalısınız. Tanrı size oğullarına davranır gibi davranıyor. Hangi oğul babası tarafından terbiye edilmez? Herkesin gördüğü terbiyeden yoksunsanız, oğullar değil, yasadışı evlatlarsınız” (İbraniler 12:5-8). Bu, Tanrı’nın çocuğu olan herkesin terbiye edileceğini öğretmektedir.

Tanrı’nın terbiye edişini anlamak için kişinin cezalandırma, dayakla yola getirme ve terbiye etme sözcükleri arasındaki farkı anlaması gerekir. Hepsi kişiye sıkıntı ve acı verir. Cezalandırma bir suç olduğunda, bir yasa çiğnendiğinde adaleti yerine getirmek için uygulanır. İsa Mesih’i kabul etmeyenlerin günahlarıyla ilgili, “Böyleleri Rab’bin varlığından uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar” (2. Selanikliler 1:9) denilmiştir. Bu, Tanrı’nın adaletinin sağlanması için yerine gelecektir. Tanrı kendi çocuklarını cezalandırmaz.

Dayakla yola getirme özel bir suç varsa uygulanır ve nedeni de düzeltme ve yeniden yapılandırma, yola getirmedir.

Dayakla yola getirmenin cezalandırma gibi, adaleti yerine getirme özelliği yoktur.

Terbiyeyse, terbiye edilen kişide bulunan hataları düzeltme amaçlıdır, suçlu olmakla ilgisi yoktur. Amaç adaleti yerine getirmek değil, hatalardan ve yanlışlardan uzaklaştırmak, iyileştirmektir. Tanrı, çocuklarını pak olmayan şeylerden arındırmak için terbiye eder.

Terbiye etmek, Baba Tanrı’nın sevgisinin dışavurumudur. Terbiyenin getirdiği acıyla yasa altında cezalandırılmaktan kurtulmuş olanların yaşamında Tanrı’nın kutsallığıyla uyum içinde olmayan şeylerden aklanması sağlanır.

Terbiye edilmenin amacı ürün vermektir: “Terbiye edilmek başlangıçta hiç tatlı gelmez, acı gelir. Ne var ki, böyle eğitilenler için bu sonradan esenlik veren doğruluğu üretir” (İbraniler 12:11).

Tanrı’nın kurtulmuş olanlar için başka bir sağlayışı da, kudretinin aşkın büyüklüğünü tecrübe edebilmeleridir. İman eden kişi kendi gücü ve yoluna göre yaşamaya terk edilmez. Pavlus Efes’teki kutsallara (tüm inanlılar kutsallardır) usanmadan kendileri için şöyle dua ettiğini yazmıştı: “Bunun için, Rab İsa’ya iman ettiğiniz ve bütün kutsalları sevdiğinizi duyduğumdan beri ben de sizin için sürekli şükrediyor, sizi dualarımda hep anıyorum. Rabbimiz İsa Mesih’in Tanrı’sı, yüce Baba, kendisini tanımanız için size bilgelik ve vahiy ruhunu versin diye dua ediyorum. O’nun çağrısından doğan umudu, kutsallara verdiği mirasın yüce zenginliğini ve iman eden bizler için etkin olan kudretinin aşkın büyüklüğünü anlamanız için, yüreklerinizin gözleri aydınlansın diye dua ediyorum.

Bu kudret, Tanrı’nın Mesih’i ölümden diriltirken ve göksel yerlerde sağında oturturken O’nda sergilediği üstün güçle aynı etkinliktedir. Tanrı O’nu bütün yönetimlerin, hükümranlıkların, güç ve egemenliklerin, yalnız bu çağda değil, gelecek çağda da anılacak bütün adların çok üstüne çıkardı. Her şeyi ayakları altına sererek O’na bağımlı kıldı. O’nu her şeyin üzerinde baş olmak üzere Kilise’ye verdi. Kilise O’nun bedenidir, her yönden, her şeyi dolduranın doluluğudur” (Efesliler 1:16-23.) Kutsal Kitap boyunca Tanrı’nın sonsuz kudretinin bundan daha iyi tanımlandığı hiçbir yer yoktur. Bu güç en düşkün ve güçsüz inanlı da dahil olmak üzere tüm inanlılar tarafından kısa bir süre için bile olsa tecrübe edilebilir. Bu güç kurtuluş amacının gerçekleşmesinin bir garantisidir.

Tanrı, sevgisiyle Mesih’te bize her şeyi verdiği, kendi kutsallığıyla uyum içinde olmayan şeylerden bizi arındırdığı ve bizim yaşamımızı sonsuz gücüyle her an devam ettirdiği için, kurtulmuş olanlara ait, kurtuluşla birlikte gelen harika bir sağlayış da vardır.