Bölüm 16

Kurtuluşun Kesinliği

Çok sayıda Hıristiyan kendi kurtuluşları konusunda güvene sahip olmadan yaşamlarına devam etmektedirler. Hatta birçokları bu konuda emin olmanın mümkün olmadığını bile düşünmektedirler. Diğerleri de Tanrı’nın son yargısında günah nedeniyle Tanrı’dan ayrı kalıp kalmayacaklarından emin olmadıkları için kurtuluş gerçeğini hiç sorgulamazlar.

Belirsizlik  gelecekte dünyanın ekonomik durumunu en çok sıkıntıya sokacak olan unsurdur. Kesinlikle insan yaşamının her alanında vazgeçilmez ve paha biçilmez bir değere sahiptir. Aynı şekilde, kurtulmuş olanların ruhsal yaşamında da en önemli yeri almaktadır. Hamt olsun ki, Tanrı’nın Söz’ü bu önemli konuda insanı karanlıkta bırakmamıştır.

Kişi Kurtuluşundan Nasıl Emin Olabilir?

Kurtulmuş olmak ya da olmamak hakkındaki tüm şüphelerin üç nedeni vardır. İlk olarak kişi kendi duygularını göz önünde bulundurmaya eğilimli olabilir. Kurtulmuş kişinin yaşamında duygular, alması gereken yeri aldığında, o zaman kurtuluşla bir ilgileri yoktur.

Belirsizlik kişinin kurtulmak için yeterince iyi olmadığı duygusuna sahip olmasından da kaynaklanabilmektedir. Kurtuluş insanın ne kadar iyi olup olmadığına bağlı değildir. Tanrı’nın iyiliğine, sevgisine ve insanın bunu kabul etmesine bağlıdır.

Son olarak da belirsizlik insanın kurtuluşu mantıksallaştırmaya çalışmasından kaynaklanabilir. İnsan kurtuluşu mantıksallaştırmaya başladıkça imandan uzaklaşır. İman kurtuluş için Tanrı’nın insandan beklediği tek şarttır; bunda belirsizliğe sahip olmak, mantıksallaştırma nedeniyle olabilir ki, o zaman şüphe basit imanın yerini alır.

Söz verip yerine getirmesiyle tanınan birisi bir şey yapacağını vaat ederse, sözü kabul edilir ve etrafındaki kişiler bu adamın sözünü yerine getireceğinden emin bir şekilde hareket ederler. Tanrı da dürüstlüğüyle tanınır. Yalan söyleyemez (Titus 1:2). “Tanrı insan değil ki, yalan söylesin; insan soyundan değil ki, düşüncesini değiştirsin. O söyler de yapmaz mı? Söz verir de yerine getirmez mi?” (Çölde Sayım 23:19). Bu nedenle Tanrı’nın Söz’ünde söyledikleri insan tarafından tereddütsüz kabul edilebilir. Tanrı’nın Söz’ü her zaman kurtuluş hakkındaki bilginin temel kaynağı olmalıdır. Kurtuluştan söz ederken Tanrı yorum gerektirmeyen çok kesin ve açık terimler kullanmaktadır; fakat bazen bunları tekrar tekrar vurgulamaktadır, çünkü insanın sahip olduğu önyargılar bu terimlerin kesinliğini bulanıklaştırmaktadır.

İnsanın sahip olduğu kurtuluşla ilgili en kesin tanımlardan birini İsa kendisi yapmıştır: “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir” (Yuhanna 5:24).

Sözlerine, “Size doğrusunu söyleyeyim” diye başlamasına dikkat edin; sanki insanın gerçek olana güvenmekteki yavaşlığı ve yetersizliği nedeniyle güçlü bir şekilde sözlerinin doğru olduğunu tekrar vurgulamak gerekiyormuş gibi konuşmaktadır. Sonra, “Söyleyeyim” diyerek söyledikleri üzerinde tüm yetkiye sahip olanın kendisi olduğunu belirtmektedir.

Bunu izleyen ifadeler dolaysız olarak Tanrı’nın sözü ve gerçek olarak kabul edilmelidirler. Bunları sorgulamak Tanrı Oğlu’nun gerçekliğini sorgulamaktır.

İsa iman eden herkes için sonsuz yaşam olduğunu söylemiştir. Bu kişiler belki bir gün sonsuz yaşam sahibi olabilir ya da öldükten bir zaman sonra gelecekte buna kavuşacaktır dememiştir. İman eden herkes buna sahiptir. İsa şimdiki zamanda sahip olmaktan söz etmektedir. Bu yaşam sonsuz olduğu için sona ermez, ölmez. Fiziksel yaşam gibi ölümlü değildir. Aynı zamanda hem sonsuz yaşama sahip olup hem de bu zamanda ve sonsuzluk boyunca kurtulmamış olmak mümkün değildir. Bu tek ifade yeterli olduğu halde İsa devam eder. İman eden kişi yargılanmayacaktır. İman eden kişinin günahları için olan yargıyı İsa kendi üzerine almıştır. Bu nedenle de iman eden kişiyi bekleyen bir yargı yoktur. Kişi yargılanmayacaksa o zaman kurtulmuş olmalı ve şimdi kurtulmuş olmalıdır. İman eden kişinin şu andaki durumunu açıklayan üçüncü bir ifade bile vardır. Bu kişi ölümden yaşama geçmiştir. Bu, kişinin kaybolmuşluk (ölüm) konumundan kurtulmuşluk (yaşam) konumuna geçtiğini ifade eder. Bu olup bitmiş, halihazırda tamamlanmıştır.

Tanrı’nın oğlu tarafından bizzat açıklanmış olan bu üç ifadeye bakarsak, iman eden her kişinin hemen kurtuluşu da almış olması hakkında sorgulanabilecek hiçbir şey olmadığını görürüz.

Kişinin aklında şüphe uyandırabilecek tek soru muhtemelen, “Acaba ben gerçekten iman ettim mi?” sorusu olabilir. İman etmek XV. bölümde ele alınmış, Tanrı’ya koşulsuz olarak bağlı olmak ve söyleyeceklerini yerine getireceği konusunda tamamen O’na güvenmek olarak tanımlanmıştır. VII. bölümde söz edildiği gibi, kişinin günahlarının karşılığında ödenmesi gereken cezayı ödemesi konusunda İsa Mesih’e bağlı olması, günahkâr olduğunu kabul etmesi ve günah konusunda düşüncesini değiştirmesi gerekmektedir.

Bu tamamen insanla Tanrı arasındaki kişisel bir konudur. Bir kişinin iman edip etmediği başkası tarafından kesinlikle sorgulanmamalıdır.

Kişi Kurtuluşa Hâlâ Sahip Olduğundan Nasıl Emin Olabilir?

Yukarıdaki ayetler sadece iman eden kişinin şu andaki kurtuluşundan söz etmez. İman eden kişinin kurtuluşunun gelecekte de kaybolmayacağını garanti etmektedirler. Bir kez sonsuz yaşam armağanını kabul eden kişilerin sonsuz yaşamı sona ermez ya da kaybedilemez. Yargılanmayacak olanlar kaybolamazlar, çünkü yargı gününde kaybolanların sonsuza dek Tanrı’dan ayrı kalacağı ilan edilmiştir. Ölümden yaşama geçmiş olanlar artık Şeytan’ın egemenliğinden kurtulmuş (V. bölüm), Tanrı Oğlu’nun egemenliğine geçmiş ve mühürlenmişlerdir (Efesliler 1:13). Bunun değişmesi söz konusu değildir.

Kurtuluşun büyüklüğü göz önüne alınırsa, bunun, yaratılışın sahip olduğu hiçbir ölçüyle ölçülemeyeceği anlaşılır. Kurtuluşun büyüklüğünü sadece Tanrı’nın sonsuz olan terimleri tanımlayabilmektedir.

Eğer bir kez kurtulmuş olan kişi tekrar kaybolabilseydi, o zaman kurtuluş gerçek olamazdı; çünkü o zaman kurtuluş için bir zaman sınırlaması olmuş olurdu. Bir kişi kurtuluyor, birkaç yıl böyle kalıyor ama sonra bu değişiyorsa, o zaman kurtuluş geçici bir iş olurdu. Oysa Tanrı sonsuz olduğu için işleri de sonsuzdur (İbraniler 5:9).

Tanrı’nın insanı kurtarmak konusunda yaptığı her şey doğası gereği başarısızlığa yer vermemektedir. Bu, Tanrı’nın işinin doğasına aykırıdır. Günahın cezasından kurtuluş İsa Mesih’in lekelenemez, bozulamaz, kirletilemez kanı sayesinde mümkündür.

Bu ödenmiş olan bedel hiçbir zaman değerini yitiremez. İsa Mesih tarafından ödenmiş olan bu bedel kesin ve sonsuz bir kurtuluşu garanti etmektedir (İbraniler 9:12). Bir kez kurtulmuş kişi bir daha yasa karşısında suçlu olamaz.

Aklanma, Tanrı’nın iman eden kişinin kendi doğruluğu yerine İsa Mesih’in sonsuz doğruluğunu saymasıdır. Bu doğrulukta herhangi bir kusur bulunamaz. Bu, insanın günahlarının İsa’nın hesabına aktarılmasıyla ve O’nun tüm bunların cezasını ödemesiyle mümkün olmuştur. Tanrı’nın adaletinin gerektirdikleri bu kurbanla tamamen karşılandığından, kişinin aklanması için ödemesi gereken başka bir bedel kalmamıştır.

Tanrı’nın adaleti tamamen yerine geldiğine göre, o zaman Tanrı’nın bu kişiler için olan sevgisini durdurabilecek hiçbir şey de yoktur. Kurtulmuş, aklanmış ve Tanrı’yla barışmış olan bu kişiler O’nun sonsuz sevgisinin bir dışavurumu olan lütfunun değişmez nesneleridirler. Bu kişiler Tanrı’nın sınırsız gücünün, İsa Mesih’i ölümden diriltirken ve göksel yerlerde sağında oturturken sergilediği gücünün nesneleridirler.

Yeniden doğan kişi Tanrı’nın egemenliğine aynı insan ırkına doğduğu gibi doğar (Yuhanna 1:13), tanrısal doğaya ortak olur ve bu nedenle de artık günah işleyemez (1. Yuhanna 3:9). İnsanı Tanrı’dan günah ayırmıştır. Ruhsal yaşamda günah işlenemediği için de asla Tanrı’dan ayrılmak da söz konusu değildir.

Yeniden doğmuş olan kişi yeni bir yaratıktır ve yeni bir yasaya dahil olur. “İsa Mesih tarafından verilmiş olan sonsuz yaşamda, lütuf, doğruluk aracılığıyla hüküm sürmektedir.”

Oğlunun ölümüyle Tanrı’yla barışmış olanlar şimdi O’nun gökte sürdürdüğü yaşam sayesinde kurtulacaklardır. Çünkü Oğul bu kişiler için yalvarışta bulunmak adına orada yaşamaktadır.

Kurtarış yalnız Tanrı’ya ait olduğu, lütuf aracılığıyla alındığı, insan tarafından hiçbir katkıda bulunulmasına imkân vermediği için bu kurtuluşun başarısızlığa uğrama şansı da hiç yoktur.

İsa Mesih’e iman eden kişinin kurtuluşu kesindir ve Tanrı’nın kendi varlığı sürdükçe varlığını sürdürecektir.

Kutsal Kitap’ta kurtuluşun kesinliğini belirten birçok ayet vardır ama burada özellikle birisinden alıntı yapmak istedik: “Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler. Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse benim elimden kapamaz. Onları bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba’nın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez” (Yuhanna 10:27-29).

Tüm bunların ışığında, kimsenin kurtulup kurtulmadığı ya da kurtarışının sonsuzluk boyunca sürüp sürmeyeceği hakkında şüphe duymasına gerek var mıdır?

Not: İmanlıların kurtuluş güvencesi hakkında yazarın Shall Never Perish (Asla Mahvolmayacak) adlı geniş kapsamlı bir çalışması bulunmaktadır.