Bölüm 17

Tanrı İnsanı Neden Kurtarmaktadır?

Kişi, insanın günahının Tanrı önündeki korkunç durumunu ve Tanrı’nın her şeye gücünün yettiğini, hatta insanı günahından dolayı yok edip, yerine başka bir varlık yaratmaya bile gücünün yettiğini göz önünde bulundurunca akla başka bir soru gelmektedir. O da; Tanrı insanı neden kurtarmaktadır?

İnsan Mahvolmayacaktır

Bu sorunun ilk cevabı Yuhanna 3:16’da bulunabilir: “Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik oğlunu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.” Tanrı’nın insana dair amacı budur. Tanrı, kendi önünden, gücünün görkeminden uzaklaştırılmanın bitip tükenmez yıkımını, kimsenin bilemeyeceği kadar iyi bilmektedir (2. Selanikliler 1:9). Kurtulmamış kişiler bunu yaşayacaklardır. Günah aracılığıyla kendi düşmanı haline gelmiş olsalar bile Tanrı, sevgisi ve oğluyla ödediği bedel sonucunda, yaratılmış olanı ödemek zorunda olduğu bu bedelden kurtarmıştır. İnsan için mahvolmaktan kurtulmuş olmanın önemi öyle büyüktür ki, sonsuzluğun bu tarafında yaşayan bizler bu önemi çok az bile olsa anlayamayız.

İyi İşler

Bazıları hafife alarak ve yanlış yaparak kurtuluşun “cehennemdeki ateşten kurtulmak için bir yangın çıkışı” gibi olduğunu söylerler.

Onlar için kurtuluşun en büyük önemi şimdiki yaşamlarındadır.

Bu doğrudur, çünkü Tanrı’nın insanı kurtarmasının nedenlerinden birisi de insanın bu dünyadaki yaşamıdır. Ama sonsuz olan sınırlı olandan çok daha üstün olduğu için kurtuluşun sonsuz değeri bu dünyada olan her türlü geçici değerden daha ağır basar. Ayrıca, kurtulmuş kişi için Tanrı’nın dünyasal yaşamdaki amacı sonsuz değerlerin orada ürün vermesidir. Kurtuluşun iyi işler sonucu değil, lütuf yoluyla verilmesi sayesinde kurtulmuş olanların iyi işler yapmaya fırsatları olabilmektedir. “Çünkü biz Tanrı’nın yapıtıyız. O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa’da yaratıldık” (Efesliler 2:10). Tanrı insanı iyi işlerinden dolayı kurtarmaz, ama bu, insanın iyi işler yapabilmesini mümkün kılar. Tanrı insanı hem kötü dünyadan hem de karanlığın güçlerinden daha önce yaptığı gibi günahkâr yaşam sürmeye devam etsin diye kurtarmamıştır. Tanrı’nın kurtarıştaki amaçları sonsuzdur, Tanrı’nın varlığını dünyasal olarak yansıtabilsin diye  kurtulmuş olan insana yeni bir doğa verilir. Pavlus, “Kesinlikle hayır! Günah karşısında ölmüş olan bizler artık nasıl günah içinde yaşarız?” (Romalılar 6:2) der ve Titus’a da, “Bu güvenilir bir sözdür. Tanrı’ya iman etmiş olanların, kendilerini iyi işlere vermeye özen göstermeleri için bu konularda ısrarlı olmanı istiyorum. Bunlar insan için iyi ve yararlıdır” (Titus 3:8) diye yazar. Titus tarafından bu sözler sürekli hatırlatılarak iyi işlerin devamı sağlanmalıdır.

Tanrı’nın kurtulmuş olan her kişi için amacı bu kişinin iyi işler yapmasıdır. Artan ölçüde lütfu üzerlerinde bulunarak onlara her şeyi sağlasa bile, Tanrı onların da iyi işlere katkıda bulunmalarını ister.

“Her zaman, her yönden, her şeye yeterli ölçüde sahip olarak her iyi işe cömertçe katkıda bulunabilmeniz için, Tanrı her nimeti size bol bol sağlayacak güçtedir” (2. Korintliler 9:8).

Bu iyi işlerin ne olduğunu anlamak da önemlidir. İlk olarak, iyi işleri sadece belirli kişiler yapabilirler. Bunlar, Mesih İsa’da iyi işleri yapmak üzere yaratılmış olanlardır. Sadece kurtulmuş olanlar Tanrı tarafından iyi olarak görülüp kabul edilecek işleri yapabilirler.

Tekrarlarsak, kurtulmuş olanlar tarafından yapılan her iş ‘iyi iş’ değildir. Kurtulmuş olanların ‘iyi işleri’ “önceden imanlılar içinde yer alsın diye” planlanmıştır. Bunlar Tanrı’nın kendi isteği ve iradesine göre önceden hazırlanmış olan işlerdir. Bu nedenle, kurtulmuş kişiler tarafından yapılan iyi iş gibi görünen birçok şey, insanların kendi irade ve planlarına uygun olup Tanrı’nın önünde ‘iyi iş’ olmaktan uzaktırlar.

Bu işlerin iyi olabilmeleri için, insana değil de Tanrı’ya görkem veren işler olmaları gerekir. “Sonuç olarak, ne yer ne içerseniz, ne yaparsanız, her şeyi Tanrı’nın yüceliği için yapın” (1. Korintliler 10:31). “Söylediğiniz, yaptığınız her şeyi Rab İsa’nın adıyla, O’nun aracılığıyla Baba Tanrı’ya şükrederek yapın” (Koloseliler 3:17).

Günümüzün sosyal yardımlaşma derneklerinin işleri daha çok sempati duygularından kaynaklanmakta ve fedakârlıklarla yerine getirilmekte olduğu halde, Tanrı’nın gözünde bunlar iyi iş değildirler, çünkü Tanrı tamamen bu işlerin dışında bırakılmaktadır.

Kurtulmuş insanlar tarafından yapılmamaktadırlar. Tanrı tarafından önceden planlanmış ve görkemini yansıtan işler değillerdir. Bu işlerin değersiz olduğu söylenemez, ama bu değer geçici bir değerdir ve Tanrı’nın sonsuz değerler içeren kurtarış işiyle hiçbir ilgisi yoktur.

Sosyal yardım işleri ihtiyaç içindeki kişinin sadece geçici ihtiyacını karşılamak için yapılmadığında, aynı zamanda ruhsal ve sonsuz kurtuluş yardımını da beraberinde getirdiğinde bu işler Tanrı’nın kurtarış amacına uygun ‘iyi işler’ halini alırlar.

İyi işler, içlerinde Tanrı’nın kurtarış programı hakkındaki mesajı bulundurduklarında o zaman iyi iş olurlar ve asıl hedef olmaktan çıkarlar. Bir zincir oluşturarak Tanrı’nın görkemine övgü getirirler.

Lütfunun Görkemi

Tanrı insanı sadece kendisinden sonsuzluk boyunca ayrı olmak cezasından kurtarmayı ve insanların iyi işler yapmasını sağlamayı göz önünde bulundursaydı, o zaman kurtarış şimdiki durumundan faklı ve bir şekilde eksik kalmış olurdu. O zaman Tanrı’nın insanı, Âdem’in Aden bahçesinde sahip olduğu eski konumuna getirmesi yeterli olurdu.

Orada insan Tanrı’yla sonsuz mutluluk, paydaşlık ve iyi işlere devam edebilirdi.

Ama daha önce de gördüğümüz gibi Tanrı, insanı Âdem’in ilk durumuna getirmekten çok daha fazlasını gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak Tanrı’nın insanı kurtarması için daha büyük ve önemli bir nedeni olmalıdır ve böyle bir nedeni vardır.

Tanrı’nın sevgisi insan için imkânsız olan şeyleri kurtuluşla sunmasını mümkün kılmış ve ifade edilemeyecek kadar bol bir şekilde Tanrı sevgisini insana sunmuştur. İsa Baba’ya şu şekilde dua etmiştir: “Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar. Ben onlarda, sen bende olmak üzere tam bir birlik içinde bulunsunlar ki, dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlasın” (Yuhanna 17:22, 23).

Tanrı’nın kurtarış işinin bir parçası olarak Mesih’in görkemi kendisini kabul edenlere verilmiştir. Bu, Tanrı’nın bu kişilere karşı sevgisinin dışavurumu olarak ifade edilmektedir.

Efesliler 2:7 kurtuluşta bir düzen olduğunu öğretmektedir: “Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar ve kızlar olalım diye bizi önceden belirledi. Öyle ki, sevgili oğlunda bize bağışladığı yüce lütfu övülsün.” Efesliler 1:5, 6 kurtulmuş olanların önceden belirlenmiş olduğunu  söyler. “Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca İsa Mesih aracılığıyla kendisine oğullar olalım diye bizi önceden belirlerdi. Tam bir bilgelik ve anlayışla üzerimize yağdırdığı lütfunun zenginliği sayesinde Mesih’in kanı aracılığıyla Mesih’te kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk.”

“Gökler Tanrı’nın görkemini açıklamakta, gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta” (Mezmurlar 19:1).

Bu görkem Tanrı’nın yaratıcı gücünün görkemidir. Tanrı’nın kurtarış işi tamamlandığında ve bu çağda kurtulmuş olanlar Tanrı’yla mükemmel bir uyuma getirildiğinde o zaman sadece Tanrı’nın yaratıcı gücünün görkemi değil, aynı zamanda Tanrı lütfunun görkemi de görülecek ve övülecektir.

Bu, Tanrı’nın görkeminin en üst noktasıdır ve Tanrı bu çağda bunu yerine getirmek için insanları kurtarmaktadır.

Lusifer, Tanrı’ya ait olan görkemi O’na vermek istemediği için günah işlemiştir. Âdem ve tüm insan ırkı da günah yüzünden Tanrı’yı tanrı olarak yüceltememişlerdir. Tanrı insanı, kaybolmuş ve isyankâr yaratığını kurtararak, Yaratıcı olarak sahip olduğu ve kaybolmuş olan görkemini kazanmakla kalmamış, Kurtarıcı olarak bundan çok daha yüce bir görkem kazanmıştır.

Eğer insan kendi kurtuluşuna küçük de olsa bir katkıda bulunabilseydi, o zaman Tanrı’nın sahip olduğu lütuf ve görkeminin övgüsü o kadarcık bile olsa azalmış olurdu. O zaman Tanrı insanın katkıda bulunduğu şey için övülemezdi. Tanrı’nın lütfunun yüceltilmesi kusur ya da zarar verilemez bir şekilde kesin olmalıdır. Sınırsız olan Tanrı,  görkeminde küçük de olsa bir eksilmeyle sınırlı olamaz.

Bu nedenle insan çabası ve işleri kurtuluşa bir başka faktör olarak katılmamaktadır; Tanrı’nın önünde hiç bir beden yüceltilmeyecek, görkemi alamayacaktır (1. Korintliler 1:29).  Kurtuluşun temel prensibi lütufla alınabilmesidir.

Kurtuluş sürecinde Tanrı insanda olan iyi şeyleri kötülerinden ayırarak insanı kurtarmaz. Tamamen kaybolmuş ve suçlu olan günahkârı alır ve onları kendi çabalarından arındırarak kendi göksel seviyesine ve görkemine yükseltir, öyle ki sonunda kendi lütfu yüceltilsin.

Tanrı’nın kurtuluştaki büyük amacı kendi lütfunun yüceliğinin övülmesidir. Bu sayede Tanrı’nın insanı (isyan ederek Tanrı gibi olmaya çalışan) yok etmeyip, bunun yerine gerçekten onu alıp, değiştirip, ona en başta isyan ederken istediği üstün konumu vermiştir. Lütfun bundan daha yüce bir şekilde dışavurumu olamaz. Bu eylemden daha fazla Tanrı lütfunun yüceliğinin övülmesini gerektiren daha üstün bir şey olamaz. Bu aynı zamanda Tanrı’nın neden insanın günah işlemesine izin verdiğini de açıklamaktadır.

“Tanrı’nın zenginliği ne büyük, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O’nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır!

Rab’bin düşüncesini kim bilebildi?
Ya da kim O’nun öğütçüsü olabildi?
Kim Tanrı’ya bir şey verdi ki,
Karşılığını O’ndan isteyebilsin?

Her şeyin kaynağı O’dur; her şey O’nun aracılığıyla, O’nun için var oldu. O’na sonsuza dek yücelik olsun. Âmin.” (Romalılar 11:33-36).