Bölüm 2

Bu Denli Büyük Bir Kurtuluş

İşin başındayken, bu kitapçıkta kurtuluş kavramını hangi anlamda kullandığımızı açıklamak yararlı olacaktır. Webster sözlüğü kurtuluşu şöyle tanımlıyor: 1) Kurtarma eylemi; yıkımdan ya da felaketten korumak. 2) Teolojik anlamı. Günaha tutsaklık ve günahın sonuçlarından özgür kılmak; günah ve sonsuz ölümden kurtarmak… O halde kurtuluş, günah ve günahın sonuçlarından özgür olmaktır. Yıkım ya da felaketten korunmaktır. Korunma olduğu için kurtuluş geçici bir deneyim olamaz. Kalıcıdır.

Oysa kurtuluş, günaha tutsaklık ve günahın sonuçlarından özgür olmak ve yıkımdan korunmaktan çok daha fazlasını içerir. Tanrı’nın insanı yetkin bir duruma getirmesini de kapsar. Günahın sonuçlarından kurtardığı herkes için amacı budur.

Kutsal Kitap’ı dikkatle okuduğunuzda kurtuluşun her dönemde aynı anlama gelmediğini rahatlıkla görebilirsiniz. Her dönemde, günahın sonuçlarından ve sonsuz ölümden kurtarılmanın aynı olduğunu görürüz. Tanrı hiçbir dönemde insanı geçici bir süre için kurtarıp eski kayıp durumuna dönmesine izin vermez. Bununla birlikte, kurtulanlar için Tanrı’nın amacı farklı dönemlerde büyük farklılıklar gösterebilmektedir.

Örneğin: “…bütün İsrail kurtulacaktır… yazılmış olduğu gibi, Kurtarıcı Siyon’dan gelecek, Yakup soyundan tanrısızlığı uzaklaştıracaktır” (Romalılar 11:26). Hezekiel 11:19, 20 ve 36:24-28 ayetlerine de bakabilirsiniz. Bu kurtuluşta her İsrailli, bütün ulus kurtarılıp, Esenlik Prensi’nin egemenlik süreceği krallığa girecektir. Bu kurtuluşta göksel bir konum yoktur, çünkü İsrail dünyada yaşayan bir ulus olmaya devam etmektedir.

Var olan dönemden yedi yıl sonra ve yukarıda sözü edilen egemenlikten önce bir başka grup kurtarılacaktır. Bu dönemin en azından yarısında, “…öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır” (Matta 24:21). Bu dönemde, “…her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık…” kurtulacaktır. “Tanrı’nın tahtı önünde duruyor, tapınağında gece gündüz O’na tapınıyorlar” (Vahiy 7:9-17). Tanrı’nın amacına göre bu zamanda kurtulanlar göksel bir halk ve tapınağında hizmetkârlar olacaklardır.

Vaftizci Yahya kendisinden söz ederken damadın arkadaşı olduğunu söylemişti (Yuhanna 3:29). Eski Antlaşma döneminin en son peygamberi olduğu için, bu, Eski Antlaşma peygamberlerinin, damadın arkadaşı olduklarını düşündürmektedir. Bu çağda (İsa Mesih’in ölümü, dirilişi ve göğe alınışından sonra) kurtulanlarınsa, Tanrı Oğlu’nun benzeyişine dönüştürülmek üzere önceden belirlendiği söylenmektedir (Romalılar 8:29).

Bunlara Mesih’in bedeni (Koloseliler 1:24) ve Kilise’si (Efesliler 5:25-32) denmektedir. Baba ve Oğul bir olduğu gibi onların da Baba Tanrı’yla bir olmaları gerekmektedir (Yuhanna 17:21). Tanrı’nın yarattıklarının yükselebileceği en yüksek konum budur.

Kurtuluş kavramını bu çağa uyguladığınızda, Tanrı’nın insanı günahın sonuçlarından kurtardığını, Oğul’un benzeyişine dönüştürdüğünü ve kendisi ve oğluyla yetkin bir birliğe getirdiğini görürüz. Bu kurtuluş, insana verilmiş en önemli kavramdır. Yazılmış ve insan ağzından çıkmış en önemli sözcüktür. Kutsal Kitap’ın, “…bu denli büyük bir kurtuluş” (İbraniler 2:3) demesine şaşmamalı.

Günümüzde geçerli olan ve şu anda yaşayanlara sunulan, ilerleyen sayfalarda işlenen, işte bu büyük kurtuluştur.

İçerdikleri Nedeniyle Bu Denli Büyüktür

Tanrı, kurtardığı kişileri bu kadar yüksek bir konuma koymak için, insanlarla birlikte pek çok şey yapar. Bunların bir kısmı burada sayılmış, daha sonraki bölümlerde de açıklanmıştır. Karanlığın gücü denilen İblis’in egemenliğinden kurtuluş ve Tanrı’nın kutsal yasasının cezası ya da lanetinden fidye aracılığıyla kurtuluş vardır. Sonsuz bir yaşam için Tanrı’dan yeniden doğuş verilir. İnsan, Mesih İsa’da yeni yaratılışın bir parçası haline getirilir. İnsanın içinde sonsuza dek yaşasın diye Kutsal Ruh verilir ve bu kişiler aynı Ruh’la mühürlenirler.

İnsan, İsa Mesih’in yaptıkları sayesinde Tanrı önünde doğru bir yere ve konuma sahiptir; bütün ruhsal gereksinimleri için Tanrı’nın sağlayışına bağlıdır. Günahtan kurtuluş ve dünyadaki yaşamı için gerekenler sağlanmıştır. Baba’nın huzurunda Oğul’un yalvarış ve savunmasından yararlanır. Baba tarafından yola getirilir. Bedenin bozulması ve ölümlü olmasından kurtulmuştur. Tanrı Oğlu’nun benzerliğine dönüştürülür. Baba Tanrı ve Oğul Tanrı ile bir olur. Sonsuzluk boyunca sevgiyle Tanrı’nın huzurunda olacaktır.

Bütün bunlar Tanrı’nın hazırladığı ve insanlara karşılıksız olarak sunduğu kurtuluşun bir parçasıdır. Bütün bunlar içinde insan aklının alamayacağı bir büyüklük saklı olsa da, insanlar kabul ettikleri takdirde bu kurtuluşa sahip olabilirler.

Bütün İnsanlara Sunulduğu İçin Bu Denli Büyüktür

Kurtuluş her çağda aynı olmasa da, şu ya da bu şekilde, bütün insanlar için edinilmiş ve insan ırkının her bir üyesine sunulmuştur. Aşağıdaki ayetler kurtuluşun bütün insanlar için olduğunu gösterir:

“İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran günah kuzusu” (Yuhanna 1:29).

“Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik oğlunu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yuhanna 3:16).

“Çünkü Tanrı’nın ekmeği, gökten inen ve dünyaya yaşam verendir” (Yuhanna 6:33).

“Ben yerden yukarı kaldırıldığım zaman bütün insanları kendime çekeceğim” (Yuhanna 12:32).

“…bir adamın (İsa Mesih) söz dinlemesiyle birçoğu da doğru kılınacaktır” (Romalılar 5:19).

“Şöyle ki, Tanrı insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı” (2. Korintliler 5:19).

“O bütün insanların kurtulup, gerçeğin bilincine erişmesini ister” (1. Timoteos 2:4).

“…kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır” (1. Timoteos 2:6).

“Çünkü umudumuzu bütün insanların, özellikle iman edenlerin kurtarısıcı olan diri Tanrı’ya bağladık” (1. Timoteos 4:10).

“Çünkü Tanrı’nın bütün insanlara kurtuluş sağlayan lütfu ortaya çıkmıştır” (Titus 2:11).

“Ama meleklerden biraz aşağı kılınmış İsa’yı, Tanrı’nın lütfuyla herkes için ölümü tatsın diye çektiği ölüm acısı sonunda (…) görüyoruz” (İbraniler 2:9).

“O bizim günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışladı” (1. Yuhanna 2:2).

“Baba’nın oğlunu dünyanın kurtarıcısı olarak gönderdiğini gördük, şimdi buna tanıklık ediyoruz” (1. Yuhanna 4:14).

Bütün bu ayetler, kurtuluşun insan ırkının her bir üyesi için elde edilebilir olduğunu göstermektedir.

Bununla birlikte, Kutsal Kitap bütün insanların kurtulacağını söylemez. Bu denli büyük bir kurtuluşu reddetmek, hatta göz ardı etmek ve sonsuza dek kaybolmak üzücü de olsa mümkündür. (XX. bölüme bakınız.)

Başaracakları Nedeniyle Bu Denli Büyüktür

Kurtuluşun ne denli büyük olduğunu, Tanrı’nın evreni yaratırken yaptıklarıyla insanı kurtarmak için yaptıklarını karşılaştırdığımızda da görebiliriz. Tanrı gökleri ve yeri yarattığında, sözü aracılığıyla bunların oluşmasını sağlamıştır: “Gökler Rab’bin sözüyle, gök cisimleri ağzından çıkan solukla yaratıldı” (Mezmurlar 33:6). “…göklerin çok önceden Tanrı’nın sözüyle var olduğunu, yerin sudan ve su aracılığıyla şekillendiğini…” (2. Petrus 3:5). Yaratılış kitabının birinci bölümünde yedi kez şu sözleri ya da benzerlerini görürüz: “Tanrı (…) olsun diye buyurdu ve (…) oldu.” Her defasında Tanrı’nın buyruğu yerine gelmiştir.

Tanrı sadece gökleri ve yeri sözü aracılığıyla yaratmakla kalmamıştır, bütün bunları aynı güçle bir arada tutmaktadır (İbraniler 1:3). İnsanın dünyada ve dünya üzerinde yaşamda gördüğü her şey, doğa güçleri ve göklerdeki yıldızlarla yörüngeleri, Tanrı’nın sözünün gücüyle durmaktadır. Bunların hepsi, Tanrı’nın her şeye gücünün yettiğini gösterir.

Fakat Tanrı, sözüyle insanlar için kurtuluşu sağlayamazdı (bunu saygıyla söylüyoruz). İnsanın Tanrı’nın sözüyle, ölümsüz bir tohumdan doğduğu doğrudur (1. Petrus 1:23).

Fakat bu ancak, Tanrı’nın sevgisinden kaynaklanan, fedakâr bir şekilde gerçekleştirdiği işlerle mümkündür.

 Bunun neden gerekli olduğu ve bu işin ne olduğu VII. bölümde ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Burada söylemek istediğimiz, bu iş olmadan Tanrı’nın her şeye gücünün yetmesinin dahi insanı kurtaramayacağıdır. Aşağıda sıraladığımız Kutsal Kitap ayetlerinde, olanların, Tanrı’nın oğlunu vermesine bağlı olduğunu ve vurgunun Oğul’un ölümü üzerinde olduğuna dikkat edin.

 ”Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik oğlunu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun” (Yuhanna 3:16). “Biricik Oğul” verilmeseydi, insan mahvolur ve sonsuz yaşama kavuşamazdı.

 ”Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için, İsa ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı insan yapısını aldı. Bunu ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca köle olanların hepsini özgür kılmak için yaptı” (İbraniler 2:14, 15). İsa Mesih’in işleri aracılığıyla İblis’in işleri etkisiz hale getirilmiş ve insan ölüm kurkusundan kurtarılmıştır.

 ”Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla, doğru kişi olarak, doğru olmayanlar için günah sunusu olarak, ilk ve son kez öldü. Bedence öldürüldü, ama ruhça diriltildi” (1. Petrus 3:18). Mesih öldürülmeseydi insanla Tanrı’yı barıştıramazdı.

“Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım” (2. Korintliler 5:21). Ancak insanın günahları Mesih’e yüklendiğinde ve bedeli Mesih’in ölümüyle ödendiğinde Tanrı insanı doğru sayabilmektedir.

“İbrahim’e sağlanan kutsama Mesih İsa aracılığıyla uluslara sağlansın ve bizlere vaat edilen Ruh’u imanla alalım diye, Mesih bizim için lanetlenerek bizi yasanın lanetinden kurtardı” (Galatyalılar 3:13, 14). Mesih’in lanetlenmesi, insanın imanla Ruh’u alabilmesi için önkoşuldur.

“Mesih bizi her suçtan kurtarmak, arıtıp kendisine ait, iyilik etmekte gayretli bir halk yapmak üzere kendini bizim için feda etti” (Titus 2:14). Mesih’in ölümünden ayrı bir şekilde, Tanrı’nın bakış açısına göre iyi işler yapan kimse olamaz.

“…bir adamın söz dinlemesiyle birçoğu da doğru kılınacaktır” (Romalılar 5:19). Bu söz dinlerlik şöyle ifade edilmiştir: “Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı” (Filipililer 2:6-8).

Yukarıdaki ayetler, kurtuluşun Tanrı Oğlu’nun yaşamını vermesi dışında başka bir şekilde mümkün olmadığını gösterir.

Tanrı’nın oğlu yukarıdaki konumundan buyurduğunda gök ve yer var olmuştur.  İsyankâr ve kayıp insan ırkının kurtarılması gerektiğinde, evreni yaratan, görkemli konumunu bırakmıştır.

Günahkâr insan yapısını alıp, insanı İblis’in gücünden özgür kılmak ve yasanın lanetinden fidyeyle kurtarmak için  yaşamını çarmıhta feda etmiştir.

Tanrı Oğlu’nun ölümüyle ifade edilen sonsuz sevginin ötesinde başka bir kurtuluş olamaz.

Bununla birlikte, kurtuluş sadece Tanrı’nın oğlunu vermesiyle ifade edilen sevgi aracılığıyla gelmez. Aynı zamanda O’nun gücüyle gelir. Pavlus Efes’teki Hıristiyanlar’a yazarken, Tanrı’nın bu gücünün iman eden herkes için etkin olduğunu söylüyordu. Bu kudret Mesih’i ölümden diriltip “göksel yerlerde sağında oturturken”, O’nda sergilediği üstün güçle aynı etkinliktedir. Tanrı O’nu bütün yönetimlerin, hükümranlıkların, güç ve egemenliklerin, yalnız bu çağda değil, gelecek çağda da anılacak bütün adların çok üstüne çıkardı” (Efesliler 1:19-21). Başka hiçbir yerde Tanrı’nın kudretinin böylesine büyük bir tarifini bulamayız.

Tanrı’nın oğlunun ölümünü ve Tanrı’nın sonsuz kudretinin etkinliğini gerektiren kurtuluş, “büyük bir kurtuluştan” başkası olamaz.