Bölüm 5

Karanlığın Gücünden Kurtulmak

İblis Tanrı’ya karşı isyan ettiğinde ve Tanrı’nın yıldızlarının üstünde, Yüceler Yücesi gibi olacağını söylediğinde, Tanrı kendi bilgeliğine göre (insanın bunu anlaması zordur) İblis’in egemen olacağı kendi krallığını kurmasına izin verir. Buna Tanrı’nınkine karşı bir yönetim diyebiliriz.

Tanrı insanı yarattığında kendi egemenliğine yeni bir yaratık katmış oldu. İnsan Tanrı’nın yönetiminde yaşayan bir yaratıktı. Tanrı insana onardığı dünya üzerinde yönetme ve kendine bağımlı kılma hakkı verdi. İnsan sadece Tanrı’ya bağımlıydı. Dünya için Tanrı’nın egemenliğine, evrenin bir parçası diyebiliriz.

Ne var ki, insan sadece kısa bir süre için Tanrı’ya bağlı olarak yaşadı. O da isyan etti. Gördüğümüz gibi, İblis insanı Tanrı’nın buyruğuna karşı çıkması için kandırdı. Bu davranışıyla insan Tanrı’dan bağımsız olduğunu, artık sadece kendisine bağımlı olduğunu açıklamış oldu. Bu, Tanrı’nın yönetimine karşı bir isyandı. İblis’i dinleyerek insan kendisini onun etkisine açmış ve onun gücü ve yönetimi altına girmiş oldu. Tanrı yerine İblis’e bağlılığı seçti. İnsan bu şekilde dünyayı ve üzerinde egemenlik sürdüğü her şeyi İblis’e teslim etmiş oldu. Bundan sonra insan Tanrı’ya karşı yönetimin bir parçası oldu.

İblis’in bu dünyadaki egemenlikler üzerinde hâkim olduğundan kuşkumuz olamaz.

İsa çölde denendiğinde İblis, İsa’ya yere kapanıp kendisine tapınması karşılığında bütün bu egemenlikleri kendisine vereceğini söylemişti (Matta 4:8, 9). İsa, İblis’in dünyadaki egemenliğiyle ilgili iddialarına karşı çıkmadı. İnsan kendisini ona teslim ettiğinde İblis bunlara sahip olmuştu. Bu nedenle Yuhanna şöyle yazmıştı: “…bütün dünyaysa kötü olanın denetimindedir” (1. Yuhanna 5:19).

İblis’in iddiaları öncelikle sahtecilikle tanımlanabilir. İsa onunla ilgili olarak şöyle demişti: “O başlangıçtan beri katildi. Gerçeğe bağlı kalmadı. Çünkü onda gerçek yoktur. Yalan söylemesi doğaldır. Çünkü o yalancıdır ve yalanın babasıdır” (Yuhanna 8:44). İnsanın bağlılığını yalan söyleyerek kazanmıştı.

Onun egemenliği için tekrar tekrar karanlık olduğu söylenir. (Yuhanna 1:5, Elçilerin İşleri 26:18, 2. Korintliler 4:6, Efesliler 6:12 vb.) İblis’in egemenliğine bağlı olarak insanın gerçekleştirdiği işler için de karanlığın işleri denir (Efesliler 5:11).

İblis’in egemenliğine bağlı insanlar için söz dinlemezliğin çocukları ve gazap çocukları denir (Efesliler 2:2, 3). Böyledirler, çünkü ilk insanın, Âdem’in çocuklarıdırlar ve Âdem Aden bahçesinde Tanrı’yı dinlemeyip İblis’i dinlemiştir. Bu terimler İblis’in egemenliğinde ve onun gücü altında olan herkes için geçerlidir. İnsanların kötülüğü yargıladığı gibi, özel olarak kötü olan bir grup insan için kullanılan terimler değildir. İsa, büyük saygı gören Ferisiler için, “Siz babanız İblis’tensiniz” demişti (Yuhanna 8:44).

Genel inanışın tersine, İblis son derece güzel ve yetenekli biri olarak betimleniyor.

Onunla ilgili olarak şöyle yazılmıştır: “Kusursuzlukta örnek biriydin, bilgeliğin ve güzelliğin eksiksizdi. Sen Tanrı’nın bahçesi Aden’deydin… çeşit çeşit taşla bezenmiştin. Kakma ve oyma işlerin hep altındandı. Bunlar yaratıldığın gün hazırlanmıştı” (Hezekiel 28:12-13). Günaha düşmüş durumdayken bile kendini ışık meleğine dönüştürebilirdi (2. Korintliler 11:14). Bu nedenle, ona bağlı olan kişilerin, yetenekli, hoş ve insan gözünde kusursuz görünmeleri son derece normaldir.

İblis’in egemenliğine bağlı insanların durumu da farklı şekillerde betimlenmiştir. “…Müjde’nin ışığı (…) üzerine doğmasın diye bu çağın ilahı onların zihinlerini kör etmiştir” (2. Korintliler 4:4). “…havadaki hükümranlığın egemenine, yani söz dinlemeyen insanlarda şimdi etkin olan” ruha uymuşlardır (Efesliler 2:2). Karanlık oldukları söylenir (Efesliler 5:8). Bunlar insanların sözleri değildir. İblis’in egemenliğindeki insan için Tanrı’nın sözleridir.

Buradan, insanın Aden bahçesindeki söz dinlememezliğinin Tanrı’dan yüzünü çevirmekten ve O’ndan bağımsız olmaktan çok daha fazlası olduğunu anlıyoruz. Bu, İblis’e dönmek ve kendisi üzerinde onun egemenliğini kabul etmekti. Bütün insan ırkı buna katıldı ve bu şekilde bütün insanlar İblis’in karanlık egemenliğine bağlı hale geldiler.

İnsanın bu durumu nedeniyle, onu İblis’in egemenliğinden kurtarmak için  Tanrı’nın bir şeyler yapması zorunlu hale geldi. İnsan Aden’deyken günah işlediğinde gerçekleşenler tersine çevrilmeliydi.

İnsanın kurtuluşuyla ilgili Kutsal Kitap’taki ilk ifadenin, İblis’in gücünü ezecek olanla ilgili vaat olması son derece önemlidir. Bu vaat, yılan insanın günaha düşmesine neden olduktan hemen sonra Tanrı’nın yılanı lanetlemesinde görülmektedir. Şu sözlere kulak verin: “Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek, sen onun topuğuna saldıracaksın” (Yaratılış 3:15). Baş, aklın ve yetkinin olduğu yerdir. Egemen olma ve yönetme gücü buradadır. İblis’in başı ezildiğinde bu güç de kırılır ve böylece karanlığın gücünden kurtulmak mümkün olur. Kadının soyu, bakireden doğandır. Diğerlerinin hepsi (doğanların) adamın soyundan gelecektir: “İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İmmauel koyacak” (Yeşaya 7:14). İsa, Bakire Meryem’den doğduğunda, bizi İblis’in gücünden kurtaracak Kurtarıcı’yla ilgili vaat yerine gelmiş oldu. “Karanlıkta ve ölümün gölgesinde yaşayanlara ışık saçmak ve ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltmek” (Luka 1:79) için gelmiştir. Burada, İblis’in karanlık egemenliğinde yaşayan insanlardan söz edilmektedir.

İsa hizmetine başladığında, bir Şabat günü havraya gitti. Okuması için Yeşaya Peygamber’in kitabını verdiklerinde şunu okudu: “Rab’bin Ruh’u üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjde’yi iletmek için mesh etti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak için beni gönderdi” (Luka 4:18).

Kadının soyundan gelen İsa, yılanın başını ezdiğinde, önceden bildirildiği gibi, yılan da O’nun topuğuna saldırdı (Yaratılış 3:15). Bu, çarmıh üzerinde ölümü kastetmektedir; çünkü İsa çarmıhta, “ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla etkisiz” (İbraniler 2:14) kıldı. İsa ölümünden önce son kez topluluk içinde konuştuğunda, “Bu dünya şimdi yargılanıyor. Bu dünyanın egemeni şimdi yargılanacak” (Yuhanna 12:31) demişti. “Tanrı’nın oğlu, İblis’in yaptıklarına son vermek için ortaya çıktı” (1. Yuhanna 3:8).

Saul (daha sonra Pavlus olarak bilinecektir) Şam yolunda durdurulduğunda bir sesin şöyle söylediğini işitmişti: “Ben İsa’yım… seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm… seni, ulusların gözlerini açmak ve onları karanlıktan ışığa, Şeytan’ın hükümranlığından Tanrı’ya döndürmek için gönderiyorum” (Elçilerin İşleri 26:15-18).

 O halde, kurtuluşta Tanrı insanı karanlığın gücünden kurtarıp, oğlunun egemenliğine getirir (Koloseliler 1:13). Kurtulanlar da bu şekilde, “kutsallarla birlikte yurttaş” (Efesliler 2:19) sayılırlar. Vatanları “göklerdir” (Filipililer 3.20). Artık dünyanın sistemine veya evrene ait, ya da İblis yönetimi altında değillerdir. Artık karanlığın değil, ışığın çocuklarıdırlar (1. Selanikliler 5:5).