Bölüm 7

Tanrı’nın Adaleti Yerini Buluyor

Bir önceki bölümde Mesih’in ölümünün, insanı yasanın cezasından kurtarmak için verilen fidye olarak değeri üzerinde durmuştuk. Mesih insanlar yerine ölmüştür. Bu bölümde başka bir değerini daha göreceğiz; burada Mesih’in ölümünün Tanrı için değeri üzerinde duracağız. Mesih’in ölümünde Tanrı için bir değer olduğunu görmediğimiz takdirde yanlış anlama ve sahte öğretişlere açık oluruz.

Kurtuluş Tanrı’nın insanın yerine gerçekleştirdiği bir iştir. Fakat bu işi gerçekleştirebilmesi için Tanrı’nın kendi adına da bir şey yapması gerekiyordu. Tanrı, sevgisi nedeniyle insanı Âdem’in günahının sonuçlarından kurtarmayı istiyordu. Âdem günah işler işlemez, Tanrı günün serinliğinde gelip Âdem’e şöyle seslendi: “Neredesin?”  O zamandan beri Tanrı’nın sevgi dolu yüreği günah içindeki insana uzanmıştır. Pek az insan bu önemli gerçeğin farkındadır.

Ne var ki, ‘Sevgi’ aynı zamanda sonsuz bir adalete sahiptir. Değişemez. Tanrı’nın sonsuz ve değişmez doğruluk ve adaleti, insanın çiğnediği yasanın cezasının infaz edilmesini gerektiriyordu. Bu nedenle, Tanrı’nın sonsuz adaleti kendi sevgisini sınırlamıştır. Tanrı insanı kurtaracaktıysa, adaletin gereklerinden ödün vermeden, günahın sonuçlarını ortadan kaldırabilmesi için bir şeyler yapması gerekiyordu.

Ve Tanrı’nın sevgisi, adaletin yerine gelmesi ve günahın cezasının ortadan kaldırılması için bir yol buldu. “Tanrı’yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve oğlunu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur” (1. Yuhanna 2:2).

Bu ayetin anlamını anlamak için, gazabın yatışması için teskin etme kavramını anlamamız gerekir. Tanrısal adaletin yatışması, yerini bulması için tanrısal iyiliğin kazanılmasıdır.

O halde yukarıdaki ayetin anlamı, Sevgi’nin, oğlunu göndererek kendi adaletinin yerini bulmasını sağlaması ve böylece insanlara iyiliğini gösterebilme yolunu açmasıdır. Bu sadece kurtulmuş olanlar için değil bütün insanlık içindir.

Bu noktada, Tanrı’nın adaletinin gereğinin ne olduğunu ve İsa Mesih’in bunu nasıl karşıladığını hatırlamak önemlidir. Tanrı’nın yasası çiğnendiği için ölüm cezası gerekliydi: “Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün” (Yaratılış 2:17). Tanrı’nın sevgisi bu cezayı ne ödeyebilir ne de bir kenara atabilirdi. Tanrı’nın kutsal ve doğru yasası geçerli olmalıydı. Doğrulukta yaşamayan insana karşı gazabı üzerlerine gelmeliydi.

Tanrı Oğlu insan olup dünyaya geldiğinde, otuz üç yıl boyunca insan olarak yaşadı ve Tanrı’nın adaletinin gerektirdiği her şeyi yerine getirdi. Sonra da isteyerek çarmıha gitti. İnsanların yaratıcısı, kötü insanlar tarafından çarmıha gerildi. Burada, Tanrı’ya başkaldırmak olan günah, en üst noktasına ulaştı. Çarmıhta asılı olduğu zaman Tanrı, bütün insan ırkının günahını O’nun üzerine yükledi. “RAB hepimizin cezasını O’na yükledi” (Yeşaya 53:6). Âdem’in işlediği ilk günah da buna dahildir. Bu ceza, o zamana kadar Âdem’in soyundan doğmuş ve hatta daha fazlasını, doğacak olanların cezasını da içermektedir. Cezanın hepsi O’na yüklenmiştir. Tanrı’nın günah üzerindeki yargısı O’na yüklenmiştir. “…İsa yüksek sesle, ‘Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?’ diye bağırdı… İsa, yine yüksek bir sesle bir kez daha bağırdı ve ruhunu teslim etti” (Matta 27:46, 50). İnsanlığın günahları nedeniyle ölmüştü. Bu çifte bir ölümdü, ruhsal ölümdü; çünkü Tanrı tarafından terk edilmişti ve O’ndan ayrılmıştı; fiziksel ölümdü, çünkü ruhunu teslim etmişti. İşte bu günah nedeniyle insanın üzerindeki lanetti. “Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden O’nun bedeni deşildi, bizim suçlarımız yüzünden O eziyet çekti” (Yeşaya 53:5).

Tanrı’nın adaletinin gereği yerine gelmişti. Tanrı’nın adaleti artık tek yol olan İsa Mesih (Yuhanna 14:6) aracılığıyla kendisine gelenleri kurtarmasına engel değildir, çünkü İsa Mesih günahlarımız için Tanrı’nın gazabını yatıştıracak bir şekilde kendini feda etmiştir.

Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın, oğlunu göndermekteki amacının kendisiyle ilgili olduğunu söyleyen bir ayet vardır. Adaleti koruyup günahkârı kurtarabilmesi içindir. Pavlus’un imanla aklanma konusunda yazdıkları arasındadır. Burada, Tanrı’nın Mesih’i, “adil kalmak ve İsa’ya iman edeni aklamak” için kurban olarak gönderdiğini yazar (Romalılar 3:25, 26). Buna göre Tanrı, hem adil kalıp hem de günahkâr insanları aklayamazdı. Bunu ancak İsa Mesih’in çarmıhta ölümüyle adalet yerini bulduğunda gerçekleştirebilirdi.

 Dr. C. I. Scofield, Romalılar 3:25’le ilgili notlarında “gazabı yatıştırma” kavramının İbraniler 9:5’te “Bağışlanma Kapağı” olarak çevrildiğine dikkat çekiyor. O halde, gazabın yatıştırıldığı çarmıh –çünkü günah üzerine yargı gelmiştir– Tanrı’nın merhametini gösterdiği yer olmuştur. Mesih’in çarmıhının temelde anlamı budur. Çarmıha, günahların Mesih’te yargılandığı ve cezasının ödendiği yer olarak yaklaşan kişi Tanrı’nın elinden merhamet içecektir. Çarmıh nedeniyle lütuf egemen olur ve sonsuz yaşam üzerinde hükmeder (Romalılar 5:21).

İnsanlığın varoluş tarihi boyunca insan, Tanrı’ya yaklaşılmadan önce yatıştırılması gereken bir gazap olduğunun farkında olmuştur. Bununla birlikte pek azı Tanrı’nın, gazabını yatıştıran kurbanı sağladığını bilir. Âdem günah işledikten sonra saklanmıştı, çünkü, “Korktum” diyordu (Yaratılış 3:10). O zamandan beri, insana karşı olduğu düşünülen bu gazap nedeniyle, insanın yüreğinde Tanrı korkusu olmuştur. Mitoloji, insanların tanrıları hoşnut etme çabalarını içeren öykülerle doludur. Aynı şekilde, putperestler de kendi tanrılarını hoşnut etmek için büyük çaba gösterirler. Sözde Hıristiyan olarak bilinen ülkelerde, Tanrı’nın gazabını yatıştırmak için bir şeylerin gerektiği düşüncesi maalesef yoktur. Tanrı’nın vereceği cezayı azaltmak için bir şeylerin yapılabileceğine ilişkin insani her düşünce, Tanrı’nın gazabının yatıştırılması gerektiğine ve Tanrı’nın kendisine karşı merhametle yaklaşmadığına dair bir itiraftır.

Birçok kez Tanrı’nın lütfunun özündeki gerçekle ilgili olarak yanlış anlaşılan, insanın doğruluktan uzaklaşmış olması karşısında Tanrı’nın gösterdiği  gazabın oğlunun ölümü sayesinde yatıştığıdır. Adalet yerine gelmiştir ve şimdi Tanrı, sevgisiyle, çarmıh aracılığıyla, kendisine gelmek isteyenleri bağışlamak ve onlarla barışmak için büyük bir özlem duymaktadır.