İsa Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? [Bölüm 2]

What Do You Think About Jesus? [Part 2]

Dinleyici dostlar, size esenlik olsun.

Ön gördüğü doğruluk yolunu herkesin anlamasını ve bu yola boyun eğmesini isteyen ve O’nun ile sonsuza kadar esenliğe sahip olmasını arzu eden esenlik Rabbi Tanrı’nın adı ile sizleri selamlıyoruz. Doğruluk Yolu adlı programınızı sunmak üzere bu gün tekrar sizler ile beraber olabildiğimiz için mutluyuz.

Bu gün, son programımızda başladığımız “İsa hakkında ne düşünüyorsunuz?” adlı sohbetimize devam edeceğiz. Bu sorunun önemi çok büyüktür, çünkü sonsuzluğu nerede geçireceğimiz İsa Mesih hakkında ne düşündüğümüze bağlıdır. Son programımızda size, O’nun mucizevi doğumu, kutsal karakteri, harika sözleri ve kudretli gücü ile çok yüce ünvanları hakkında ne düşündüğünüzü sorduk. Bu gün, size İsa ile ilgili sormak istediğimiz beş ciddi sorumuz daha var. İlk sorumuz şu:

  1. İsa’nın ölümü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nerede öleceğinizi biliyor musunuz? Ya da nasıl öleceğinizi biliyor musunuz? Ne zaman öleceğinizi biliyor musunuz? Sizler ve ben, bu konular hakkında hiç bir bilgimiz olmadığını itiraf etmeliyiz. Ama İsa bu konularda da bize benzemiyordu. O, nerede öleceğini biliyordu ve bunu herkese söyledi. Yeruşalim’de ölecekti. O, aynı zamanda nasıl öleceğini de önceden bildirdi. Öğrencilerine şöyle dedi:

“Şimdi Yeruşalim’e gidiyoruz. Peygamberlerin İnsanoğlu ile yazdıklarının tümü yerine gelecektir. O, öteki uluslara teslim edilecek. O’nun ile alay edecek, O’na hakaret edecekler; üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki, O üçüncü gün dirilecek!” (Luka 18:31-33)

İsa, aynı zamanda öğrencilerine, ne zaman öleceğini de söyledi; öleceği gün, Yahudilerin Fısıh Bayramını kutlamak için bir kuzu kurban edecekleri gün olacaktı. İsa, o gün dünyanın günahını kaldırmak için bir kurban olarak, Tanrı’nın Kuzusu olarak ölmeliydi.

İsa’nın ölümü, diğer tüm ölümlerden farklıydı, çünkü İsa Kendisi, ölmeyi seçmişti. İsa’nın şöyle dediğini dinledik: “Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de geri almaya da yetkim var.”  (Yuhanna 10:8) İsa asla günah işlemedi; bu nedenle ölümü bertaraf edebilecekti. O, ölümün arasından geçmeden geldiği yer olan Cennete kolayca yükselebilirdi. Ama O, Babası’nın isteğine olan itaati ve günahkarlara duyduğu sevgi nedeni ile ölmeyi seçti. İnsanların O’nu bir çarmıha çivilemelerine izin vererek bizim uğrumuza Kendi yaşamını verdi. Bize, günahlarımızın bağışlanmasını sağlamak ve Cennete bir yer garantilemek için öldü. Mesih dünyaya gelmeden yaklaşık yedi yüz yıl önce Tanrı’nın peygamberi Yeşaya Kefaret Eden’in neden ölmesi gerektiğini şu sözler ile ilan etti:

“Oysa bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaraları ile şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü, yine de Rab hepimizin cezasını ona yükledi.”  (Yeşaya 53:5, 6)

İsa Mesih’in ölmesinin nedeni sizler ve benim. O, koyunları için Canını Kendi isteği ile vermiş olan İyi Çoban’dır. Şimdiye kadar hiç kimse O’nun gibi ölmedi. O, hiç kimse ile kıyaslanamaz. İnsanlar arasında eşsizdir, O’nun gibisi yoktur!

Herkesin karşılık vermesi gereken bir diğer önemli soru da şudur:

  1. O’nun ölüm üzerindeki zaferi, yani dirilişi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

İsa öldü ve gömüldü. Düşmanları, O’nun mezarını korumak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Mezarın girişini kapatmak için büyük bir taş yuvarladılar, ve sonra mezarı sıkıca mühürlediler. Mezarı korumaları için yanına askerler yerleştirdiler. Ancak, tüm çabalarına rağmen İsa’nın ölümden dirilmesine engel olamadılar. Rab İsa üçüncü gün gerçekten de dirildi ve öğrencilerine göründü. Bu olaydan sonra aynı anda beş yüzden fazla sayıda tanığa da göründü. Bu insanlar O’nu gördüler, O’na dokundular ve O dirildikten sonra O’nun ile birlikte yemek yediler. Rab İsa onlara ellerindeki, ayaklarındaki ve böğründeki yaraların izlerini gösterdi. Evet, O, aynen daha önceden bildirmiş olduğu gibi ölümden dirildi! Tanrı, İsa’nın çarmıhta günahların cezasını ödeyen Mükemmel ve Nihai kurban olarak tamamladığı işten hoşnut olduğunu tüm dünyaya kanıtlamak için O’nu ölümden diriltti.

Ölüm, büyük bir düşmandır. Tüm atalarımız öldüler. Aynı zamanda peygamberler de öldüler ve bedenleri mezarlarında kaldı. Bizler de bir gün öleceğiz! Ama Tanrı’ya övgüler olsun ki, İsa Mesih ölümü yendi! O, yaşayan, diri bir Kurtarıcıdır ve Kendisi aracılığı ile Tanrı’ya gelen herkesi kurtarabilir, çünkü o yaşıyor ve O’na iman etmiş olan herkes için aracılık ediyor. Bu gün, öldükten sonra tekrar yaşayan herhangi bir peygamber var mıdır? Hayır, bir tane bile yoktur. İsa Mesih mezarı yenmiş olan tek Kişi’dir! O, bu gün yaşamaktadır. O’na iman eden bizler bu neden ile ölmekten korkmayız. Ölmek, yalnızca göklerdeki Rabbimiz ile birlikte olmak için O’nun yanına gitmektir. Evet, İsa eşsizdir ve hiç kimse ile kıyaslanamaz. O’nun yeryüzünde ya da gökyüzünde bir eşi daha yoktur. O’nun ölüm üzerinde kazandığı zafer ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? Bir sonraki soruya geçelim:

  1. O’nun göğe alınışı ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

Rab İsa ölümden dirildikten sonra, Kırk gün süre ile öğrencilerine göründü. Daha sonra İsa’nın öğrencileri ile vedalaştığını, göğe alındığını ve en üstün onur derecesindeki yere Tanrı’nın sağına oturduğunu gördük. Rab İsa böylece, meleklerden,peygamberlerden ve tüm insanlıktan daha büyük olduğunu göstermiş oldu! Kutsal Yazılar bu konu ile ilgili şu beyanda bulunurlar:

“Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa’nın adı anıldığı zaman, gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin.” (Filipeliler 2:9-11)

Evet, İsa eşsizdir. O, hiç kimse ile kıyaslanamaz! Bu k onu ile bağlantılı olarak yanıtlamanız gereken bir diğer soru da şudur:

  1. İsa’nın yeryüzüne geri dönüşü ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

İsa Mesih geri gelecektir. Geri geleceğini bildirdi. Peygamberler O’nun tekrar geleceğini duyurdular. Aynı şeyi melekler de söylediler. Mesih’in tüm gerçek öğrencileri O’nun geri dönmesini beklerler. O, geri dönecek ve halkını, göğe, yanına alacaktır. Dünyayı adalet ile yargılayacak ve yeryüzünde egemenlik sürecektir. O, dünyanın Kralı olacaktır. Tüm düşmanları O’nun ayakları altında eğilinceye kadar bin yıl süre ile egemenlik sürmesi gerekir.  Evet, O, çok yakında geri gelecek! O’nun kralların Kralı ve rablerin Rabbi olduğunu herkes itiraf edecek. O geliyor ve siz Büyük Yargıç olan O’nun önünde duracaksınız. O’nun ile yüz yüze geldiğiniz günde size şu soruyu soracak: “Benim hakkımda ne düşündünüz?” O’na ne yanıt vereceksiniz? Eğer, “Senin peygamberlerden biri olduğunu düşündüm” yanıtını verirseniz, o zaman size O’na neden içtenlikle iman etmediğinizi soracaktır—ve siz yargılanacaksınız, çünkü O’nun Kendisi hakkında söylediklerine ve peygamberlerin O’nun ile ilgili yazdıklarına—O’nun göklerden gelen tek ve biricik Kurtarıcı Tanrı Oğlu olduğuna iman etmediniz. Egemenlik sürmek üzere geri gelecek olan kimdir? İbrahim, Musa, Davut ya da başka bir peygamber mi? Hayır, egemenlik sürmek üzere geri gelecek olan Rab İsa Mesih’tir. Yargıç, O olacaktır. Tanrı, bu sözün gerçek olduğunu O’nu ölümden dirilterek kanıtladı. Oi geri dönecek. Her göz O’nu görecek. Her diz O’nun önünde yere çökecek. Her dil, İsa Mesih’in Rab olduğunu ilan edecek!

Şimdi son soruya geldik:

  1. O’nun sizden istedikleri konusunda ne düşünüyorsunuz? (Birebir anlamı ile, O sizden ne yapmanızı istiyor?)

Rab İsa şöyle der: Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.” (Matta 11:28, 29) O, sizi bu gün çağırıyor. O’nu izlemeleri için ilk öğrencilerini çağırdığı zaman, onlar her şeyi arkalarında bıraktılar: evlerini, ailelerini ve işlerini. O sizin de aynı şekilde hareket etmenizi istiyor. Bu sözler, İsa Mesih’i izlemek için evinizi ve işinizi terk etmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Ama tüm yaşamınızı O’na teslim etmeli ve yüreğinizdeki ilk yeri O’na vermelisiniz. O’na güvenmenizi, iman etmenizi ve O’nu Kurtarıcınız ve Efendiniz olarak kabul etmenizi istiyor. Sizden, sizin tamamınızı istiyor—zihninizi, yüreğinizi, bedeninizi ve canınızı. Eğer O, iddia ettiği Kişi ise, o zaman sizden istediği her şey makuldür.

Daha önce görmüş olduğumuz gibi, İsa Mesih eşsizdir ve hiç kimse ile kıyaslanamaz! O’nun doğumu, karakteri, öğretişleri, işleri, adları ve ünvanları, çektiği acılar ve ölümü, dirilişi, göğe alınışı, geri dönüşü ve Adem çocuklarının yüreklerini değiştirme konusundaki gücü eşsizdir. O, bu gün yaşamaktadır! O, Kendisine iman edenler ile birliktedir. Yakında geri dönecektir. Gökyüzünde ve yeryüzünde O’nun gibisi yoktur! İşte bu nedenle O’nun sizin yaşamınızın Kralı ve Rabbi olmak için yetkisi vardır. Rab İsa Mesih sizin Rabbiniz ve Kurtarıcınız olmak istiyor. O, bu yüzden çarmıhta öldü ve yaşama geri döndü! O, günahlarınızı kaldıracak ve size Tanrı ile sonsuza kadar derin ve harika bir ilişki verecek güce sahiptir. O, size yeni bir yaşam verebilir, yüreğinizi temizleyebilir ve sizi Kutsal Ruh’un gücünde yenileyebilir, ama O’na ve Kurbanına güvenmeniz (birebir anlamı ile umudunuzu O’na bağlamanız)gerekir.

Pek çok kişinin İsa’nın yalnızca büyük bir peygamber olduğunu düşünmeleri çok üzücüdür. Ama bu kişiler O’nu hiç bir zaman Rableri ve Kurtarıcıları olarak kabul etmemişlerdir. İsa’nın büyük bir peygamber olduğuna inanmak yeterli değildir. İsa’nın her şeyin Rabbi olduğu ve çarmıhta öldüğü zaman, sizin yerinize geçerek öldüğü gerçekleri hakkında Tanrı ile aynı fikirde olmanız gerekir. Adem çocukları olarak hepimizin ciddi bir sorunu vardır: bu sorun, günahtır. Tanrı, büyük merhameti sayesinde bu sorunumuz ile ilgili bir çözüm sağlamıştır, ama bizlerin bu çözümü almamız gerekir. Eğer hastalanırsam ve doktora gidersem, o bana ilaç vererek bir reçete yazar. Ben de giderim, yazdığı ilacı alırım, eve gider ve ilacı masanın üzerine koyarım, ben ilaca bakarım, ilaç da bana bakar. Bu şekilde iyileşmem mümkün müdür? Hayır! İyileşmem için, ilacı almam ve onu reçetede yazılı olduğu şekilde yutmam gerekir. Tanrı’nın ilacı, Rab İsa Mesih ve O’nun çarmıhta benim için döktüğü Kanıdır.

Belki birinin aklına şöyle bir soru gelebilir: “Tanrı’nın günahım için sağladığı çözümü nasıl alabilirim?” Çok basit, Tanrı’ya bir günahkar olduğunuzu, “iyi işlerinizin” O’nun önünde kirli adet bezlerine benzediğini ve kendinizi O’nun adil yargısından kurtarabilme konusunda çaresiz olduğunuzu itiraf etmeniz gerekir. Sonra yüreğinizde Rab İsa’nın günahlarınızın cezasını çektiğine inanmanız gerekir. İsa Mesih, Tanrı’nın, yargı konusundaki her talebini eksiksiz olarak tatmin etti. Eğer Mesih’in sizi kurtarmak için öldüğüne ve tekrar dirildiğine iman ederseniz, o zaman Tanrı günahlarınızı bağışlayacak, size Mesih’in doğruluğunu giydirecek, Kutsal Ruhu’nu yüreğinize gönderecek ve size O’nun huzurunda sonsuza kadar yaşama hakkını verecektir! Tanrı’ya yücelik olsun, bu gün doğru kılınabilirsiniz—eğer iman ederseniz!

Dinleyici dostlar, sizi günah hastalığından iyileştirecek ve cehennemin sonsuz alevlerinden kurtaracak olan “Tanrı’nın ilacını” aldınız mı? Tanrı’nın ilacını, yani İsa Mesih’in çarmıhta dökülen kanını küçümseyen herkes, kendisini günahtan iyileştirecek başka hiç bir ilaç bulunmadığını bilmek zorundadır. Başka hiç bir çözüm yoktur! Tanrı’nın günahkarları temizlemesi ve Kendi huzurunda doğru kılabilmesi için başka hiç bir yol yoktur! Cennete giden başka bir yol yoktur!

Tanrı’nın, günahkarların O’nun önünde doğru kılınabilmeleri için sağlamış olduğu tek doğruluk yolu ile ilgili olarak Kutsal Yazıların ne söylediğine dikkatle kulak verin. Kutsal Yazılar şöyle der:

(Romalılar 3) 20 Bu nedenle Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. 21 Ama şimdi Yasa’dan bağımsız olarak Tanrı’nın insanı nasıl aklayacağı açıklandı. 22 Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanları ile aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. 23 Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı. 24 İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluş ile Tanrı’nın lütfu ile karşılıksız olarak aklanırlar. 27 Öyleyse ne ile övünebiliriz? Hiç bir şey ile! Hangi ilkeye dayanarak? Yasa’yı yerine getirme ilkesine mi? Hayır! İman ilkesine!

İman yolu ile, lütuf ile kurtuldunuz – bu, sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:9) “İsa’nın Rab olduğunu ağzın ile açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. Çünkü, ‘Rabbe yakaran herkes kurtulacak! (Romalılar 10:9, 13)

Sevgili dostumuz, Rab İsa’nın adını çağırdınız mı? O’na yakardınız mı? Tanrı’nın kurtuluş armağanını aldınız mı? Yoksa kendinizi hala iyi işleriniz ile mi kurtarmaya çalışıyorsunuz? Tanrı’nın Kurtuluşa götüren doğru yolunu reddetmemeniz için size yalvarıyoruz. Tanrı, yüreğinizi biliyor. O’na bir günahkar olduğunuzu, O’nun kutsal yasalarını ihlal ettiğinizi itiraf edin. O’nun adil yargısını hak ettiğinizi O’na söyleyin. Sonra O’na sizin yerinize gönüllü olarak sonsuz cezanızı üstlenerek ve sonra zaferle mezardan dirilerek acı çeken günahsız bir Kurtarıcı gönderdiği için teşekkür edin.

Sevgili dostumuz, Tanrı’ya O’nun ön gördüğü doğruluk yolu aracılığı ile gelmeniz gerekir, aksi takdirde Tanrı’ya hiç bir şekilde gelemezsiniz. Merhametli ve Şefkatli Tanrı sizi O’na gelmeniz için davet ediyor. O’na bu gün gelin ve kurtulun. “Rab İsa’ya iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz!” (Elçilerin İşleri 16:31)

Eğer tüm peygamberlerin tanıklık ettikleri Kişi’ye güvenmeye karar verdiyseniz, bize yazın ve anlatın.

Bu gün Kutsal Yazılarda yaptığımız yolculuktaki dersin sonuncusunu, yani yüzüncü dersi gördük. Bize katıldığınız için teşekkür ederiz. Tanrı Sözü’nde bulunan şu harika dua ile sizlere veda ediyoruz:

“Kurtarıcımız tek Tanrı, sizi düşmekten alıkoyacak, büyük sevinç içinde lekesiz olarak yüce huzuruna çıkaracak güçtedir. Yücelik, ululuk, güç ve yetki Rabbimiz İsa Mesih aracılığı ile bütün çağlardan önce, şimdi ve bütün çağlar boyunca Tanrı’nın olsun! Amin.” (Yahuda 24, 25)