11 Ağustos

“Eğer kendimizde değil isek, bu Tanrı içindir.
Aklımız başımızda ise bu sizin içindir.” (2.Korintliler 5:13)

Tanrı, ordusunda çetecilere sahiptir ve genellikle en büyük zaferleri kazanan kişiler bu çetecilerdir. Rab için gösterdikleri gayretlerinde alışılmışın dışında davranırlar. Geleneksel yöntemlere yapışıp kalmak yerine orijinal yöntemler kullanırlar. Her zaman beklenmeyeni söylerler ve yaparlar. İngilizce dilini katledebilir ve vaaz ve öğretiş ile ilgili bilinen her türlü kuralı ihlal ederler, yine de Tanrının Krallığı uğruna büyük kazançlar tecrübe ederler. Genellikle dramatik davranırlar, hatta heyecan dahi verebiliriler. İnsanlar şok geçirirler, ama onları asla unutmazlar.

Bu çeteciler temkinli, ağırbaşlı ve geleneksel olan, kültürel normların ihlal edilmesi düşüncesi ile korkudan titreyen kişiler için sürekli bir utanç kaynağı olurlar. Diğer Hıristiyanlar onları değiştirmeye, normal hale getirmeye ve ateşin içinden çıkartmaya çalışırlar. Ama ne yazık ki kilise için gösterdikleri bu çabaları genellikle yararsız kalır.

Bizim için Rabbimizin, dönemindeki çağdaşlarına garip göründüğüne inanmak zordur.

“O, işinde öylesine gayretli idi ki, çoğu zaman yemek yemeye dahi zamanı yoktu ve O’nun annesi ve kardeşleri O’nu eve götürmek için geldiler, çünkü O’nun “aklını kaybedeceğini” düşündüler. O’nun için “kendinden geçmiş, çılgın” gibi sıfatlar kullandılar, ama sağlıklı olan kişi kardeşleri değil, O’nun Kendisi idi.” (W. Mackintosh Mackay)

İnsanların elçi Pavlus’u garip olmak ile suçladıkları aşikardır. Onların bu suçlamalarına karşılık Pavlus’un yanıtı şu idi:

 “Eğer kendimizde değil isek, bu, Tanrı içindir.” (2.Korintliler 5:13)

Hepimiz Tanrının ordusundaki çetecilerden birinin önünde ve arkasında yazılar bulunan bir sandviç masası taşıdığını biliriz. Masanın önünde, ‘Ben, Mesih uğruna bir akılsızım’ yazar. Arkasında ise ‘Sen kimin uğruna akılsızsın?” sorusu bulunur.

Çoğumuz ile ilgili soru, bizlerin Tanrı uğruna toplumda herhangi bir iz yaratmak için gereğinden fazla sıradan olmamızdır. Birinin söylediği gibi,

“Sıradanlığı olduğu yerde bırakıyoruz. Bizler, Mesih’in yargılandığı yerde, dışarıda durup yalnızca ‘kendimizi ısıtan’ Petrus gibiyiz.

Ünlü Londralı vaiz Rowland Hill alışılagelmişin dışında biri idi. C.T. Studd da onun gibi idi. Ve Billy Bray. Ve İrlandalı müjdeci W.P. Nicholson da öyle idiler. Bu kişilerin olduklarından farklı olmalarını ister miydik? Hayır, Tanrının onları nasıl kullandığını düşündüğümüz zaman, isteyeceğimiz tek şey onlara daha çok benzeyen kişiler olmak olurdu.

“Etki bırakmayan sıradan kişiler olmak yerine etkin ve garip olmak bin kat daha iyidir. İlk sevgi bazen garip olabilir, ama Tanrıya şükürler olsun ki, etkilidir; ve bazılarımız bunu yitirmişizdir” (Fred Mitchell)