4 Ağustos

“Çünkü Rab doğrudur, doğruları sever.”

Rabbin Kendisi doğrudur ve halkının doğru davranışlar ile hareket ettiğini görmeyi sever. İmanlılar içgüdüsel olarak tanrısal ya da ahlaksal yasa ile uyumlu seçimler yaptıkları zaman, Tanrı bu durumdan hoşlanır.

Ama yaşadığımız dünya gibi bir yerde her zaman böyle davranmak hiç de kolay değildir. İyilik etmek ve ahlak gibi konularda ödün vermek için sürekli olarak ayartma ile karşılaşırız. Ayartmaların bazıları açık ve aşikardır; bazıları ise gizli ve sinsidirler. Doğru çizgide yürümek hem kararlılık hem de karakter gücü gerektirir.

Sorunlu alanların hepsini sınıflandırmak mümkün olmayacaktır, ama belki seçici bir liste, gelecek ile ilgili kararlar verme konusunda bir temel sağlayacaktır.

Rüşvetler ve ters tepki göstermek, kötülüğe ait davranışlardır. Bir ticari firmanın kararını etkilemek için verilen bir armağan da doğru bir davranış değildir. Hesapta yeterli para olmamasına rağmen, ödeme tarihi gelmeden yeterli parayı sağlama umudu ile çek imzalamak da yanlıştır. Ticari bir paketin içine posta ücreti ödenmemiş bir mektup koymak ve paketi bu şekilde postalamak da yasal değildir. Patron yakınında oturur iken, onu telefon ile arayan birine patronun büroda olmadığını söylemek de aldatıcı bir davranıştır. Şirketteki çalışma zamanını herhangi bir şekilde kötüye kullanmak ya da iş ile ilgisi olmayan kişisel harcamaları şirket masrafı listesine geçirmek de doğru değildir. Ve ayrıca elbette bir de çok yaygın görülen şu önemli konu mevcuttur: gelir ve giderleri doğru göstermeyip gelir vergisi ile ilgili ödemeleri yanlış göstermek. Sigorta formunu yanlış bilgiler ile doldurmak çok üst düzeylere ulaşmış bir kötü davranıştır. İşi yavaşlatmak ve standardın altında çalışma yapmak yanlıştır. Ve belki de en sık görülen tacizlerden biri, kişisel işleri halletmek için işverenin zamanını yetkiye uygun olmayan bir şekilde kötüye kullanmaktır.

Hatalı oldukları aşikar olan dostlar ve akrabaların yanında yer almak doğru değildir. Bu tür bir davranış, yanlış yönlendirilmiş bir sevgi ve sahte sadakattir. Suçlu olan kişi kim olur ise olsun, günaha karşı gerçekten yana olduğumuz zaman, doğruluk amacına hizmet etmiş oluruz.

Benzer şekilde gücendiren kişinin bir dostu olması gerekçesi ile duygusal davranarak topluluk dışı bırakılmış olan birinin yanında yer almak da yanlıştır. Bu tür bir davranış yalnızca kilisede bölünme yaratan ve gücendiren kişinin kötülüğünü sürdürmesi gibi bir sonuç getirir.

Son olarak söyleyeceğimiz şudur: birinin yapmadığı bir şey için başka birinin yerine utancın sorumluluğunu yüklenmesi asla doğru değildir. Suçlu kişinin öne çıkıp suçunu itiraf etmesi gerektiği zaman, utancı üstlenmeye istekli olan bazı barışsever canlar mevcuttur. Barış fedakarlık ederek kazanılamaz.

Cesaret kardeşim, sendeleme!
Yolun gece kadar karanlık olsa bile
Alçakgönüllülere rehberlik eden bir yıldız vardır:
“Tanrıya güven ve doğru olanı yap.”
— Norman MacLeod