8 Ağustos

“… iyilik yapın, hiç bir karşılık beklemeden ödünç verin..” (Luka 6:35)

Rabbimizin bu buyrukları, iman etmiş ya da iman etmemiş tüm insanlara, karşı olan davranışlarımıza işaret eder; ama biz bu konuyu tüm insanlar, özellikle bireysel Hıristiyanlar arasındaki parasal ilişkiler ile ilgili olarak düşüneceğiz. Ne yazık ki, imanlılar arasındaki en ciddi çatışmaların bazılarının para konuları ile ilgili olduklarını söylemek zorundayız. Elbette bu durumun bu şekilde olmaması gerekir, ama ne yazıktır ki, şu eski atasözü halen geçerlidir: para, kapıdan içeri girince, sevgi pencereden dışarı çıkar.

Bu konuya getirilebilecek en basit çözüm, kutsallar arasındaki tüm para ile ilgili ilişkileri yasaklamak olabilir. Ancak, Kutsal Kitap’ın şu sözleri nedeni ile bunu yapamayız,

“Sizden bir şey dileyen herkese verin, malınızı alandan onu geri istemeyin” ve “.. hiç bir şey beklemeden ödünç verin.” (Luka 6:30,35)

 Bu nedenle, hem Tanrının sözüne itaat etmemizi sağlayacak hem de çekişmeden uzak kalmamızı ve arkadaşlıklarımızın bozulmasını engelleyecek çeşitli ilkeler uyarlamamız gerekir.

İhtiyacın gerçekten var olduğu her durumda vermemiz gerekir. Armağanın koşulsuz olması gerekir. Koşulsuz bir armağan, armağanı verdiğimiz kişinin, bir kilise toplantısında ne bizim için oy vermesine ne de hata yaptığımız zaman bizi savunmasına neden olmamalıdır. “İyiliklerimiz” ile insanları “satın almaya” çalışmamalıyız.

Sizden dileyen herkese verin ifadesindeki buyruk belirli istisnalar ile uygulanır. Hiç kimseye, kumar oynaması, içki ya da sigara içmesi için para vermemeliyiz. İnsanın açgözlülüğüne tedarikte bulunan bazı akılsızca zengin olma planlarını destekleyen bir girişimin masrafını ödemek için vermememiz gerekir.

Değerli bir dava uğruna ödünç verdiğimiz zaman, paramızı geri alıp alamayacağımız konusunda bir kaygı içinde olmamamız gerekir. Paranın geri ödenmemesi durumunda dostluğumuz etkilenmeyecektir.  Ve bizden borç alınan paradan faiz istemememiz gerekir. Eğer yasa altında yaşayan bir Yahudi, bir başka Yahudiden faiz alamıyor ise (Levililer 25:35-37), lütuf altında yaşayan bir Hıristiyanın imanlı kardeşinden faiz almayacağı çok daha kesindir.

İhtiyacın gerçek olup olmadığından emin olamadığımız bir durum ortaya çıkar ise, ihtiyacı karşılamaya çalışmak genelde daha iyi bir davranış olacaktır. Eğer Hata yapmamız gerekecek ise, o zaman bu hatayı lütuf tarafında yapmak daha iyidir.

Diğer kişilere verir iken, bağışı alan kişilerin genellikle bağışta bulunan kişiye karşı güceniklik duygusu hissedecekleri gerçeği ile yüzleşmemiz gerekir. Bu, ödemek için istekli olmamız gereken bir bedeldir. Disraeli’ye bir gün, belirli bir kişinin kendisinden nefret ettiği hatırlatıldığı zaman, şu sözleri söyledi:

“Neden bunu yapıyor bilmiyorum. Son zamanlarda onun için hiç bir şey yapmadım.”