10 Aralık

“..onlar Tanrı yolunu ona daha doğru biçimde açıkladılar.”
(Elçilerin İşleri 18:26b)

Kurtuluş yolunu diğer kişilere açıklar iken, bu kurtuluş mesajını, insanların zihnini karıştırabilecek herhangi bir şeyden sakınarak “net ve sade bir hale getirmek” çok büyük bir önem taşır. İnsanların zaten genellikle yeterince zihinleri karışıktır, çünkü şeytan “iman etmeyenlerin zihinlerini kör etmiştir” (2.Korintliler 4:4)

Size, iman etmemiş kişilerin kulaklarına garip gelebilecek şeyleri nasıl söyleyeceğinize dair bir örnek vereyim. Var sayalım ki, ilk kez tanışmış olduğumuz bir genç delikanlıya tanıklık etmeye başlayacağız . Mesajımızda ilerlemeden önce bu kişi sözümüz keser ve şöyle der:

“Ben dine inanmıyorum, dinin bana hiç bir yararı olmadı.”

Böyle bir ifade karşısında hemen şu yanıtı verme eğiliminde bulunuruz:

“Ben de dine inanmıyorum ve din vaaz etmiyorum.”

Aman bu noktada durun lütfen! Böyle bir yanıt verdiğiniz zaman, bunun amacımızı nasıl çelişkiye düşürdüğünü düşünebilir misiniz? Aslında biz bu kişiye dindar olduğu aşikar olan konular anlatıyoruz ve buna rağmen yine de ona dine inanmadığımızı söylüyoruz. Böyle bir yanıt verdiğimiz zaman zihni patlayacaktır.

Bizim bu yanıtı verirken ne kast ettiğimizi elbette biliyoruz. Biz bu kişiden bir dine ya da mezhebe katılmasını istemiyoruz, ona söylemek istediğimiz Rab İsa ile bir ilişkiye girmesidir. Ağzı ile bir iman ikrarında bulunmasını istemiyoruz, bir Kişi ile ilişkiye girmesini istiyoruz. Ona reformasyonu değil yeniden doğmasını savunuyoruz. Bir insana yeni bir giysi giydirmeye çalışmıyoruz; yeni bir insanı bu giysiye sokmaktan söz ediyoruz.

Ama bu kişi din hakkında düşündüğü zaman, aklına Tanrıya tapınma ve O’na hizmet ile ilgili olan her şey gelecektir. “Din” sözcüğü pek çok kişiye insanın Tanrı ile olan ilişkisi ile bağlantılı olan bir inançlar sistemi ve farklı bir yaşam tarzı sürmek gibi konuları düşündürür. Bu nedenle kendisine bizim dine inanmadığımızı söylediğimiz zaman, onun aklına hemen gelecek olan tek düşünce bizlerin putperest ya da ateist kişiler olduğumuzdur. Daha biz ne söylemek istediğimizi açıklama fırsatı bulamadan onlar bize hemen din ile ilişkisi olmayan kişiler etiketini koymuşlardır.

Aslında bizim dine inanmadığımızı söylememiz gerçek değildir. Hıristiyan imanının temel öğretişlerine elbette inanırız. Mesih’e iman ettiğini ağzı ile ikrar eden kişilerin bunu yaşamları aracılığı ile göstermeleri gerektiğine inanırız. Baba tanrının gözünde temiz ve kusursuz dindarlık, kişinin sıkıntı çeken öksüzler ve dullar ile ilgilenmesi ve kendisini dünyanın lekelemesinden korumasıdır. (Yakup 1:27)

İnanmadığımız şey ise, dinin kurtarıcı yerine konmasıdır. Yalnızca yaşayan Mesih kurtarabilir. Hıristiyanlığın bu gün gündemde olan sulandırılmış çeşitlemelerine inanmayız. İnsanları cennete iyi işleri ya da kendi çabaları aracılığı ile düşündürmek için teşvik eden herhangi hiç bir sisteme inanmayız. Ancak bu gerçekleri insanlara onlara “ben de dine inanmıyorum” şeklindeki çarpıcı ifadeler ile onları hayrete düşürerek açıklama yapmamayı başarabilmeliyiz. Canlar söz konusu olduğu zaman lütfen sözcükler ile oyunlar oynamayalım.