11 Aralık

“Bu sözlerimi aklınızda ve yüreğinizde tutun.
Bir belirti olarak ellerinize bağlayın,
gözlerinizin önünde duracak olan bir alın sargısı olarak takın.”
(Yasanın Tekrarı 11:18)

Bu günün ayeti onu izleyen diğer üç ayet olmadan eksiktir ve bu nedenle o üç ayeti buraya yazmak isterim:

“Onları çocuklarınıza öğretin. Evde oturur iken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin. Evlerinizin kapı sövelerine ve kentlerinizin kapılarına yazın. Öyle ki, Rabbin atalarınıza vermeye söz verdiği topraklar üzerinde sizin de çocuklarınızın da ömrü uzun olsun ve yeryüzünün üstünde gökler olduğu sürece orada yaşayasınız.”

Burada Tanrı sözünün Tanrı halkının yaşamlarında yer alması gerektiğine dair çok önemli bir gerçeğe yer verildiğini görüyoruz. Bu koşullar yerine geldiği zaman imanlılar cennet günlerini yeryüzünde iken tecrübe edeceklerdir.

Önce Söz’ü ezberlememiz gerekir ya da metinde yer aldığı gibi, Sözü yüreklerimize ve canlarımıza yerleştirmeliyiz. Kutsal Yazılardan pek çok ayet ezberleyen kişi kendi yaşamını zenginleştirir ve diğer kişileri bereketleme potansiyelini arttırır.

Bundan sonra şu konuya değinilir: Sözün ellerimize ve alınlarımıza bağlanması gerekir. Bu ifade, bazı kişilerin düşündüğü gibi muskalar kullanmak anlamına gelmez, bu ifade ile anlatılmak istenen eylemlerimizin (eller) ve arzularımızın (gözler), Mesih’in Efendiliği altında olmaları gerektiğidir.

Tanrı Sözü, evde yapılan konuşmaların merkez konusu olmalıdır. Ayrıca buna ek olarak her evde bir aile sunağının var olması gerekir; bu sunakta her gün Kutsal Yazılar okunur ve ev halkı birlikte dua eder. Hiç kimse Kutsal Kitap’ın böyle bir evdeki etkisine karşı koyamaz.

Bu aynı Söz’ün yolda yürürken, yatarken ve kalktığımız zaman zihin ve yüreklerimizi meşgul etmesi gerekir. Başka bir deyişle, Kutsal Yazılar’ın yaşamlarımızın öyle bir parçası haline gelmeleri gerekir ki, bulunduğumuz her yerde ve yaptığımız her işte yaptığımız konuşmalarımızda yer alsınlar. Konuşmalarımızda Kutsal Kitap’ın dilini kullanmamız gerekir.

Kapı sövelerimize ve kent duvarlarımıza ayetler mi yazmamız gerekir? Harika bir fikir! Pek çok imanlı evinde ön kapı üzerinde Yeşu 24:15 ayeti yazılıdır:

“Bana ve ev halkıma gelince, biz Rabbe hizmet edeceğiz.”

Ve pek çok başka evin odalarının duvarlarında da Kutsal Yazılardan ayetler asılıdır.

Kutsal Yazılara hak ettikleri uygun yeri verdiğimiz zaman, kendimizi yalnızca basit konuşmalar ile zaman harcamaktan kurtarmış oluruz ve kendimizi gerçekten önemli olan sonsuz sonuçlara ait olan konular ile meşgul ederiz ve evlerimizde bir Hıristiyan atmosferini muhafaza etmiş oluruz.