10 Ekim

“Her kötü niyet ile birlikte her türlü kin,
öfke, kızgınlık ve bağrışma ve iftira sizden uzak olsun.” (Efesliler 4:31)

Yaşam bir kişinin kendisini kaybetmesine neden olacak pek çok tahrik edici durum ile doludur. Belki de aşağıdaki senaryolardan bazılarını kendiniz ile özdeşleştirebilirsiniz. Bir garson üzerinize kızgın kahve döker ya da yemeğinizin gelmesini çok uzun bir süre beklersiniz. Kendinize bir şey satın alırsınız ve eve geldiğiniz zaman, satın aldığınız şeyin kusurlu olduğunun farkına varırsınız. Alınmış bir şeyi geri vermeye çalıştığınız zaman, satıcının küstahlığı ile karşı karşıya kalırsınız. Ya da size, uçağınızı kaçırmanıza neden olan yanlış bir bilgi verilmiştir. Yeni arabanızı aldıktan bir hafta sonra, dikkatsiz bir sürücü arabanızın kapısını çizer. Sonra bir mağaza satın aldığınız bir şeyi size telim etmek için belirli bir tarih verir. Oturup evde beklersiniz, ama hiç kimse gelmez. Teslimat konusunda tekrar edilen vaatler hep ihlal edilir. Süpermarketteki eleman sizden fazla para alır ve sonra siz kendisini uyardığınız zaman sizinle kaba bir şekilde konuşur. Komşunuz sizin çocuğunuz ve kendi çocuğu arasındaki çok önemsiz bir çekişmeden abartarak bahsederek sizi rahatsız eder. Ve aslında hatalı olan çocuğun komşunuzun çocuğu olduğu aşikardır. Bir başka komşu, yüksek ses ile müzik dinler ya da çılgın partiler düzenler. Birlikte çalıştığınız bir iş arkadaşınız sözünüzü keser ya da sizi soru yağmuruna tutar ve bunu belki de bunu bir Hıristiyan olarak ettiğiniz tanıklıktan dolayı yapar. Bilgisayar aylık hesabınızda hata yapar ve sonra siz devamlı olarak telefon edip uyarıda bulunmanıza rağmen, aynı hata ileriki aylarda yeniden yapılmaya devam eder. En sevdiğiniz spor dalında bir hakem çok kötü bir çağrıda bulunur. Ya da evinizin oturma odasında televizyon izler iken, hangi kanalın izleneceği konusunda farklı seçimler ortaya çıkar.

İnsanın sinirini bozan böyle durumlardan bazılarından sakınmanız için hiç bir yol yoktur. Ama imanlı için önemli olan bu tür durumlara nasıl karşılık verdiğidir. Doğal olan yol öfkeye kapılmak ve sizi gücendiren kişiye iyi seçilmiş birkaç sözcük söylemektir. Ama bir Hıristiyan kendisini kaybettiği zaman, tanıklığını da kaybeder. O durumda öfke ile dolar, gözleri delici bir çeliğe benzer, dudakları titreyip durur. Rab İsa hakkında söyleyebileceği tek bir sözcük yoktur. Dünyaya ait bir kişi gibi davranmaktadır. Arık bir Kutsal Kitap değildir, onur kırıcı bir iftira gibidir.

Buradaki feci durum, belki de kendisine kötülük eden kişinin Müjdeye ihtiyacı olduğudur. Belki bu kişinin imanlıyı sinir eden davranışının nedeni özel hayatında yaşadığı bir krizden dolayıdır. Eğer kendisine yalnızca sevgi ve anlayış gösterilse, belki de Kurtarıcı için kazanılabilir.

Kişinin kendisini kontrol edemeyişi, bir imanlı olarak tanıklığını yok eden en önemli davranıştır. Ve bu tür davranışlar Rabbin adına leke sürerler. Çılgın bir imanlı, iman için çok zayıf bir reklamdır.