3 Ekim

“İsa çeşitli hastalıklara yakalanmış bir çok kişiyi iyileştirdi,
bir çok cini kovdu. Cinlerin konuşmasına izin vermiyordu,
çünkü onlar kendisinin kim olduğunu biliyorlardı.” (Markos 1:34)

Bazı Hıristiyanlar, cine tutsaklığın Rabbimiz yeryüzünde iken var olduğunu ama artık günümüzde böyle bir durumun mevcut olmadığını düşünmeye eğilim gösterirler. Bu anlayış, düzeltilmesi gereken bir yanlış anlaşılmadır. Hemen hemen her gün yayınlanan gazetelerde cinlerin esinlediği ima edilen pek çok korkunç suç haberi içerir. Cine tutsaklık olayını tespit edebilmemiz ve bu olayı zihinsel hastalıklardan ayırt edebilmemiz için cine tutsaklık ile ilgili belirli belirtiler mevcuttur.

Her şeyden önce bir cin kurbanını sonunda mutlaka vahşete ve yıkıma yönlendirir. Bir cinin amacı her zaman yıkıp yok etmektir.

Cine tutsak bir kişi iki ya da daha fazla sayıda kişiliğe sahiptir- kendi kişiliği ve cin ya da cinlerin kişiliği. Böyle bir kişi farklı sesler ile konuşabilir ve kendisini farklı isimler ile tanımlayabilir.

Böyle bir kişi, doğaüstü gücün başarılarına ya da bilginin doğaüstü güçlerine muktedirdir.

Zaman zaman Rab İsa hakkında büyüklük taslayarak konuşabilmesine rağmen, normal davranışı, Rab İsa’dan söz edildiği zaman ya da dua edildiğinde ya da Mesih’in kanı ya da Tanrının sözü söz konusu olduğu zaman, küfretmek ya da vahşi bir reaksiyon vermek olacaktır.

Cine tutsak kişinin davranışı, aşırı derecede garip, kararsız ve huzursuzdur. Diğer kişiler onu ne anlayabilirler, ne de kontrol edebilirler; iyileştiremezler de. İntihara eğilimli olabilir ve korkuya ve batıl itikatlara tutsak olarak yaşayabilir.

Cine tutsaklık, genellikle sanrıya kapılmaya neden olan uyuşturucuların kullanımı ile yakından ilgilidir. Bu uyuşturucular kişiyi fizik ötesi bölgeye götürür ve onun varlığını kötü ruhların hükmüne açık hale sokarlar. “Büyücülük” “cadılık” ya da “sihirbazlık” olarak çevrilen sözler, Grekçe’de, uyuşturucular anlamına gelen “pharmakia” sözcüğünden tercüme edilmişlerdir.

Cine tutsak olan kişi genellikle sadisttir, sıra dışı zihinsel ya da fiziksel zalimlik sergiler ve bazen kurbanlarının bedenlerini sakat bırakır ve uzuvlarını bedeninden ayırır.

Diğer cine tutsak kişiler hastalıklı olabilirler, sık sık mezarlıklara giderler, kafatasları ya da diğer kemikleri toplarlar ya da dehşet dolu öykülerden takıntılı biçimde hoşlanırlar.

Güneş ve ay özellikle yeni ay, dünyadaki kötü ruhlar ve satanizm üzerinde derin bir etki uygularlar. Bu nedenle imanlılara Söz’de şu vaat garanti edilmiştir:

“Gündüz güneş, gece ay sana zarar vermez.” (Mezmur 121:6)

Kötü ruhlar dua ve Rab İsa’nın adının yetkisi ile kişiden çıkartılabilirler. Ama kişinin kalıcı kurtuluşu yalnızca bu kişi Kurtarıcıya iman aracılığı ile yeniden doğduğu zaman gerçekleşir.