12 Eylül

“Küçük İsa Yeruşalim’de kaldı.
Bunun farkına varmayan annesi ve babası çocuğun yol arkadaşları
ile birlikte olduğunu sanarak bir günlük yol gittiler.”  (Luka 2:44)

İsa on iki yaşında iken, Fısıh Bayramını kutlamak için anne ve babası ile birlikte Nasıra’dan Yeruşalim’e gitti. Hiç kuşkusuz onlarla birlikte yolculuk eden daha pek çok kişi vardı. Aynı yaştaki erkek çocukların şölenler sırasında birlikte arkadaşlık etmeleri kaçınılmaz bir durum idi. Bu nedenle, Nasıra’ya geri dönmek için yola çıktıkları zaman, Yusuf ve Meryem’in İsa’nın diğer çocuklar ile birlikte kervanın bir bölümünde bulunduğunu sanmaları normal idi. İsa’nın kervanda olmadığının farkına vardıkları zaman, bir günlük yol gitmişler idi. Yeruşalim’e geri dönmek zorunda kaldılar ve O’nu buldukları zaman en son gördüklerinin üzerinden tam üç gün geçmiş idi.

Bu bölümde yazılanlar hepimiz için önemli bir derstir. İsa, bizim topluluğumuzda olmadığı zaman O’nun bizimle olduğunu sanmamız mümkündür. O’nunla paydaşlık içinde yürüdüğümüzü düşündüğümüz zamanlarda aslında canlarımız ve Kurtarıcımız arasına günah girmiş olabilir. Ruhsal bir sapma sinsidir, gizlenebilir. Soğukluğumuzun bilincinde olamayabiliriz. Her zamanki gibi aynı olduğumuzu düşünürüz.

Ama diğer insanlar bizim aynı olmadığımızı söyleyebilirler. Konuşmalarımız aracılığı ile ilk sevgimizden düştüğümüzü ve dünyasal ilgilerin ruhsal ilgilerden daha üstün geldiğini söyleyebilirler. Diğer kişiler, Mısır’ın pırasaları, soğanları ve sarımsağı ile beslendiğimizin farkına varırlar. Eleştiren bir tutum edindiğimizi görürler, oysa bir zamanlar sevecen davranır ve iyilik yapardık. Siyon dilini kullanmak yerine kaba sözler kullanarak konuştuğumuzu fark ederler. Onlar farkına varsın varmasın, biz şarkımızı kaybetmişizdir. Mutsuz ve bezginizdir ve diğer kişileri de bezginleştirme eğilimi gösteririz. Hiç bir şey yolunda gitmiyor gibi görünür. Cüzdanlarımızdaki para eriyip gider. Eğer Kurtarıcı için tanıklık etmek ister isek, kişiler üzerinde çok az bir etkiye sahip oluruz. Kendileri ve bizim aramızda öyle çok büyük bir fark olduğunu görmezler.

Genellikle, İsa’nın yanı başımızda olduğu konusundaki farkındalığı bize açıklamak için bir tür kriz gerekir. Mesh edilmiş bazı vaazlar aracılığı ile Tanrının sesini işitebiliriz. Ya da bir dost kolunu omzumuza atar ve bizi düşük ruhsal durumumuz ile yüz yüze getirir. Ya da bir hastalık, sevdiğimiz birinin ölümü ya da bir trajedi aklımızı başımıza getirebilir.

Böyle bir durum gerçekleştiği zaman, Yusuf ve Meryem’in yaptığını yapmamız gerekir – O’nu en son gördüğümüz yere geri dönmek. O’nunla olan paydaşlığımızı ihlal eden bir günahın bulunduğu yere geri dönmemiz gerekir. Günahımızı itiraf ederek ve ondan vazgeçerek bağışlanma bulur ve İsa yanı başımızda olarak bir kez daha yolculuğumuza devam etmeye başlarız.