15 Eylül

“Umut düş kırıklığına uğratmaz.
Çünkü bize verilen Kutsal Ruh aracılığı ile Tanrının
sevgisi yüreklerimize dökülmüştür.”  (Romalılar 5:5)

Hıristiyan terminolojisinde bazen, sözcükler sıradan kullanımda olduğundan daha farklı bir anlama sahiptirler. “Umu” sözcüğü de bu sözcüklerden bir tanesidir.

Dünyanın bakış açısından umut sözcüğü genellikle şu anlama gelir: yerine geleceğinden emin olmadan görünmeyen bir şeyi beklemek. Büyük ekonomik sıkıntıya sahip olan bir kişi şöyle diyebilir:

“Umarım her şey yoluna girecektir.”

 Ama her şeyin düzeleceği konusunda güvencesi yoktur. Umudu, gerçekleşmesini istediği düşüncelerinden başka hiç bir şey olmayabilir. Aynı zamanda Hıristiyan umudu da görünmeyen bir şeyi beklemektedir. Pavlus bu konuyu Romalılar 8:24 ayetinde bize şöyle hatırlatır:

“Görülen umut, umut değildir. Gördüğü şeyi kim umut eder? “

 Umudun tamamı, gelecek alanı içersindedir.

Ancak Hıristiyan umudunu farklı kılan şey, umudun, Tanrının Sözündeki vaatleri temel aldığıdır ve bu nedenle kesinliği mutlaktır.

“Canlarımız için gemi demiri gibi sağlam olan bu umut, perdenin arkasındaki iç bölmeye geçer.” (İbraniler 6:19)

 Umut,

“Tanrının sözüne tutunan imandır ve Tanrının vaat ettiği ya da önceden bildirdiği sözün güvencesini şimdiden yaşamaktır.” (Woodring)

 Dikkat ederseniz, umut sözcüğünü “kesinlik” anlamında kullanıyorum. Kutsal Yazılarda “umut”, ne olur ise olsun gerçekleşecek olan gelecekteki olaylara işaret eder. Umut, ruhlarımızı su yüzüne çıkarmak için ve bizi kaçınılmaz bir yazgıya körü körüne gitmekten alıkoymak için var olan bir hayal değildir. Umut, tüm Hıristiyan yaşamının temelidir. Umut, nihai gerçekliği temsil eder.” (John White)

İmanlının umudu Tanrının vaadini temel aldığı için asla hayal kırıklığına uğratamaz ya da utandıramaz (Romalılar 5:5).

“Tanrının vaatleri olmaksızın umut, boş ve yararsızdır. Ve hatta genellikle küstah ya da kibirlidir. Ama Tanrının vaatlerini temel aldığı zaman, Tanrının karakterine dayanır ve hayal kırıklığına uğratması mümkün değildir.” (Woodring)

Hıristiyan umudundan, iyi bir umut olarak söz edilir. Rabbimiz İsa ve Babamız Tanrı bizi sevdi ve bize

“lütfu ile sonsuz bir cesaret ve sağlam bir umut verdi” (2.Selanikliler 2:16).

Umut, genellikle Mesih’in gelişine işaret eden kutlu bir umut olarak adlandırılır.

“Bu arada mübarek umudumuzun gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz.” (Titus 2:13)

Ve umuttan yaşayan bir umut olarak söz edilir.

“Rabbimiz İsa Mesih’in Babası ve Tanrısına övgüler olsun. Çünkü O, büyük merhameti ile yeniden doğmamızı sağladı. İsa Mesih’i ölümden diriltmek ile bizi yaşayan bir umuda kavuşturdu.” (1.Petrus 1:3)

Hıristiyan’ın sahip olduğu umut, onun sonu yokmuş gibi görünen gecikmelere, zulme, sıkıntıya ve hatta şehit olmaya dayanması için güçlü kılar. Hıristiyan, bu tür denemelerin gelecek olan yücelik ile karşılaştırılamayacak kadar ufak deneyimler olduklarını bilir.