28 Eylül

“Kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilik ile yen.”  (Romalılar 12:21)

Eğer bu ayet esin almamış kişiler tarafından yazılmış olsa idi, şöyle derdi: “İnsanların senin üzerine basıp geçmelerine izin verme. Onlara kendi ilaçlarının aynısından bir doz yuttur.” Dünya intikam ve öç alma kavramları ile düşünerek hareket eder.

Ama bizler Mesih’in okulunda farklı bir ders öğreniriz. Düşmanın bizden güçlü olması konusunda kendimize izin vermememiz gerekir. Bunun yerine kötüyü yenmek için iyi olanı kullanmamız doğrudur.

Assisi’li Francis’e atfedilen bir öyküde bu konu ile ilgili bir örnek yer almaktadır. Francis küçük bir çocuk iken evinin çevresinde oyun oynuyordu ve bağırdığı zaman sesinin yankı yaptığının farkına vardı. Bu, onun yankı konusundaki ilk deneyimi idi, bu nedenle bunu tecrübe etmeye devam etmek için karar aldı. “Nefret ediyorum” diye bağırdı ve bu mesaj aynen “nefret ediyorum” şeklinde geri geldi. Sesini daha da yükseltti ve yine, “Nefret ediyorum” diye haykırdı ve sözcükler daha yüksek bir ton ile “Nefret ediyorum” diye geri geldiler. Üçüncü kez ve tüm gücü ile “Nefret ediyorum” diye bağırdı ve sözcükler büyük bir şiddet ile “Nefret ediyorum” diye yuvarlanarak geri geldiler. Bundan fazlasına dayanamayacak idi. Evine doğru koştu ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Avluda bulunan annesi onun yüksek ses ile bağırdığını işitmiş idi, ama yine de, “Canım, ne oldu?” diye sordu. Francis’in karşılığı şu oldu:

“Dışarıda benden nefret eden küçük bir oğlan çocuğu var.”

 Annesi bir an için düşündü ve sonra şöyle dedi:

“Bak, şimdi ben sana ne yapacağını söyleyeyim. Dışarı git ve o küçük çocuğa onu sevdiğini söyle.”

Francis tekrar dışarı koştu ve “seni seviyorum” diye bağırdı. Elbette sözcükler net ve nazik bir şekilde geri geldiler: “Seni seviyorum.” Francis daha yüksek ses ile tekrar bağırdı.”Seni seviyorum.” Ve yine, bir kez daha, “seni seviyorum” yanıtını duydu. Üçüncü kez çok büyük bir içtenlik ile, “seni seviyorum” diye bağırdı ve sözler yumuşak bir şekilde ona geri geldiler, “Seni seviyorum.”

Ben bunları yazar iken, dünyanın her yerindeki insanlar birbirlerine, “senden nefret ediyorum” diye bağırmaktalar ve sonra da tansiyonlarının neden yükseldiğine hayret etmekteler. Uluslar diğer uluslara olan nefretlerini ifade ediyorlar. Dindar gruplar bir savaşa kilitlenip kalmış durumdalar. Farklı soylardan gelen kişiler birbirleri ile mücadele etmekteler. Komşular arka bahçedeki çitlerinin üzerinden birbirleri ile tartışıyorlar. Aynı şekilde aileler de tartışma ve acılıklar yüzünden parçalanmış durumdalar. Bu insanlar, kötünün kendilerini fethetmesine izin veriyorlar, çünkü nefret nefret üretir. Eğer nefret yerine sevgi ile karşılık vererek stratejilerini değiştirebilseler idi, kötüyü iyilik ile yenebilirlerdi. Sevginin sevgi ürettiğinin farkına varabilirlerdi.

Ellerimizin biçeceği tohumlar konusunda asla
Yeterince özenli davranamayız;
Sevgiden sevgi biçileceği kesindir.
Nefretin de nefret ile büyüyeceği gerçektir.