3 Eylül

“Ne var ki, Tanrının armağanı Adem’in suçu gibi değildir.
Çünkü bir kişinin suçu yüzünden bir çokları öldü ise,
Tanrının lütfu ve bir tek adamın yani İsa Mesih’in lütfu ile verilen
bağış bir çokları yararına daha da çoğaldı.”  (Romalılar 5:15)

Romalılar 5:12-21 ayetlerinde, Pavlus, insan soyunun iki başı olan Adem ve Mesih’i karşılaştırır. Adem ilk yaratılışın başı idi; Mesih ise yeni yaratılışın başıdır. İlk insan doğal idi; ikincisi ise ruhsal idi. Pavlus burada üç kez “çok daha” sözcüklerini kullanır; bunu yapmaktaki amacı, Adem’in günahının neden olduğu kayıpları, Mesih’in yaptığı işten akan bereketlerin bolluk ile telafi ettiğini vurgulamaktır. Pavlus,

“Adem oğullarının Mesih’te babalarının kaybetmiş oldukları bereketlerden çok daha fazlası ile övündüklerini”

 söyler. İmanlılar, Mesih’te, düşmüş bir Adem’de olduklarından çok daha iyi bir konuma aktarılmışlardır.

Bir an için şöyle bir varsayımda bulunalım: Adem günah işlemedi ve yasaklanmış meyveyi yemek yerine karısı ile birlikte Tanrının sözünü dinlemeye karar verdi. O zaman yaşamlarında nasıl bir sonuç ortaya çıkardı? Bildiğimiz kadarı ile Aden bahçesinde sonsuza kadar yaşamaya devam edeceklerdi. Ödülleri, yeryüzünde uzun bir yaşama sahip olmak olacak idi. Ve aynı durum onların çocukları için de geçerli olacak idi.

Adem ve Havva’nın çocukları da günah işlemeden yaşamaya devam edecek olsalar idi, Aden’de sonsuza kadar yaşayacaklardı ve ölmeyeceklerdi.

Ama bu masumiyet durumunda bir gün cennete gitme gibi bir konuma sahip olmayacaklar idi. Kutsal Ruh’un içlerinde konut kurması ve onları mühürlemesi gibi bir vaat olmayacak idi. Hiç bir zaman Tanrının mirasçısı ve İsa Mesih ile ortak mirasçı olmayacaklar idi. Tanrının Oğlu’na benzemek gibi bir umutları asla olmayacak idi. Ve her zaman günah işlemek ve Aden’de tadını çıkarttıkları yersel bereketlerden vazgeçmek zorunda kalmak gibi korkunç bir ihtimal söz konusu olacak idi.

Bunun aksini düşünelim; İsa’nın kefaret eden işi aracılığı ile bizler için kazanmış olduğu üstün konumu aklımıza getirelim. Mesih ile birlikte göksel yerlerdeki her tür ruhsal bereket ile bereketlendik. Sevgili’de kabul edildik; Mesih’te Tanrının doluluğuna sahibiz, kurtarıldık, barıştık, bağışlandık, aklandık, kutsal kılındık, yüceltildik, Mesih’in bedeninin üyeleri haline getirildik. Kutsal ruh içimizde konut kurdu, O’nun tarafından mühürlendik ve Kutsal Ruh mirasımızın garantisi oldu. Mesih’te sonsuza kadar güvendeyiz. Bizler Tanrının çocukları ve oğullarıyız ve Tanrının mirasçıları ve İsa Mesih’in ortak mirasçılarıyız. Tanrıya O’nun Sevgili Oğlu kadar yakınız ve Tanrı bizi Sevgili Oğlu’nu sevdiği kadar çok seviyor. Ve bundan çok çok daha fazlası da var. Ancak tüm bu yazdıklarımız, imanlıların bu gün Mesih’te, masum bir Adem’de sahip olabileceklerinden çok daha iyi bir konumda bulunduklarını göstermek açısından yeterlidir.