23 Haziran

“.. İsa’ya bağlı olarak gözlerini yaşama kapamış olanlar…”
(1.Selanikliler 4:14)

Rabde olan sevdiklerimizden biri öldüğü zaman nasıl bir karşılık vermeliyiz? Bazı Hıristiyanlar duygusal olarak çökerler. Bazıları ise kedere boğulsalar bile, yine de kahramanca katlanacak güce sahiptirler. Nasıl karşılık vereceğimiz, köklerimizin Tanrıda ne kadar derinlerde bulunduğuna bağlıdır. Ve aynı zamanda imanımızın büyük gerçeklerine ne kadar sahip çıktığımız ile yakından ilgilidir.

Her şeyden önce, ölümü Kurtarıcımızın bakış açısından görmemiz gerekir. Ölüm, Rabbin Yuhanna 17:24 ayetindeki duasına bir yanıttır:

“Baba, bana verdiklerinin de bulunduğum yerde benim ile birlikte olmalarını ve benim yüceliğimi, bana verdiğin yüceliği görmelerini istiyorum.” – “Sevdiklerimiz O’nunla birlikte olmaya gittikleri zaman, O canının semeresini görecek ve doyacak (Yeşaya 53:11).

“Rabbin gözünde değerlidir sadık kullarının ölümü.” (Mezmur 116:15)

O zaman ölmüş olan kişi için ölümün anlamının ne olduğunu takdir etmemiz gerekir. Ölen kişi, Kralı tüm güzelliği içinde görmek için yukarı alınmıştır. Artık günahtan, hastalıktan, sıkıntı ve acıdan sonsuza kadar özgürdür. Doğru kişi göçüp gitmek ile gelecek olan kötülükten kurtarılır (Yeşaya 57:1).

“bir tanrı kutsalının yuvaya dönüşü ile kıyaslanabilecek hiç bir şey yoktur. Eve, yuvaya gitmek, bu eski kil kaplarını geride bırakmak, maddenin esaretinden çözülerek sayılmaları mümkün olmayan meleklerin eşliğinde karşılanmak.”

 Piskopos Ryle şunları yazdı:

“İmanlılar öldükleri an, cennettedirler. Savaşları son bulmuştur. Mücadeleleri bitmiştir. Bir gün bizlerin de geçmesi gereken o hüzünlü vadiden geçmişlerdir. Bir gün bizim de girmemiz gereken o karanlık nehri aşmışlardır. İçine günahın karışmış olduğu o son acı kaseden içmişlerdir. Artık acı ve iç çekişin bulunmadığı o yere ulaşmışlardır. Onların tekrar geri dönmelerini istemememiz gerektiği kesindir. Onlar için değil, kendimiz için ağlamamız gerekir. “

İman bu gerçeğe sahip çıkar ve su ırmaklarının kenarına dikilmiş bir ağaç gibi sabit durma gücünü bulur.

Sevilen birinin ölümü bizim için her zaman acı anlamına gelir. Ama bizler umudu olmayan diğer kişiler gibi keder duymayız. (1.Selanikliler 4:13) Sevdiğimiz kişinin Mesih ile birlikte olduğunu biliriz ve böylesi daha iyidir. Bu ayrılığın çok kısa bir zaman süreceğini biliriz. Sonra İmmanuel’in ülkesinin dağ eteklerinde onlarla yeniden bir araya geleceğiz. Ve orada birbirimizi burada aşağıda gördüğümüzden daha iyi koşullarda göreceğimizden ve bileceğimizden eminiz. Rabbini tekrar gelişini özlem ile bekliyoruz, önce Mesih’teki ölüler dirilecek ve bizler hayatta kalmış olanlar gözlerini yaşama kapayanların önüne asla geçmeyeceğiz. Rabbin kendisi, bir emir çağrısı ile, baş meleğin seslenmesi ile Tanrının borazanı ile gökten inecek. Sonra biz yaşamakta olanlar, onlarla birlikte Rabbi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. (1.Selanikliler 4:16,17) Bu umut tüm farkın nedenidir.

Ve böylece Tanrının söylediği yumuşak teselli sözleri bize az gelmiyor. (Eyüp 15:11) Acımız sevinç ile karışmıştır ve kayıp duygumuz, sonsuz bereket vaadi aracılığı ile fazlasıyla telafi ya da tazmin edilir.