25 Haziran

“Ah oğlum Avşalom! Ah oğlum oğlum Avşalom!
Keşke senin yerine ben ölse idim, oğlum!
Ah, oğlum Avşalom!” (2.Samuel 18:33)

Avşalom kurtulmuş bir insan mıydı, değil miydi? Bunu bilmiyoruz, ama babasının inlemeleri yıllarca dua ettikleri kurtulmamış bir akrabalarının ölümü nedeni ile yas tutan pek çok imanlının kederini yansıtır. Gilead’da böyle bir durum için bir merhem mevcut mudur? Böyle bir durumda Kutsal Yazılara uygun olan davranış hangisidir?

Pekala, öncelikle, ölen kişinin Mesih ile birleşmeden öldüğünden her zaman emin olamayız. Bindiği atın kendisini üzerinden attığı ve Mesih’e güvenen bir kişi olan bir adamın tanıklığını duyduk.

 “Bu kişi üzengi ve zemin arasında iken, merhamet diledi ve merhamet buldu.”

Bir başka adam güverte iskelesinden kaydı ve suya düşmeden önce iman etmişti. Bu aksilikler nedeni ile eğer her ikisinden biri ölmüş olsa idi, iman ederek ölmüş olduklarını hiç kimse bilemeyecekti.

Biz bir insanın koma halinde iken bile kurtulmuş olabileceğine inanıyoruz. Tıp yetkilileri bize komadaki bir kişinin kendisi konuşamasa bile, odada söylenen sözleri genellikle işittiklerini ve anladıklarını söylerler. Eğer işitebiliyor ve anlayabiliyor ise o zaman neden kesin bir şekilde iman ederek İsa Mesih’i kabul edemesin?

Ama gelin biz, en kötüsünü varsayalım. Kişinin gerçekten iman etmeden öldüğü varsayımında bulunalım. O zaman ne şekilde davranmamız gerekecektir? Kendi et ve kanımıza karşı çıkarak Tanrının tarafında yer almamızın gerektiği çok aşikardır. Eğer biri günahlarının içinde ölür ise, bu Tanrının hatası değildir. Tanrı harika bir bedel ödedi ve insanların günahlarından kurtulabilmeleri için bir yol sağladı. O’nun kurtarışı, borçtan ve çabadan tamamen ayrı olarak karşılıksız bir armağandır. Eğer insanlar sonsuz yaşam armağanını reddederler ise, Tanrı artık daha ne yapsın? Tanrınn, cenneti, orada olmak istemeyen insanlar ile dolduramayacağı kesindir, çünkü o zaman o yer cennet olmazdı.

Bu nedenle, eğer sevdiklerimizden bazıları umutsuz bir şekilde sonsuzluğa giderler ise, yapabileceğimiz tek şey, Yeruşalim için gözyaşı döken ve

“kurtulmanı istedim, ama sen istemedin”

 diyen İnsanoğlu’nun kederini ve yürek acısını paylaşmaktır.

Tüm yeryüzünün adil olanı yapacağını biliyoruz (Yaratılış 18:25). Bu nedenle, O’nun tövbekar günahkarları kurtardığı için ne kadar adil olduğunu düşünüyor isek, kaybolanlar ceza gördükleri zaman da aynı şekilde adil olduğunu düşünüyoruz.