30 Haziran

“Musa elini kaldırdıkça İsrailliler,
indirdikçe Amalekliler kazanıyorlardı.”  (Mısır’dan Çıkış 17:11)

İsrail , Amalek ordusu ile çatışma halinde idi. Musa savaş alanını gören bir tepenin üzerinde duruyordu. Musa’nın ellerinin konumu, zafer ve yenilgi arasındaki farklılığa neden oluyor idi. Musa’nın elleri yukarda durduğu sürece Amalekliler bozguna uğruyorlardı. Ellerini indirdiği zaman ise İsrailliler yenilgiye uğruyorlardı.

Musa ellerini kaldırdığı sürece, Aracımız olan Rab İsa Mesih’i resmetmiş oluyordu. “O, sevgi ve sempati ile bizim için Ellerini kaldırdı.” O’nun aracılığı sayesinde bizler sonsuza kadar kurtarıldık. Ama ondan sonra ideal örnek ortadan kalkar, çünkü bizim aracımızın eli asla aşağı inmez. O hiç bir zaman yorulmaz ve başka birinin yardımına ihtiyaç duymaz. O, bize aracılık etmek için sonsuza kadar yaşar.

Aynı zamanda bu olayı dua bekçileri olarak kendimize de uyarlayabileceğimiz bir ikinci yol da mevcuttur. Yukarı kalkan el, dünyadaki çeşitli hizmet alanlarında ruhsal bir çatışma içinde bulunan imanlılar için yaptığımız sadık aracılığımızı da resmetmektedir. Dua etme hizmetini ihmal ettiğimiz zaman, düşman üstün gelir.

Bir hizmetkar ve onun grubu safaride iken, geceyi haydutlar ile dolu bir bölgede geçirmek zorunda kaldı. Hizmetkarlar kendilerini Rabbin korumasına emanet ettiler, sonra bir köşeye çekilip yattılar. Aylar sonra haydutların başı olan bir adam hizmetkarların görev yaptıkları hastaneye getirildi ve hastanedeki hizmetkarı tanıdı, ona şunları anlattı:

“ açık havadaki o bölgede bulunduğunuz gece sizi soymaya niyetlendik, ama yanınızdaki yirmi yedi askerden korktuk.”

Bu sözleri duyan hizmetkar daha sonra ülkesindeki kiliseye mektup yazarak bu haberi bildirdiği zaman, kilise üyelerinden biri ona şunu yazdı:

“Biz aynı gece burada bir dua toplantısında idik ve toplantıda bulunan kişilerin sayısı yirmi yedi idi.”

Tanrımız bizi orada dua yerinde 
Dua ederken tuttuğu zaman,
İşte o zaman savaşın gidişatı değişir;
O zaman galibiyet alevi yanar,
O zaman gerçeğin sancağı üstün gelir.
Düşmanlar geri kaçar ve şeytan sürünür!
O zaman korkunun dehşeti,
Zaferin sevincine dönüşür!
Ey Rab, bizi o yere, dua yerine götür,
Orada galibiyet duasını öğreniriz.

Bu olayda ayrıca başka bir anlayış daha gözümüze çarpar. Rab, kuşaklar boyunca Amalekliler ile savaşacağını ve Amaleklilerin adını yeryüzünden büsbütün sileceğine dair ant içti. Amalek, benliğin bir resmidir. Hıristiyan, benliğe karşı hiç durmadan savaşmak zorundadır. Bu konudaki başlıca savaşlarından biri duadır. Hıristiyan’ın dua yaşamındaki sadakati genellikle zafer ve yenilgi arasındaki farklılığın nedenidir.