22 Kasım

“İnsanların ve meleklerin dilleri ile konuşsam, ama sevgim olmasa,
ses çıkaran bir bakırdan ya da çınlayan zilden farkım kalmaz.”
(1.Korintliler 13:1)

Genç bir soprano opera sahnesinde ilk konserini vermişti; bir eleştirmen onun eşsiz performansının, eğer konserinde sevgi ile şarkı söylemiş olsa idi daha da iyi olacağını yazdı..Bu eleştirmen sevginin var olmadığının farkına varmış idi. Genç soprano teknik olarak doğru şarkı söylemişti, ama şarkılarında sevginin sıcaklığı yok idi.

Yaşamımız, her şeyi kurallara uygun olarak yapan kişiler olarak devam eder. İçten, güvenilir, doğru, enerjik ve alçakgönüllü olabiliriz. Ama yine de tüm bu erdemler, eksik olan sevginin yerini tutamazlar.

Çoğumuz, sevgiyi nasıl vereceğimiz ve sevgiyi nasıl alacağımızı bilmek konusunda zor zamanlar yaşarız. Geçenlerde ünlü birinin şu sözleri yazdığını okudum:

“bir kişi sevdiği insanlar hakkında ne hissettiğini ifade etmenin dışında her şeyi yapabilir.”

John White, ‘dua eden Kişiler’ adlı kitabında şunları yazar:

“yıllarca sevilmekten korktum. Sevgi vermeye karşı değildim (ya da verdiğimin sevgi olduğunu düşünüyordum), ama herhangi biri, bir erkek, bir kadın ya da bir çocuk bana çok fazla sevgi gösterdiği zaman, hemen hastalanıyordum. Ailemizde sevgi konusunda nasıl davranacağımızı hiç bir zaman öğrenmedik. Sevgiyi gösterme ya da kabul etme konusunda pek uzman olduğumuz söylenemezdi. Birbirimizi sevmediğimizi ya da birbirimize olan sevgimizi gösterme konusunda yollar bulamadığımızı söylemek istemiyorum. Ama bizler fazla İngiliz idik. Ben on dokuz yaşında iken ve savaşa gitmek için evden ayrıldığım zaman, babam oldukça beklenmedik bir davranışta bulundu. Ellerini omzuma koydu ve beni öptü. Şaşkınlıktan afallamıştım. Ne söyleyeceğimi bilemediğim gibi ne yapacağımı da bilemedim. Bu durum benim için çok utandırıcı idi, oysa babam için çok üzücü olmuş olmalı.”

Bir gün Mesih’in onun önünde çivi delikli ellerini ona uzatmış olarak durduğuna dair bir görüm gördüm. Önce Mesih’in sevgisini kabul etmek konusunda çaresizlik hissetti. Sonra şöyle dua etti:

“Ey Rab, ellerini kavramak istiyorum. Ama yapamıyorum.”

“Bu sözleri izleyen sessizlikte, çevremde örmüş olduğum savunma duvarının giderek kaybolduğuna dair üzerime bir güven hissi geldi ve Mesih’in sevgisinin çevremi sarmasını ve beni doldurmasını öğreneceğimi anladım.”

Eğer çevremizde, sevginin bize ve bizden akışına engel olan savunma duvarları bina etti isek, Rabbin bu duvarları yıkmasına ve bizleri soğuk imanlılar yapan korkulardan kurtarmasına izin vermemiz gerekir.