30 Kasım

“Birbirinizin ağır yükünü taşıyın, böylece Mesih’in yasasını yerine getirirsiniz…
çünkü her kişi kendine düşen yükü taşımalı.” (Galatyalılar 6:2,5)

Bu iki ayeti gelişigüzel bir şekilde okuyan bir kişi, ayetler arasında bağıran bir karşıtlık olduğu konusunda kolayca ikna edilebilir. İlk ayet, bir başka kişinin yükünü taşımamız gerektiğini söyler, ikincisi ise kendimize düşen yükü kendimizin taşıması gerektiğini söyler.

İkinci ayette “yükler” olarak tercüme edilen sözcüğün anlamı şudur: Bir kişiyi, ruhsal, fiziksel ve duygusal açıdan aşağı çeken her şey. Ayet, içinde bulunduğu çevre ve koşullar içinde, kişinin, yaşamına bir hata ile soktuğu ağır suçluluk ve umutsuzluk yüküne işaret eder (ayet 1). Bu durumdaki bir kardeşin omzuna sevecen kolumuzu attığımız zaman, ona yardım etmiş olur ve onu tekrar Tanrı ve Tanrının halkı ile paydaşlık içinde olan bir yaşama yeniden kazandırmış oluruz. Ama yükler aynı zamanda acıları, üzüntüleri, denemeleri ve yaşam ile birlikte hepimize gelen hayal kırıklıklarını da kapsarlar. Birbirimizi teselli ve teşvike ettiğimiz zaman, maddesel varlığımızı paylaştığımız ve yapıcı öğütler verdiğimiz zaman, birbirimizin yüklerini taşımış oluruz. Bunun anlamı, kendimizi diğer kişilerin sorunlarına ödeyeceğimiz bedel ne kadar büyük olur ise olsun dahil etmemizdir. Bunu yaptığımız zaman, Mesih’in yasasını yerine getirmiş oluruz; bu yasa, birbirimizi sevmektir. Kendimizi harcamak ve başkaları için harcanmak aracılığı ile sevgimizi uygulamalı olarak göstermiş oluruz

“Yük” ile ilgili olarak 5.ayette farklı bir sözcük kullanılır. Buradaki anlam, yükün ağır mı yoksa hafif mi olduğuna dair hiç bir imada bulunulmaksızın taşınması gereken herhangi bir şeydir. Pavlus’un burada söylediği şey, Mesih’in yargı kürsüsü önünde herkesin kendi sorumluluğunun yükünü taşımak zorunda kalacağıdır. O zaman diğer kişiler ile aramızda nasıl bir kıyaslama yapacağımız söz konusu olmayacaktır. Kendimizle ilgili kayıtların temeli uyarınca yargılanacağız ve ödüller de buna uygun olarak dağıtılacak.

Bu iki ayet arasındaki bağlantı bununla ilgili gibi görünür. Hata yapmış birini kaldıran bir kişi, kendisinin üstün olduğuna dair bir duygu tuzağına düşer. Hataya düşmüş bir kardeşin yüklerini taşıdığı için kendisinin ruhsal açıdan daha yüksek bir seviyede olduğunu düşünebilir. Günah işleyen kutsal ile kendisi arasında bir kıyaslama yaptığında kendisinin daha iyi bir kutsal olduğunu düşünür. Pavlus ise ona şunu hatırlatır: kendisi Rabbin önünde durduğu zaman, diğer kişi için değil, kendisi, kendi yaptıkları ve kendi karakteri için hesap vermek zorunda olacağıdır. Kendisi ile ilgili yargı yükünü taşımak zorunda kalacaktır.

Böylece görüldüğü gibi, bu iki ayet birbirleri ile çelişki içinde değildirler. Aksine, olabilecek en yakın uyum içinde birlikte yaşarlar.