7 Kasım

“Evine, yakınlarının yanına dön.Rabbin senin için neler yaptığını ve sana nasıl merhamet ettiğini onlara anlat.” (Markos 5:19)

İlk kurtulduğumuz zaman, kurtuluşun öylesine basit ve öylesine harika olduğunu düşünürüz ki, bu konuyu akrabalarımıza anlattığımız zaman, hepsinin Kurtarıcıya inanmak isteyeceğini düşünürüz. Ama pek çok durumda bunun tam aksi olarak onların bize gücendiklerini, bizden kuşku duyduklarını hatta bize düşmanca davrandıklarını görürüz. Bize, sanki onlara ihanet etmişiz gibi davrandığımızı düşünürler. Kendimizi böyle bir ortam içinde bulduğumuz zaman, genellikle aslında onların Mesih’e gelmelerine engel olacak şekilde davranırız. Bazen üzerlerine gideriz, bazen onlardan uzak dururuz, değişik ruh durumları içine girer. Bazen ise tamamen geri çekiliriz. Ya da onların Hıristiyan yaşamı standartlarını uygulayabilmeleri için gerekli olan tanrısal güce sahip olmadıklarını unutarak bir Hıristiyan yaşam tarzı sürdürmedikleri için eleştirilerde bulunuruz. Bu tür koşullar altında onlara bizim kendimizi onlardan üstün gördüğümüz gibi bir etki yaratmak kolaydır. Onlar zaten bizi, “ben senden daha kutsalım” şeklindeki tavrımız nedeni ile suçlamaya hazırlar iken, onlara bunu yapmaları için bir bahane vermeme konusunda dikkatli davranmamız gerekir.

Genelde yaptığımız bir diğer hata, Müjdeyi boğazlarından aşağı tıkıştırmaktır. Onlara duyduğumuz sevgi ve canlarının kurtulması için sahip olduğumuz istekli gayret yüzünden müjde duyururken onları gücendirir ve müjdeden uzaklaşmalarına neden oluruz.

Bir davranış diğer davranışa neden olur. Anne ve babamıza sevecen bir itaatsizlik göstermekte başarısız oluruz; Hıristiyan imanımız sanki bizi onlara olan itaat zorunluluğumuzdan özgür kılmış gibidir. Daha sonra gittikçe artan bir şekilde kendimizi ailemizden uzaklaştırırız, zamanımızın çoğunu kilise toplantılarında diğer imanlılar ile birlikte geçirmeye başlarız. Bu duruma karşılık olarak ailemizin kiliseye ve Hıristiyanlara olan gücenikliği artmaya başlar. İsa, cinli adamı iyileştirdiği zaman, ona evine gitmesini ve yakınlarına onun için Rabbin neler yaptığını anlatmasını söylemiş idi. Kurtulduktan sonra yapmamız gereken ilk şey budur: kurtuluşumuza dair basit, alçakgönüllü ve sevgi dolu bir tanıklık vermek.

Daha sonra bu tanıklığın değişmiş bir yaşam ile desteklenmesi doğru olandır. Işığımız insanların önünde öylesine parlamalıdır ki, iyi işlerimizi görerek göklerdeki Babamızı yüceltsinler (Matta 5:16).

Tüm bu sözlerin anlamı, anne ve babamıza yeni bir onurlandırma, boyun eğme, sevgi ve saygı göstermek ve Kutsal Yazılar ile çatışmadığı sürece onların öğütlerini uygulamaktır. Evin içinde, daha önce olduğumuzdan daha yardıma istekli davranmamız gerekir; odamızı temizlemek, bulaşıkları yıkamak, çöpü dışarı çıkarmak ve tüm bunları bizden yapmamız istenmeden yapmamız gerekir.

Eleştirileri, gücenmeden sabır ile karşılamamız doğru olur. Anne ve babamız, özellikle eğer daha önce tanık olmadılar ise, alçakgönüllü davranışlarımız nedeni ile hoş bir şaşkınlık yaşamalıdırlar. Birazcık iyilik, çıkacak çatışmalara engel olur; takdir mektupları, kutlama kartları, telefon ile aramak ve armağan vermek iyidir. Kendimizi anne ve babamızdan uzaklaştırmak yerine, çaba göstererek onlar ile zaman geçirmemiz gerekir, öyle ki, ilişkimiz güçlensin. O zaman onları bizim ile birlikte kiliseye gelmeleri için davet ettiğimiz zaman, bu davetimizi daha çabuk kabul edebilecekler ve sonunda kendilerini Rab İsa Mesih’e vermek isteyeceklerdir.