15 Mart

“Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek,
canını Benim uğruma yitiren ise onu kazanacaktır.” (Luka 9:24)

Biz imanlıların temelde yaşamlarımız ile ilgili sahip olabileceğimiz iki tür tutum bulunur. Ya yaşamımızı kurtarmaya çalışır ya da onu Mesih’in uğruna amaca sahip bir şekilde kaybedebiliriz.

Doğal tutum yaşamımızı kurtarmaya çalışmaktır. Benlik merkezli bir yaşam sürebilir, kendimizi çaba ve rahatsızlıklardan korumaya çalışabiliriz. Kendimizi şoklardan korumak, kayıplara karşı güvenlikte tutmak ve rahatsızlığın her türünden sakınmak için özenli planlar yapabiliriz. Evimiz, ön tarafına “Giriş yasaktır” levhaları konulan özel bir mülk haline gelir. Evimiz yalnızca ailemiz içindir – diğer kişilere en az düzeyde konukseverlik gösterilir. Kararlarımız, durumların bizi nasıl etkileyeceği temel alınarak verilir hale gelmiştir. Eğer diğer kişiler planlarımızı bozar ya da bu planlara pek çok iş dahil ederler ise ya da başkalarına yardım etmek için vakıflar kurulmasını talep ederler ise, o zaman kabul etmez ve geri çekiliriz. Kişisel sağlığımıza büyük bir dikkat ile adanmaya eğilimli hale geliriz, bizim için uykusuz gecelere neden olabilecek herhangi bir hizmeti reddederiz, fiziksel risk almamak için hastalık ya da ölüm ile temas kurmayı reddederiz. Aynı zamanda çevremizdeki kişilerin ihtiyaçlarından çok kendi kişisel görünümümüze daha büyük bir ayrıcalık da tanırız. Kısaca, eğer Rab gelmez ise, bir kaç yıl sonra solucanlar tarafından yenecek olan bedenimize özen göstermek için yaşar hale geliriz.

Yaşamımızı kurtarmak için çaba gösterdiğimiz zaman, onu kaybederiz. Bencil bir varoluşun bütün sefaletlerinin acısını çeker ve diğer kişiler için yaşamanın sağladığı tüm bereketlerden yoksun kalırız.

Buradaki seçenek, yaşamımızı Mesih uğruna gözden çıkarmaktır. Bu seçenek bir hizmet ve fedakarlık yaşamıdır. Gereksiz riskler almadan ya da şehitliği davet etmeden tüm bedellere göze alarak yaşamamız gerektiği düşüncesi ile görevden ayrılmayız. “canımızı ve bedenimizi Tanrı için feda etmek ve onları gömmek” eylemimizin bir anlamı vardır. O’nun uğruna harcamayı ve harcanmayı en büyük sevincimizi sayarız.  Evimiz açıktır, sahip olduklarımızı ve zamanımızı ihtiyaç içinde olanlar ile paylaşmaya hazırız.

Mesih ve diğer kişiler uğruna yaşamlarımızı bu şekilde ortaya dökmek ile gerçek yaşam olan yaşamı bulmuş oluruz. Yaşamlarımızı kaybetmek ile, aslında yaşamlarımızı kurtarmış oluruz.