8 Mart

“Ruhun ürünü bağlılıktır..”  (Galatyalılar 5:22)

Ruhun bu ürünü genellikle sadakat olarak anlaşılır. Bizi kurtaran iman ya da gün be gün (aslında bu konuyu kapsamasına rağmen) Tanrıya duyduğumuz güven değildir; Rab ile ve birbirimiz ile olan ilişkilerimizdeki sadakat ve güvenilirliktir. Biri bu sözcüğü

“kişinin kendisine, doğasına, vermiş olduğu herhangi bir söze ve adanmış olan herhangi bir güvene sadık olması”

 olarak tanımlamıştır.

Bir insanın sözünün onun kefaleti olduğunu söyleyecek olur isek, bu kişi ile olan ilişkimizde herhangi yazılı bir antlaşmanın gerekli olmadığını kastetmiş oluruz. Eğer bu kişi bir şeyi yapmayı kabul etti ise, o zaman bu söylediğini yapacağı konusunda kendisine güvenilebilir.

Sadık kişi randevularına zamanında gelir, faturalarını gecikmeden öder, yerel paydaşlık toplantılarına düzenli olarak katılır, kendisine verilmiş olan görevlerin bu kişiye sürekli olarak hatırlatılması gerekmez. Evlilik yeminine değişmez bir şekilde bağlı kalır ve aile sorumluluklarını üstlenme konusunda başarılıdır. Rabbin işi için bir kenara para ayırma konusunda bilinç sahibidir ve aynı zamanda zaman ve armağanlar ile ilgili kahyalığında da özenli davranır.

Sadakat, kişinin kendisine pahalıya mal olmasına rağmen verdiği söze bağlı kalmasıdır. Sadık kişi,

“kendi zararına ant içse bile, dönmez andından” (Mezmur 15:4c)

 Başka bir deyişle, daha iyi bir menü ya da daha çekici bir refakat vaadi aldığı zaman bile vermiş olduğu bir akşam yemeği sözünü iptal etmez. Eğlence amaçlı bir seyahate gitmek için (en azından yerine bakacak tatmin edici birini bulmadığı sürece) yapacağı bir iş görüşmesi sözünü geri almaz. Biri daha sonra ona on bin dolar daha fazla para teklif etse bile, evini daha önceden kabul etmiş olduğu fiyattan satar.

Sadakatin en nihai şekli Mesih’e olan sadakatten vazgeçmektense, ölmeye dahi istekli olmaktır. Kral, sadık bir Hıristiyan’dan Mesih’i inkar etmesini talep ettiği zaman, adam şu yanıtı verdi:

“Bunu yürek düşündü; ağız konuştu, el imzaladı ve eğer gerekir ise, Tanrının lütfu aracılığıyla da kan mühürleyecektir.”

 Polycarp’a Rabbi inkar ettiği takdirde kendisine yaşamının bağışlanacağı söylendiği zaman, o şu sözler ile yakılarak öldürülmeyi tercih ettiğini bildirdi:

“Ben seksen altı yıl boyunca Rabbime hizmet ettim. O bana hiç bir zarar vermedi, ben şimdi Rabbimi ve Efendimi inkar edemem.”

Şehitler ölüm derecesinde sadık kaldılar ve yaşam tacını alacaklardır (Vahiy 2:10)