23 Mayıs

“Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar.
Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi,
onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin.”
(Yuhanna 17:21)

Rabbimiz, büyük baş kahin duasında iki kez halkının bir olması için dua etti (21 ve 22,23.ayetler). Birlik konusunda edilen bu dua, kiliselerin birleşmesine ait akım – Hıristiyan olduğunu ikrar eden tüm kiliselerin organize edilmiş büyük bir birliği –  için Kutsal Yazılara özgü bir destek olarak müsadere edilmiştir. Ne yazık ki kiliselerin birleşmesine yönelik bu beraberlik temel Hıristiyan öğretişlerini terk etmek ya da yeniden yorumlamak aracılığı ile elde edilebilecek bir beraberliktir. Malcolm Muggeridge’nin de yazdığı gibi,

“Günümüzde yapılan en büyük iğnelemelerden biri kiliselerin birleşmesi ile ilgili konu ancak birleşmeye yönelik hiç bir şey mevcut olmadığı zaman, zaferli olacağı hakkındadır. Çeşitli dini kesimlerin genellikle bir araya gelmeyi kolay bulmalarının nedeni, az inandıkları zaman, az farklılıklara sahip olmalarıdır. “

Yuhanna 17. Bölümde Rab İsa’nın dua ettiği birlik bu tür bir birlik midir? Böyle olduğunu düşünmüyoruz. Rab İsa düşüncesindeki birliğin, dünyanın O’nu Tanrının gönderdiğine iman etmesi ile sonuçlanacak olan bir birlik olacağını söyledi. Dışarıdan herhangi bir federasyonun bu etkiyi sağlayacağını düşünmek konusunda kuşkular mevcuttur.

Rab, zihnindeki birliği söylediği şu sözler ile tanımladı:

“Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi onlar da bizde olsunlar.”

 Aynı zamanda Rab İsa şu sözleri de bildirdi:

“Bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar. Ben onlarda sen de bende olmak üzere tam bir birlik içinde bulunsunlar..”

 Baba ve Oğul aynı zamanda bizim de içinde bir payımızın olabileceği hangi birliği paylaşabilirler? Burada kast edilen her ikisinin de ortak tanrılıklarına ilişkin gerçek değildir; biz asla böyle bir konuya paydaş olamayız. Ben, Rab İsa’nın burada ortak bir ahlak benzerliğini temel alan bir birliğe işaret ettiğini düşünüyorum. Rab İsa’nın Tanrının ve Mesih’in karakterini dünyaya göstermeleri amacı ile iman edenlerin bir olması için dua ediyordu. Bunun anlamı doğruluk, kutsallık, lütuf, sevgi, saflık, dayanma gücü, özdenetim, yumuşak huyluluk, sevinç ve cömertlik ile yaşanan yaşamlardır. Ronald Sider Rich Christians in an Age of Hunger (Bir Açlık Çağında Zengin Hıristiyanlar) adlı eserinde, Mesih’in dua etmiş olduğu birliğin ilk Hıristiyanların duyulan her ihtiyaç anında birbirleri ile karşılıksız paylaşmayı düşündükleri zamanda gösterilmiş olduğunu düşünüyorum. İlk Hıristiyanlar gerçek bir koinonia ya da topluluk paylaşımı ruhuna sahip idiler.” İsa’nın öğrencilerinin sevgi dolu birliğinin O’nun Tanrı tarafından gönderildiğine insanları ikna edecek kadar dikkat çekici olmuştur ve bu nedenle Baba’ya ettiği duanın yanıtını almıştır – en azından bir kez! Bu durum Yeruşalim kilisesinde gerçekleşti. İlk Hıristiyanların yaşamlarındaki alışılmamış bu beraberlik özelliği elçilerin vaazlerine güç verdi” (bakınız Elçilerin İşleri 2:45-47; 4:32-35).

Böyle bir birlik bugünkü dünya üzerinde çok büyük bir etki yaratırdı. Hıristiyanlar Rab İsa’nın yaşamını yansıtma konusunda birlik ve beraberlik içinde bir tanıklık sundular. İmansızlar günahlılıkları konusunda ikna oldular ve diri sular için susuzluk hissettiler. Bu gün ile ilgili trajedi şudur: pek çok Hıristiyan dünyasal komşularından çok az bir farklılık göstermektedirler. Bu koşullar altında imansızların tövbe etmesi için çok az bir teşvik mevcuttur.