29 Nisan

“İman umut edilenlere güvenmek,
görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.” 
(İbraniler 11:1)

İman, Tanrının Sözüne tam güvenmektir. Tanrının güvenilirliğinden emin olmaktır. Tanrı ne söyledi ise onun doğru olduğuna ve O’nun vaatlerinin gerçekleşeceğine duyulan kanaattir. İman, öncelikle, gelecek alanında (“umut edilenler”) ve görünmeyen alanda (“görünmeyen şeyler”) iş yapar.

Whitter,

 “iman adımları boşluk gibi görünen yere atılırlar ve aylında kayayı buluruz”

demiştir. Ama öyle değildir! İman, karanlıkta sıçramak değildir. İman en kesin kanıtı talep eder ve bu kanıtı Tanrının sözünde bulur.

Bazı kişiler bir şeye yeterince güçlü bir şekilde inandığın takdirde o şeyin gerçekleşeceğine inanmak gibi yanlış bir tutuma sahiptirler. Ama bu iman değil, safdilliktir. İmanın temel aldığı ve dayandığı bir Tanrı açıklamasının, ya da yapışacağımız bir Tanrı vaadinin bulunması gerekir. Eğer Tanrı bir konuda söz verir ise, o zaman bu konu sanki zaten gerçekleşmiş kadar kesindir. Eğer Tanrı geleceği önceden bildirir ise, o zaman bunun gerçekleşeceği kesindir. Başka bir deyiş ile iman geleceği bu güne getirir ve görülmeyeni görünür yapar.

Tanrıya inanma konusunda hiç bir riziko mevcut değildir. Tanrı yalan söyleyemez. Tanrı aldatmaz ve aldatılamaz. Tanrıya inanmak, bir kişinin yapabileceği en akıllı, en sağduyulu ve en makul şeydir. Yaratığın Yaratana inanması gerekir; bundan daha mantıklı ne olabilir?

İman, mümkün olan şeyler ile sınırlı değildir ve imkansızlık alanını istila eder. Biri şöyle demiştir:

“İman, mümkün olan durumların sona erdiği yerde başlar. Eğer bir durum mümkün olsa idi, o zaman bu durumda Tanrı için yücelik mevcut olmazdı. Eğer bir durum imkansız ise, o zaman gerçekleşebilir.”

Vaadi gören iman, güçlü iman yalnızca Tanrıya bakar;
İmkansızlıklara güler ve, “Yerine gelecek” diye bağırır.

İman yaşamında zorlukların ve sorunların var olduğunu itiraf etmek gerekir. Tanrı imanımızın içten olup olmadığını görmek için denemeler sonucu acı çekmemize izin vererek imanımızı test eder (1.Petrus 1:7). Tanrının vaatlerinin yerine geldiğini görmek için genellikle uzun yıllar beklememiz gerekir ve bazen diğer tarafa ulaşıncaya kadar beklememiz gerekebilir. Ama

“zorluklar imanın beslenmesi için gelen yiyecektir.” (George Müller)

“İman olmadan Tanrıyı hoşnut etmek imkansızdır” (İbraniler 11:6).

 O’na inanmayı reddettiğimiz zaman, O’nun bir yalancı olduğunu söylemiş oluruz (1.Yuhanna 5:10) ve Tanrı, Kendisini bir yalancı olarak adlandıran kişiler tarafından nasıl hoşnut edilebilir?