28 Ocak

“O’na güvenen acele etmez.”  (Yeşaya 28:16)

Sesten hızlı yolculuklar yapılan ve son süratle yürütülen bir haberleşme çağında, parolası telaş olan bir kültür içinde telaş sözcüğünün Tanrı tarafından Kutsal Kitap’ta olumlu bir anlam ile ender olarak kullanıldığını öğrenmek bizi şaşırtır. Telaş sözcüğü Kutsal Kitap’ta ender olarak kullanılır diyorum, çünkü geri dönen kaybolan oğlu karşılamak için koşan bir babadan söz edilir; burada ifade edilmek istenen, Tanrının bağışlama konusunda acele ettiğidir. Ama genel olarak konuşulduğu zaman Tanrı, acele etmez.

Davut,

 “Kralın işi acele gerektirir” (1.samuel 21:8)

 dediği zaman, bir bahane ileri sürmek ile suçlu idi ve bizler Davut’un sözlerini oraya buraya heyecanla yaptığımız koşuşturmaları haklı çıkartmak için kullanamayız. Sade gerçek, metnimizde ifade edildiği gibi şöyledir: Eğer gerçekten Rabbe güveniyor isek, o zaman telaş içinde olmamamız gerekir. Görevimizin acilliğine çılgınca yapılan bir dünyasal aktivite yerine Kutsal ruh’ta sessiz bir yürüyüş ile daha iyi hizmet edebiliriz.

Evlenmek için acele eden bir delikanlıyı düşünelim. Eğer çabuk hareket etmez ise, evlenmek istediği kızın bir başkası ile evleneceği mantığı ile acele etmek istemektedir. Ama gerçek şudur ki, eğer Tanrı o kızı o delikanlı için istiyor ise, o kız ile hiç kimse evlenemez. Ama eğer o kız Tanrının seçtiği kız değil ise, delikanlı o zaman dersini zor yoldan öğrenecektir, “Acele ile evlen, acelesizce pişman ol.”

Bir başkası ise tam gün çalışmak için acele etmektedir. Dünyanın perişan olduğunu düşünür ve bekleyemez. İsa, Nasıra’da geçirdiği yılları sırasında böyle hareket etmedi. Tanrı O’nu hizmete çağırana kadar bekledi.

Kişisel olarak müjdeyi duyururken gereğinden fazla acele ederiz. İman ikrarlarını işitmek için öyle acele ederiz ki, meyve olgunlaşmadan onu dalından kopartmış gibi oluruz. Kutsal Ruh’a kişiyi günah konusunda tamamen ikna etmesi için izin verme konusunda başarısız oluruz. Bu tür bir yöntemin sonucu, sahte iman ikrarlarına ve insan enkazına neden olur. “dayanma gücünün ya da sabrın tam bir etkinliğe erişmesine izin vermemiz gerekir” (Yakup 1:4)

Yaşamlarımızın gerçek etkinliği kendimizin tayin ettiği görevlere çılgınlar gibi koşmak değildir; Rabbi sabırla beklemek aracılığı ile doğru olduğunu anladığımız Kutsal Ruh tarafından yönlendirilen eylemlerde bulunmamız yerinde olur.