22 Şubat

“Kutsallar hizmet görevini yapmak ve
Mesih’in bedenini geliştirmek üzere donatılsın.”
(Efesliler 4:12)

Devrimsel nitelikte bir anlayış! Efesliler 4. Bölümde yer alan armağanlar kutsalları hizmet işi için yetkin kılmak üzere verilmişlerdir. Kutsallar devam edebildikleri sürece armağanlar ilerleyebilirler.

Bunun anlamı şudur: Hıristiyan hizmetindeki başarı, hizmet eden kişinin mümkün olan en kısa zamanda işi başarması ve sonra fethetmek üzere yeni dünyalar aramasıdır.

Pavlus da böyle yaptı. Örneğin, Selanik’e gitti, üç Sebt günü Yahudilere vaaz etti ve arkasında işleyen bir topluluk bıraktı. Hiç kuşkusuz bu durum, hızı nedeni ile bir işin bina edilmesi ile ilgili bir istisna idi. Pavlus’un bir kerede en uzun kaldığı yer Efes idi; Pavlus orada hiç ayrılmadan iki yıl kaldı.

Tanrı, kutsallarının sözü edilen armağanlardan hiç birine sürekli bağlı kalmaları gerektiğine karar vermedi. Armağanlar sarf edilebilirler. Eğer kutsallar profesyonel vaaz çeşnicileri olarak kalır ve asla hizmet işine dahil hale gelmezler ise, gereken şekildeki ruhsal gelişmeyi hiç bir zaman göstermezler ve müjde dünyaya Tanrının amaçladığı şekilde asla yayılmaz.

William Dillon başarılı bir yabancı hizmetin asla başarılı bir halefi olmadığını söyledi. Aynı şey ülkedeki işçiler için de aynı derecede gerçektir. İşçinin görevi tamamlandığı zaman, kutsallar kürsüye çıkacak başka birini aramaya başlamak yerine kürsüyü kendileri devralmalıdırlar.

Biz vaizler, gereğinden fazla sık olarak konumumuza ömür boyu sürecek olan bir atanma olarak bakarız. Diğer kişilerin işi aynı derecede iyi yapamayacakları mantığına sahibizdir. Konumumuzda sürekli kalmak için biz ayrıldığımız takdirde yerimize gelecek olan kişinin başarısız olacağı bahanesinin ardına sığınırız. Diğer kişilerin işleri doğru yapamadıklarından ve güvenilir olmadıklarından şikayet ederiz. Ancak gerçek, bu kişilerin öğrenmek zorunda olduklarıdır. Ve öğrenmeleri için de kendilerine fırsatlar tanınması gerekir. Eğitimin, sorumluluk dağılımının ve süreç değerlendirmesinin mevcut olması gerekir.

Kutsallar belirli bir vaiz ya da öğretmen olmadan devam edebileceklerini hissettikleri noktaya ulaştıkları zaman, yara almış duyguları surat asmak ya da iyileştirmek için nedenleri yoktur. Aksine, kutlama zamanıdır. İşçi kendisine daha çok ihtiyaç duyulan bir yere gitme konusunda özgür bırakılır. Bir kişi ne kadar armağanlı biri de olsa, Tanrının işinin sürekli olarak tek bir kişi etrafında bina edilmesi kötü bir seçimdir. İşçinin asıl hedefi şudur: kutsalları artık kendisine bağlı olmadıkları noktada bina ederek etkinliğini çoğaltmaktır. İçinde yaşadığımız bu dünyada işçinin diğer yerlerde işsiz kalması asla gerekmez.