13 Temmuz

“Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın.
Tanrıdan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın.
Çünkü bir çok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmış bulunuyor.” (1. Yuhanna 4:1)

Mezheplerin şaşırtıcı bir hız ile yayıldığı bir çağda yaşıyoruz. Aslında yeni bir mezhep diye bir şey yok; yalnızca Yeni Antlaşma döneminde ortaya çıkan sapkın grupların çeşitlemelerinden başka bir şey değiller. Yeni gibi görünen çeşitleme oluşlarıdır, temel ilkeleri değil.

Yuhanna, ruhları ayırt etmemiz gerektiğini söylediği zaman, tüm öğretmenlerin sözlerini Tanrının Sözü aracılığı ile denememiz gerektiğini kast eder, öyle ki sahte olan her şeyi ortaya çıkarabilelim. Mezheplerin kendilerini sahte öğretişler olarak ortaya çıkarttıkları zaman, üç temel bölgenin varlığı görülür. Hiç bir mezhep, bu denemelerin üçünden birden başarı ile çıkamaz.

Mezheplerin çoğu Kutsal Kitap ile ilgili öğretişleri açısından ölümcül hatalar içermektedirler. Kutsal Kitap’ı Tanrının yanılmaz Sözü, Tanrının insana vermiş olduğu nihai açıklama olarak kabul etmezler. Kendi mezhep önderlerinin yazarlarına eşit yetkiyi tanırlar. Rabden yeni açıklamalar aldıklarını iddia ederler ve “yeni gerçek” ile övünürler. Kutsal Yazıları gerçeği çarpıtan ve saptıran şekilde tercüme ederek yayınlarlar. Geleneğin sesinin Kutsal Kitap ile eşit değere sahip olduğunu söylerler. Tanrının sözünü aldatıcı bir şekilde kullanırlar.

Mezheplerin çoğu Rabbimiz İsa Mesih ile ilgili öğretişlerinde sapkın bilgilere yer verirler. Rab İsa’nın Tanrı olduğunu ve Kutsal Üçlü birliğin İkinci Kişiliği olduğunu inkar ederler. O’nun Tanrının Oğlu olduğunu kabul edebilirler, ama bu görüşleri ile kast ettikleri Baba Tanrı ile eşitlik konusunda Rab İsa’nın Baba Tanrı ile tam olarak eşit olmadığıdır. Genellikle, İsa’nın Mesih olduğunu inkar ederler. Mesih’in, insan İsa’nın üzerine gelen tanrısal bir etki olduğunu iddia ederler. Kurtarıcının doğru ve günahsız insanlığını genellikle reddederler.

Mezheplerin hatalı oldukları bir üçüncü alan, kurtuluş yolu ile ilgili olarak verdikleri öğretişleridir. Kurtuluşun yalnızca Rab İsa’ya iman aracılığı ile lütuf yolu ile olduğunu inkar ederler. Her biri bir başka müjde öğretişi verir. Yani, iyi işler ya da iyi karakter aracılığı ile kurtuluş öğretirler.

Bu mezhepleri yayan kişiler, kapımıza kadar gelirler; bu tür durumlarda onlara nasıl karşılık vermeliyiz? Yuhanna bu konuda bize hiç bir kuşkuya yer vermeyen şu öğütte bulunur:

“Size gelip de bu öğretiyi getirmeyeni evinize almayın. Ona selam bile vermeyin. Çünkü böyle birine selam veren onun kötü işlerine ortak olur.” (2. Yuhanna 10,11)