18 Temmuz

“Saul’un kızı Mikal’in ölene dek çocuğu olmadı.” (2.Samuel 6:23)

Davut antlaşma sandığını Yeruşalim’e getirdiği ve onu özel olarak hazırlatmış olduğu çadıra yerleştirdiği zaman, coşku dolu idi. Bu olayın kariyerindeki en büyük başarılarından biri ve en görkemli anlarından biri olduğunu hissetti ve tüm gücü ile Rabbin önünde dans etti. Karısı Mikal Davut’un bu davranışının utanç verici olduğunu düşündüğü için onu küçümsedi ve bu tenkit edici tutumunun doğrudan bir sonucu olarak ölene dek hiç çocuğu olmadı.

Biz bu olaydan tenkit eden bir ruhun kısırlık ürettiği sonucuna varıyoruz. Tenkit etmekten söz eder iken elbette yapıcı bir tenkitten söz etmiyoruz. Eğer yapılan tenkit yerinde ise, onu memnuniyet ile karşılamalı ve ondan yarar sağlamalıyız. Yaşamda, bizi, bize yararlı tenkitte bulunacak kadar bizi seven çok az sayıda dost mevcuttur.

Ancak yıkıcı tenkit mahvedici olabilir. Tanrının bir kişinin yaşamındaki işini mahvedebilir. Ve yılların sürecinde gelişenleri birkaç dakika içinde bozabilir.

Davut ile ilgili olayda sandık Mesih’i temsil eder ve sandığa Yeruşalim’de verilen yer, Mesih’in insan yüreğinde kurduğu tahtı ima eder. Böyle bir olay gerçekleştiği zaman, Ruh ile dolan imanlı duyduğu coşku ve hevesi ifade etmeden duramaz. Böyle bir durum genellikle imansızların içinde bir düşmanlık duygusu yaratır ve bazen başka Hıristiyanların alay etmelerine de neden olur. Ama bu tenkit eden ruh kaçınılmaz olarak kısırlığa yol açar.

Ve yalnızca bir tek bireyin yaşamında kısırlığa yol açmaz, ama aynı zamanda bir toplulukta da kısırlığa neden olur. Örneğin, genç insanların sürekli bir tenkit akımına maruz bırakıldıkları bir paydaşlığı ele alalım; giysileri, saç şekilleri, toplu duaları ya da müzikleri tenkit edilir; onları sabır ile eğitmek var iken, önderler onlardan hemen tam bir olgunluğa erişmelerini beklerler. Tenkit edilen bu genç insanlar çok geçmeden daha doğal paydaşlıklara katılmak için topluluktan ayrılırlar ve topluluk canlılığını kaybetmeye terk edilir.

Mikal’in örneğinin bizi uyarmasına izin verelim; tenkit yalnızca kurbanlarına zarar vermez, ama aynı zamanda tenkidi yapan kişiden de öcünü alır. Ve bu öç, ruhsal kısırlıktır.