19 Temmuz

“.. O nasıl ise, biz de bu dünyada öyleyiz…” (1.Yuhanna 4:17b)

Burada saf cüreti nedeni ile bizi şok eden bir Yeni Antlaşma gerçeklerinden biri ile karşı karşıyayız. Eğer bu sözcüklerin Kutsal Kitap’ta yer aldıklarını bilmiyor olsa idik, onları söyleme cesaretini asla gösteremezdik. Ama hamdolsun ki, onlar görkemli bir şekilde gerçektirler ve biz onlarla eğlenip sevinebiliriz.

Biz, bu dünyada ne şekilde Mesih gibiyiz? Zihinlerimiz nerede ise otomatik olarak önce hemen O’nun gibi olmadığımız şeyleri düşünürler. Biz O’nunla, her zaman her yerde olma, her şeyi bilme ve her şeye gücü yetme gibi tanrısal nitelikleri paylaşmayız. Biz günah ve başarısızlık doluyuz, O ise mutlak bir şekilde mükemmeldir. Biz O’nun sevdiği gibi sevmez ya da O’nun bağışladığı gibi bağışlamayız.

O zaman, biz nasıl O’nun gibiyiz? Ayet bu konuda açıklama yapar:

“Yargı gününde cesaretimiz olsun diye sevgi böylelikle içimizde yetkin kılınmıştır. Çünkü Mesih nasıl ise biz de bu dünyada öyleyiz.”

 Tanrının sevgisi yaşamlarımızda öylesine çalışmıştır ki, Mesih’in yargı kürsüsü önünde durduğumuz zaman, dehşete düşmeyelim. Bu konuda güven duymamızın nedeni, Kurtarıcı ile şu aynı ortak konuya sahip olmamızdır – yargı arkamızda kalmıştır. Yargı ile ilgili konuda O’nun gibiyiz. O, Golgota’daki çarmıhta tüm günahlarımızı üstlendi ve ilk ve son kez olarak günah sorununu ortadan kaldırdı. Çünkü O, günahlarımızın cezasını üzerine aldı ve bizim artık bu cezayı üstlenmemiz asla gerekmeyecek. Güvenlik içinde şarkı söyleyebiliriz.

“Ölüm ve yargı arkamda kaldı,/lütuf ve yücelik önümde duruyor,/büyük ve kaba dalgaların hepsi İsa’nın üzerinden geçti,/ve orada nihai güçlerini kaybettiler.”

 Yargı, artık O’nun için nasıl sonsuza kadar yok oldu ise, aynı şekilde geçmiş de bizim için yok olmuştur ve bu nedenle,

“Benim için mahkumiyet yoktur,/cehennem yoktur,/gözlerim asla işkence ve ateş görmeyeceklerdir,/benim için artık hüküm yoktur,/benim için ölümün dikeni yoktur:/çünkü beni seven Rab Kanadı ile bana kalkan olacaktır.”

Yalnızca yargı konusunda O’nun gibi olmak ile kalmayız, ama aynı zamanda Tanrının huzurunda kabul edilişimiz açısından da O’nun gibiyiz. Tanrının huzurunda Rab İsa’nın sahip olduğu aynı doğruluk ile dururuz, çünkü biz Mesih’teyiz.

“Tanrıya çok, ama çok yakınız, /O’nun Oğlunun Kişiliğinin içinde olduğumuz için Tanrıya bundan daha yakın olamayız,/Tanrıya Oğlunun yakın olduğu kadar yakınız.”

Ve son olarak, bizler Mesih gibiyiz, çünkü Baba Tanrı Mesih’i nasıl seviyor ise, bizi de aynı O’nu sevdiği gibi seviyor. Rab İsa Başkahin olarak ettiği duada şöyle dedi:

“.. Beni sevdiğin gibi, onları da sevdiğini…” (Yuhanna 17:23b).

 Böylelikle, şu sözleri söylediğimiz zaman abartmış olmayız:

“Tanrı beni çok, ama çok seviyor, / bu sevdiğinden daha çok sevemez,/Oğlunu sevdiği sevginin aynısı ile beni de seviyor.”

Bu nedenle, “Mesih nasıl ise biz de bu dünyada öyleyiz” sözü bizi çok bereketleyen bir şekilde gerçektir.