5 Temmuz

“Ruh’u söndürmeyin. Peygamberlik sözlerini küçümsemeyin.” (1.Selanikliler 5:19,20)

Biz genellikle söndürme eylemini bir ateş ile bağlantılı olarak düşünürüz. Ateşi üzerine su döktüğümüz zaman söndürürüz. Suyu ya tamamen söndürürüz ya da ateşin faaliyetini ve etkinliğini büyük ölçüde azaltırız.

Ateş Kutsal Kitap’ta Kutsal Ruh’un bir örneği olarak kullanılır. Ateş, canlı, yakıcı ve coşkuludur. Kişiler Kutsal Ruh’un kontrolü altında oldukları zaman, coşkulu, gayretli ve canlıdırlar. Tanrı halkının toplantılarında Tanrının Ruhunun görünmesini bastırdığımız zaman, Ruh’u söndürmüş oluruz.

Pavlus şöyle der:

“Ruh’u söndürmeyin. Peygamberlik sözlerini küçümsemeyin.”

 Peygamberlikleri küçümseme ile Ruh’u söndürmenin bağlantılı olduğu yol, bizi öncelikle yerel kilisenin toplantılarındaki Ruh’u söndürme eylemine yönlendirir.

Kutsal Ruh’u bir kişiyi Mesih’e tanıklık ettiği zaman, dua ederken, tapınır iken ya da Söz’ün yapıcılığını eleştirirken utandırmak ile söndürürüz, ama bir kişiyi sözler ya da ufak kusurlar arayarak tenkit ettiğimiz zaman, o kişiyi topluluktaki hizmetinde hayal kırıklığına uğratmaya ya da sürçtürmeye eğilim göstermiş oluruz.

Kutsal Ruh’u aynı zamanda aşırı programlar ile yüklü hizmetler düzenlediğimiz zaman, O’na adeta bir deli gömleği giydirmeye çalışırcasına söndürürüz. Eğer Kutsal Ruh’a dua ile bağımlı olan düzenlemeler yapar isek, o zaman kimse buna itiraz edemez. Ama insan aklı temelinde yapılan düzenlemeler Kutsal Ruh’un bir Önder olarak değil, aksine bir Seyirci olarak etkili olmasına neden olur.

Tanrı, kiliseye pek çok armağanlar vermiştir ve farklı zamanlarda farklı armağanları kullanır. Belki bir kardeşin paydaşlıkta öğüt verecek bir sözü vardır. Eğer tüm topluluk hizmeti bazı başka kişileri merkez alıyor ise, o zaman Kutsal Ruh ihtiyaç duyulan mesajı uygun zamanda ortaya çıkartma özgürlüğüne sahip olamaz. Bu da, Ruh’u söndürmenin bir başka yoludur.

Son olarak, Kutsal Ruh’u, O’nun yaşamlarımızdaki işleyişini reddettiğimiz zaman söndürmüş oluruz. Belki de güçlü bir şekilde belirli bir konuda hizmet etmek için harekete geçiriliriz, ama insan korkusu nedeni ile kendimizi geri çekeriz. Topluluk duasına önderlik etmek için çağrıldığımızı hissederiz, ama çekingen davranır ve yerimizden hareket etmez, otururuz. Bir ilahinin özellikle uygun olacağını düşünürüz, ama bunu söyleyecek cesaretten yoksunuzdur.

Aşikar olan sonuç Kutsal Ruh’un ateşinin söndürülmesidir, toplantılarımız anlık işleyişini ve gücünü kaybeder ve yerel beden kuvvetten düşerek fakirleşir.