Çölde Sayım 30

Bu kısa parça istisnai bir düzen olarak adlandırılabilir; özellikle İsrail’e hitap eder. Ve verilen antlar ve antlaşmalar konuları ile ilgilidir. Bu konu hakkında erkek ve kadının farklı konumlarda yer aldıklarını anlarız: “Eğer bir adam Rabbe adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokar ise, verdiği sözü bozmayacak ve ağzından her çıkanı yerine getirecektir.” Çölde sayım 30:2.

Kadın açısından durum farklı idi: “Genç bir kadın babasının evinde iken Rabbe adak adar ya da kendini yükümlülük altına sokar ise ve babası da onun Rabbe adadığı adağı ve kendini yükümlülük altına soktuğunu duyar ve ona karşı çıkmaz ise kadının adadığı adaklar ve kendini altına soktuğu yükümlülük geçerli sayılacak. Ama babası bunları duyduğu gün engel olur ise kadının adadığı adaklar ve kendini altına soktuğu yükümlülük geçerli sayılmayacak. Rab onu bağışlayacak çünkü babası ona engel olmuştur.” Çölde Sayım 30: 3-5. Aynı şey bir eş için de geçerlidir. Kadının kocası da aynı şekilde karısının adaklarını ve yükümlülüklerini ya onaylayacak ya da engel olacaktır.

Adaklar ile ilgili olan yasa böyle idi. İnsan için hiç bir şekilde rahatlama mevcut değil idi. Ağzından nasıl bir adak ya da yükümlülük çıktı ise, onu yerine getirmek zorunda idi. Yerine getirmek için sorumluluk aldığı şey ne ise onu ciddi bir gayret ile ve geri dönmeyi düşünmeden yerine getirmek zorunda idi. Yani deyim yerinde ise, vazgeçtiği takdirde çıkacağı bir arka kapı yok idi, şöyle de diyebiliriz – bu sorumluluktan kaçışı yok idi.

Şimdi mükemmel lütuf sayesinde Kimin bu konumu aldığını ve gönüllü bir şekilde kendisini Tanrının isteğini – bu istek ne olur ise olsun –  tamamlamaya adadığını biliyoruz. “O’nun tüm halkının önünde Rabbe olan adaklarımı yerine getireceğim” diyenin kim olduğunu biliyoruz. İnsanoğlu İsa Mesih, “tüm adakları üzerine aldı, onları tanrının yüceliği için mükemmel bir şekilde yerine getirdi ve Tanrı halkına sonsuz bereket sağladı. O’nun için kaçış ya da dönüş diye bir şey yok idi. Getsemani bahçesinde canı çok büyük acılar içinde iken şu sözleri söylediğini işitiriz: “Baba, eğer mümkün ise bu kaseyi benden al.” Ama mümkün değil idi. O, insanları kurtarma sorumluluğunu üzerine almış idi ve ölümün, yargının ve gazabın derin ve karanlık suları arasından geçmek zorunda idi ve bu şekilde insanlığın içinde bulunduğu tüm sonuçları mükemmel bir şekilde düzenleyecek idi. Geçmesi gereken bir vaftiz vardı ve bu tamamlanana kadar sorumluluğuna sahip çıkacak idi. Başka bir deyiş ile ölmesi gerekiyordu, öyle ki ölümü aracılığı ile bereketin akmasını engelleyen kapıları açabilsin ve tanrısal ve sonsuza kadar kalıcı sevginin kudretli gelgitlerinin aşağı doğru Tanrının halkına akmasına izin verilebilsin. Tüm övgüler O’nun eşsiz adına sonsuza kadar hayranlık ile sürsün!

İnsan ve onun adakları ve yükümlülükleri hakkında söyleyeceklerimiz bu kadar. Kız evlat ve eş gibi kadınlar ile ilgili durumlarda İsrail ulusunun örneğini görürüz ve bu iki şekildedir, yani yönetim altında ve lütuf altında. Konuya yönetimin bakış açısı tarafından bakıldığı zaman, hem Baba hem de Koca olan Yehova kadına esenliğini vermiştir, öyle ki kadının adaklarına ve yükümlülüklerine durmalar için izin verilebilsin ve bu güne kadar sonuçların acısını çeken kadının şu sözlerin gücünü hissetmesi sağlanmıştır. “adak adayıp da yerine getirmemekten ise adak adamaman daha iyidir.”

Ama öte yandan lütfun bereketli duruşu açısından Baba ve Koca her şeyi kendi üzerine yüklenmiştir, öyle ki kadın bağışlanabilsin ve adakları ve yükümlülüklerinin temelinde değil, sonsuza kadar kalıcı antlaşmanın kanı aracılığı ile egemen lütuf ve merhametin temelinde bereket doluluğuna getirilebilsin. Mesih’i her yerde bulmak ne kadar değerli bir bereket! O, Tanrının yollarının tümünün merkezi ve temelidir, başlangıcı ve sonudur. Diliyorum ki, yüreklerimiz her zaman O’nun ile dolu olsun. Dudaklarımız ve yaşamlarımız ile her zaman O’na övgüler sunalım. O’nun bizi zorlayan sevgisi aracılığı ile yeryüzündeki günlerimizin hepsinde O’nun yüceliği için yaşayalım ve sonra artık bir daha dışarı çıkmamak üzere sonsuza kadar O’nun ile birlikte olmak için yuvamıza gidelim.

Burada bize bu bölümün öncelikli düşüncesi olduğuna inandığımız şey verilmektedir. Bunun ikincil bir şekilde bireylere uygulanabileceği konusunda hiç bir şekilde kuşkumuz yoktur. Ve ayrıca bunlar tüm ayetlerde olduğu gibi minnet ile karşılamamız gereken örnekler olarak yazılmışlardır. Lütuf ya da yönetim altında, hangisi olur ise olsun adanmış imanlının Tanrının tüm yollarını her zaman keyif alarak incelemesi gerekir. Tanrının İsrail ile olan yolları! Tanrının Kilisesi ile olan yolları! O’nun herkes ile her bir kişi ile olan yolları! Ah! Bu incelemeyi genişletilmiş bir yürek ve aydınlatılmış bir anlayış ile yapmanın peşinden koşmak!