Bölüm 6

Canlı ve Temiz İki Kuş

Ama şimdi izleyeceğimiz cüzamlı gerçekten de tepeden tırnağa hastalık ile kaplı olan cüzamlıdır. Kahin bakar – bakma amacı cüzamlının temizlenmiş olup olmadığı değildir; bakma amacı onun iyileşmiş olduğunu kontrol etmektir. Ve şimdi bedendeki her yer cüzam belası ile kaplıdır, kaplı olmayan tek bir nokta bile kalmamıştır ve sevinç, ah, ne büyük sevinç! Çünkü artık hasta şimdi iyileştirilebilir.

Sevgili okuyucu, şimdi cüzamlının iyileşmek için ne yapması gerektiğine lütfen özellikle dikkat edin. Onu kahine bir başkası götürdü; kendisi gitmedi. Kahin ordugahın dışına çıkar ve bakar ve cüzamlının temizlenme aşamasında olup olmadığına karar verir. Şimdi, dinleyin! Kahin konuşur; “pak kılınacak kişi için iki temiz ve canlı kuş, sedir ağacı, kırmızı iplik ve mecanköşkotu getirilmesini buyuruyorum.” (ayet 14:4) Cüzamlı bu kuşları ve diğer şeyleri kendisi alamayacak kadar yoksul ve çaresizdir. Zaten kahin de bu şeyleri alması için cüzamlı hastayla konuşmaz; cüzamlı hastanın temizlenmesi için ihtiyaç duyduğu bu şeyleri cüzamlı hastaya değil, başka birine söyler.

Cüzamlının Yasası
“İki temiz canlı kuş, sedir ağacı, kırmızı iplik ve mercanköşk otu.” Levililer 14:4

Bu durum bize İshak’ın şu sorusunu hatırlatır: “yakmalık sunu için kuzu nerede?” Ve İbrahim’in oğluna verdiği yanıt üzerinde düşünelim: “Oğlum, yakmalık sunu için gerekli olan bir kuzuyu Tanrının Kendisi sağlayacak.” Yaratılış 22:7-8. Sunuyu her zaman Tanrının sağlaması gerekir. Eğer biz zavallı günahkarlar uygun bir kurban peşinde koşsa idik günahlarımızın içinde ölmek zorunda kalacaktık çünkü böyle kusursuz bir kurbanı asla ve asla bulamayacaktık. Ama Tanrının sözü şöyle der: “Kahin, cüzamlı hasta için getirilmesini buyuracak.”

Tanrı bu iki canlı ve temiz kuşu tedarik etmiştir. Her ikisi birlikte Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in çok hoş bir örneğini teşkil ederler. “Kahinin buyruğu ile kuşlardan biri toprak bir kapta ve akar suyun üzerinde kesilecek.” (ayet 14:5) Zavallı ve yoksul cüzamlı bu aşamada da bir kenarda tek başına hiç bir şey yapmadan durur; o durur iken biri sunuyu tedarik eder ve bir başkası da sunuyu kurban eder. Bir an için buradaki resme bakalım. Toprak bir kap; bu toprak kabın içinde saf, temiz ve lekesiz bir kuş. Gökler kuşun yuvasıdır – gökler kuşun doğal havasıdır – ama kuş aşağı iner ve toprak bir kabın içine girer. Yani doğal havasını bırakır, bu zavallı ve üzüntü dolu yeryüzü için göklerdeki yuvasını terk eder. Ve o toprak kabın içinde öldürülür. Rabbimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih’e ait ne kadar ilginç bir örnek! O, göklerdeki yuvasını ve göklerdeki tahtını bırakır ve bu üzüntü dolu dünyaya gelir ve topraktan yapılmış bir beden alır. Çünkü bedenlerimiz gerçekten de “toprak kaplardır”. Bildiğiniz gibi Adem’in ibranice’deki anlamı, “topraktan” ya da “kızıl toprak” anlamına gelir. Bu neden ile Rabbimiz topraktan bir beden aldı. Bu göksel Adamın toprak bedeni içinde bu dünyada yürüdüğünü görmeyi ne kadar çok severiz! Ve O, aynı beden içindeyken öldürüldü. Kötü insanlar o bedeni çarmıha çivilediler ve O’nun değerli kanı döküldü.

Cüzamlının Yasası
Kuşlardan biri toprak bir kapta, akarsuyun üzerinde kesilecek. Levililer 14:5

Ama kuş toprak bir kap içinde akan suyun üzerinde kesilerek öldürüldü. Akan su yaşama sahiptir ve içinde güç vardır. Niyagara Şelalelerinin içinde nasıl da şaşırtıcı bir güç mevcuttur! Kutsal Kitapta su, genellikle Tanrının Sözünü ima eder. (Bakınız Mezmur 119:9; Efesliler 5:26)

Ve akan su ya da diri su, bize Tanrının diri sözünü ima eder. Bu diri söz yüreklerimize Tanrının Ruhu tarafından uygulanır. Bu söz, “diri ve güçlüdür.” İbraniler 4:12. (aynı zamanda bakınız J.N.D. Çeviri)Söz, Mesih’in ölümü ile ilgilidir. Ve bana Ruhun diri gücü içinde Rab İsa Mesih’in benim için öldüğünü ve çektiği acıların benim günahlarım yüzünden olduğunu söyler. Belki O’nun ölümü ile ilgili öyküyü çok sık duymuşsunuzdur. Toprak kapta öldürülen o kuşu çok sık görmüşsünüzdür: ama sevgili okuyucu, bu ölümün sizin için olduğunun hiç farkına vardınız mı? O’nun akan suyun üzerinde öldürüldüğünü hiç gördünüz mü? “İman, Tanrının sözünü işitmek ile gelir.” Romalılar 10:17. Diri imanı alacağınız yer diri sözden olacaktır.

Kurtarıcımızın kargı ile delinmiş böğründen” su ve kan” aktı. Yuhanna 19:34

“Çağların Kayası! Günah yapıldı,
Lütuf bizi güvence içinde saklar!
O’nun delinmiş böğründen akan
Suyun ve kanın olduğu yerde,
Günahın suçundan ve gücünden temizlendik.”

[Böylece o toprak kapta hem su hem de kan vardı ve o ölü kuşun yaşamından söz ediyorlar idi. 1.baskı, 1938]

Ayet 6: “Sonra kahin canlı kuşu, sedir ağacını, kırmızı ipliği ve mercanköşk otunu akarsuyun üzerinde kesilen kuşun kanına batıracak ve pak kılınacak kişinin üzerine yedi kez serpecek, onu temiz ilan edip canlı kuşu kıra salacak.”

Burada adı geçen iki kuşun Rabbimiz İsa Mesih’in bir örneğini oluşturduklarına dikkat çekilmiştir. Biz, O’nun göklerden aşağı geldiğini ve O’nun için hazırlanmış olan bedeni aldığını ve o “toprak kap” içinde çarmıhta bizler için öldüğünü gördük. O, çarmıhta kalmadı ama ellerinde ve ayaklarında ve böğründe bulunan o izleri hala taşıyarak mezara bırakıldı – ama üçüncü gün O ölümden dirildi ve ölümünde almış olduğu o izleri hala bedeninde taşıyordu. Ve bizler bu neden ile canlı kuşun kesilen kuşun aşağıdaki kanına batırıldığını ve onun ölüm tarafından işaretlenmiş olan tüyleri ile birlikte yukarı geldiğini görürüz. Bu olay, Rabbimiz İsa Mesih’in ölümü ve dirilişine ilişkin ne kadar da harika bir örnektir! Ama kahin kuşu hala elinde tutmaktadır. Kuş henüz göklerdeki asıl yuvasına yükselmek için özgür değildir.

Cüzamlının Yasası
Canlı kuşu ve diğerlerini kesilen kuşun kanına batıracak. Levililer 14:6

Ancak canlı kuş, ölü kuşun kanına batırılır iken tek başına değildi: kahin canlı kuş ile birlikte sedir ağacı, kırmızı iplik ve mercanköşkotunu da kesilmiş olan kuşun kanına batırmıştı. Sedir ağacı bize doğadaki değerlerin en büyüğünü ve en yükseğini sembolize eder. Mercanköşkotu, bize doğadaki en kötü, an alçak ve en acı değerleri ima eder. Süleyman’a kulak verelim: “Lübnan sedir ağacından duvarlarda biten mercanköşkotuna kadar bütün ağaçlardan söz ettiği gibi hayvanlar, kuşlar, sürüngenler ve balıklardan da söz edebiliyor idi.” 1.Krallar 4:33. Doğada büyük olan her varsa hepsi de bu değerli kanın altına girmek zorundadır. En akıllı, en zeki erkek ya da kadın: yeryüzündeki en nazik ve en insan sever kişi yaşamakta olan en samimi ve en dürüst insan – hiç ayırımsız hepsi kurtuluşu yalnızca Mesih’in kanı aracılığı ile elde edebilirler. Ve yine, yaşamı ağır yükler altında ağırlaşmış en yoksul ve en sefil hamal da eğer kurtuluş elde etmek istiyor ise aynı şekilde kanın altına girmek zorundadır. “Yanlışlıkla ya da bilgisizlikten günah işleyen biri için ayın yedinci günü aynısını yapacaksın.” (Hezekiel 45:20). Mor renk kraliyeti anlatır ve bize yeryüzündeki en yüksek konumları işgal eden kişilerin en alçak düzeydeki kişiler ile birlikte aşağıya kanın içine inmeleri gerektiğini belirtir.

Ama tüm bu şeyler bize daha da fazlasını anlatırlar. Bu şeylerin hepsi bu dünyaya aittirler ve “Mesih aracılığı ile dünya benim için çarmıha gerilmiştir, ben de dünya için.” (Galatyalılar 6:14) Bu dünya Bu dünya, Kurtarıcım olan Tanrının Oğlunun kanı ile lekelenmiştir. Ve dünya ve ben bir daha asla dost olamayız. Dünya ve benim aramda çarmıh durmaktadır. Söz, gerçekten de bana çok açık olarak şöyle demektedir: “Dünya ile dost olan kişi, Tanrının düşmanı olur.” Yakup 4:4

Bizler bu dünyada yabancılarız,
Dünyada bir yuva aramıyoruz.
Senin çarmıhın bizi dünyaya bağlayan bağları kopardı.
Hazinemiz olan Sen dünyadan daha yukardaki bir alandasın.”

“Kahin pak kılınacak olan kişinin üzerine kanı yedi kez serpecek ve onu temiz ilan edip canlı kuşu kıra salacak.” (ayet 7)

Cüzamlının Yasası
Pak kılınacak kişinin üzerine serpecek. Levililer 14:7

Hoş bir ayet! Bir an durun ve bu harika sahneye dikkatlice bakın. Zavallı cüzamlı ordugahın dışından getirilmiştir ve kahin onun yanına gitmiştir. Bir diğer kişi bu arada iki canlı ve temiz kuş hazırlamıştır. Bir başkası bu kuşlardan birini kesip öldürmüştür ve kuşun kanı şimdi canlı kuşun tüyleri, sedir ağacı, kırmızı iplik ve mercanköşkotu ile birlikte leğenin içindedir ve hepsi de ölü kuşun kanı ile lekelenmiştir. Zavallı cüzamlı ise tüm bu olup bitenlere bakmıştır ama kendisinde ve durumunda herhangi bir değişiklik olmamıştır. Ancak kahin şimdi kanı cüzamlı hastanın kendisinin üzerine yedi kez serper – bir, iki, üç kez .. ve devam eder, altıncı kez serper ve hala bir değişiklik yoktur, ama yedinci kez kanı serptikten sonra adam hemen temiz olur! Kan, adamı temizlemiştir. Zavallı cüzamlı için kandan başka temizlenme yolu yoktu.   “Kan dökülmeksizin günah bağışlaması olmaz.” (İbraniler 9:22) Ama bu kan, cüzamlıyı her tür kirden temizleyecek güce sahip idi.  Temiz kuş, kirli cüzamlıyı temizleyebilir. Kuş temiz olduğu sürece zavallı cüzamlının ne kadar kirli ve tiksinti verici olduğunun hiç bir önemi yoktu! Yedi kez ifadesi, temizliğin mükemmeliyetini belirtir. Ve şimdi Mesih’in değerli kanı, en kötü, en kirli ve en tiksinti verici günahkarı günahın her izinden temizleyecek güce sahiptir. Bu konunun doğruluğundan lütfen kesinlikle emin olalım. Cüzamlı hastayı temizleyen, kandı, yalnızca kandı. Ve aynı şekilde günümüzde herhangi bir günahkarı temizleyen de kandır, yalnızca kandır!

Ama cüzamlı hasta temizlendiğini nasıl biliyordu? Kan üzerine yedinci kez döküldüğü zaman cüzam hastalığı aniden yok mu olmuş idi? Böyle olduğunu sanmıyorum. Üzerine kan serpildikten sonra daha önce hissettiğinden farklı bir şey hissetmiş olduğunu düşünmüyorum. Üzerine kan serpildikten sonra daha önce göründüğünden daha farklı göründüğünü de sanmıyorum.

Cüzamlının Yasası
Kahin hastayı temiz ilan edecek. Levililer 14:7

O zaman cüzamlı hasta temizlenmiş olduğunu nereden biliyor idi? Kanın yedinci kez serpildiği anda kahin onu temizlenmiş olarak ilan etmişti. Orada ayakta durup bu harika olayı izlerken kahinin şu bereketli ilanda bulunmuş olduğunu işitebilirsiniz. “Temiz ol!” Kuşun kanı onu temizledi ve şimdi kahinin sözü ona temiz olduğunu bildiriyor. Daha önce kirli olduğunu ona bildiren de kahinin sözü idi ve aynı şekilde şimdi de aynı kahinin sözü ona temiz olduğunu bildiriyor.

Ama her şey bununla bitmez; kahinin zavallı cüzamlıyı temiz ilan ettiği anda ölü kuşun kanına batırılmış olan o canlı kuşu alır ve onu özgür bırakıp kırlara salar. Kurban işi sona ermiştir, cüzamlı hasta temizlenmiştir ve temizlendiğini bilir ve şimdi bu canlı kuşu artık aşağıda tutmanın bir anlamı yoktur.

Rab İsa Mesih de tamamen aynı şekilde üzerinde ölümün izlerini taşıyarak ölümden dirildi ve kısa bir süre sonra burada aşağıda insanların arasında yaşadıktan sonra işini tamamlamış olduğuna dair kanıt teşkil eden aynı izleri hala üzerinde taşıyarak göklere yükseltildi; zafer kazandı, günahlarımızı ortadan kaldırdı ve O’nun Kendisi ve biz O’nun ile birlikte şimdi kabul edilmiş olarak göklerdeyiz. Gelecek olan bir günde O, üzerinde leke ya da kırışık ya da herhangi bir kusur olmayan görkemli bir kiliseyi, kendi kilisesini kendisine takdim edecek. (Efesliler 5:27) Kilisenin burada dünyadaki savaşında aldığı yaralar ve izler silinip gidecek ama Rabbimiz İsa Mesih ölümün o izlerini ellerinde ve ayaklarında ve böğründe tüm sonsuzluk boyunca taşıyacak.

Cüzamlının Yasası
He shall let the living bird loose. Leviticus 14:7

Eğer Rab İsa’nın çarmıhtaki işi tamamlanmamış olsa idi – eğer günahlarımızı gerçekten temizlememiş olsa idi – günahlarımızdan tek bir tanesi bile eğer O’nun üzerinde kalmış olsa idi – O asla mezardan dirilemez ve göğe çıkamaz idi. Ama Tanrı’ya övgüler olsun ki, O işini tamamlamıştır! Tamamladığı işi yücelerde kabul edilmiştir ve O, işini tamamlamış olduğunun kesin kanıtı olarak göklerdeki yuvasına geri dönmüştür.

Şimdi yaşlı bir komşunun temizlenmiş olan bu eski cüzam hastası ile karşılaştığını ve ona şu sözleri söylediğini varsayalım: “Ne yapıyorsun buralarda? Sen bir cüzam hastasısın. Çabuk buradan uzaklaş!” Eski cüzamlı ona şu yanıtı verir: “evet, doğru1 eskiden cüzamlıydım ama şimdi Tanrıya şükürler olsun ki temizlendim!” “Komşu ise ona inanmadan devam eder: “Temizlendin mi? Aksine, her zamankinden daha kötü görünüyorsun. Görüntün, tepeden tırnağa cüzam ile kaplı!”

“Öyle gibi görünebilir ama kahin kuşun kanını üzerime serpti ve beni temiz ilan etti ve ben temiz olduğumu biliyorum çünkü kahin öyle söyledi.”

“Saçma! Sen kahini yanlış anlamışsın. Büyük olasılıkla kahin sana temiz olmadığını söylemiştir! Senin cüzamlı olduğunu yalnız ben değil herkes görebilir.”

“Ah, hayır! Kahini yanlış anlamam mümkün değil. Önce kanı kendi üzerime benim serpmem gerekiyor idi ve sonra ben kahinin kendi sesi ile bana temiz olduğumu söylediğini duydum ama hepsi bu kadar da değil – ben kendim de kendi gözlerim ile canlı kuşu gördüm – tüyleri kan ile örtülü idi ve gökyüzüne doğru özgürce uçup gitti. Sen yasayı biliyorsun. Kahin beni temiz ilan etmediği sürece canlı kuş özgürce uçup gidemez, kahin onu salmaz.”

Komşu, “ama sen kendin tepeden tırnağa cüzam ile kaplı olduğunu itiraf etmene rağmen bana kendini temiz hissettiğini mi söylemek istiyorsun?”

Cüzamlının Yasası
“Kıra salacak.” Levililer 14:7

“Dostum, konu bu değil ki! Kahin bana temiz olduğumu söyledi ve bu da konuyu sona erdiriyor. Senin de bildiğin gibi onun yani yalnızca kahinin herhangi birini temiz ilan etme yetkisi var ve beni temiz ilan eden kahinin kendisi! Bu neden ile ben kendimi nasıl hissedersem hissedeyim önemi yok, çünkü temiz olduğumu biliyorum.”

Komşu susar ve cüzamlı sevinç ve esenlik ve zafer ile doludur; eski yuvasına geri dönmek üzere özgürce uçup giden o canlı kuşun görüntüsü gözlerinin önüne gelmiştir.

Sevgili dostum ve kardeşim, aynı şey İsa Mesih’in kanında temizlenen senin ve benim için de geçerlidir. Biz de iman gözlerimiz ile baktığımız zaman göklerdeki yuvasına geri dönen Rabbimiz ve Kurtarıcımızın kabul edilmiş olduğunu ve aynı zamanda bizim de O’nda kabul edilmiş olduğumuzu biliriz. (Efesliler 1:6)

Ama o göklere geri dönen diri Kurtarıcı, bize, temizlenme işinin tamamlanmış olduğu gerçeğinden çok daha fazlasını söyler. O’nun dirilmesi ve göğe yükselmesi, bize O’nun özlüm ve mezar üzerinde zafer kazanmış olan bir Galip olduğunu bildirir. Evrenin en güçlü savaşı yapılmıştır ve kazanılmıştır ve şimdi O zaferle şarkı söyleyebilir ve bizler de zaferle O’na eşlik edebiliriz, “Ey ölüm, dikenin nerede? Ey mezar, zaferin nerede?” 1.Korintliler 15:55

“Ah, bana Kurtarıcımın çarmıhta kanadığını,
Öldüğünü ve mezara girdiğini göstermeyin.
Çünkü O ölümden dirildi, sonra yücelerdeki göğe alındı,
Bana kefaret eden şimdi tüm yüceliği ile tahtta oturuyor.

“Golgotha tepesinde O’nun için ağlamayın!
Yalnızca kendi günahlarınız için ağlayın;
Boş mezara bakın, umudunuzun başladığı yer orasıdır.
Ancak orada da kalmayın, yukarı göğe bakın.
O’nu orada, Tanrının sağında bizim için aracılık ederken görün.

“Ben her zaman o utanç veren çarmıh ile övüneceğim.
Çarmıhta O’nun sevgili kanı döküldü.
Bana sağladığı büyük kefareti ile tüm suçumu ortadan kaldırdı.
Ayartma ve çatışmanın ortasında bana güç veren nedir?
Kurtuluş Komutanı diridir; bu sayede O’nun hizmetkarları da diridir.

“Ölümü aracılığı ile ölümün karanlık kralını yenilgiye uğrattı,
Ve mezarı yendi.
Dirilerek zaferini tamamladı, O yaşıyor!
O, egemenlik sürmek üzere yaşıyor!
Cennetin mutlu şehitleri O’nun önünde eğiliyorlar.
İnsanların Yargıcı olan O, geliyor!
Bu gözler O’nu görecek ve O’na hayran kalacak:
Rab İsa gel ve egemenlik sür.”
J.Condor