Bölüm 7

Yıkanmış ve Traş Edilmiş

Ayet 8: “Pak kılınacak kişi giysilerini yıkayacak, bütün kıllarını traş edecek ve yıkanacak. Bundan sonra pak sayılacak. Artık ordugaha girebilir ama yedi gün çadırının dışında kalmalı.”

Zavallı cüzamlı şimdi artık temiz ve lekesizdir. Kahin onu temiz ilan etmiştir ve bu ilan edişin temelinde Tanrının Kendisinin tüm yetkisi ve kesinliği bulunmaktadır.

Bunu izleyecek olan durum nedir? Adam hemen o anda kendisi ile ilgili her şeyi temizlemek ve her şeyi şimdi Tanrının huzurunda durduğu şekilde  – hatta temiz ve lekesiz – yani o harika duruşa uyum sağlayacak hale getirmek ister.

Belki hatırlayacaksınız; sizden cüzamlının temizlenmek için ne yapması gerektiğine dikkat etmenizi özellikle istemiştik. Eğer biraz önce üzerinde durmuş olduğumuz Levililerin bu bölümündeki yedi ayeti izlediyseniz adamın tek bir şey bile yapmasının gerekmediğini fark etmiş olmanız gerekir. Her şey onun için yapılmıştı. Onun yapması gereken başkalarının onun için yaptıklarını kabul etmek ve yalnızca dökülen kana güvenmek ve kahinin söylediği söze inanmak idi. Onun yapması gereken en ufak bir şey bile yoktu; yalnızca Tanrının onu temizlemek için yapmış olduğu harika planı kabul etmesi, hayranlık ve şaşkınlık içinde Tanrıya bunun için teşekkür etmesi yeterli idi. Ama şimdi her şey değişir. Cüzamlı şimdi çalışmaya başlar. Duralım ve onu izleyelim.

Cüzamlının Yasası
Giysilerini yıkayacak. Levililer 14:8

Önce giysilerini yıkar. Giysileri belki daha önce öylesine kirli ve tiksinti verici idi ki hiç kimse onlara dokunmak istemiyor idi. Belki bazılarımız yol kenarında yalvaran cüzamlılar görmüşüzdür ve onların giysilerinin ne kadar kötü ve kirli olduğunu biliriz. Onların kendileri çaresizlik ve umutsuzluk içinde kirli idiler. Neden giysilerini temiz tutmaları için çaba sarf etmeleri gereksindi? Ancak şimdi her şey farklıdır, değişmiştir. Adam Tanrının gözünde temizdir ve iman aracılığı ile kendi gözünde de temizdir. Şimdi ise diğer insanların gözünde temiz görünmesi gerekir.

Ya da belki eski günlerinde giysisini pek çok başka cüzamlının giysisinden daha temiz tutma konusunda başarılı idi, öyle ki diğer cüzamlılar onun, giysilerini nasıl öyle temiz tuttuğuna şaşırıyorlar idi. Ve muhtemelen belki adamın kendisi giysisinin durumundan oldukça hoşnut idi. Ama şimdi, Tanrının gözünde temiz ve lekesiz olarak, giysisinin kesinlikle olması gereken durumda olmadığının farkına varmıştır. Giysisinin yıkanması gerekir.

Giysiler bize, çevredeki dünyanın bizi bağlantılı olarak gördüğü, bulunduğumuz yerler hakkında fikir verirler. Belki insanlar bizi kumarhanelerde ya da diğer kötü yerlerde görmeye alışmışlardır. Tüm bu bağlantıların ve yolların “yıkanması” gerekir. Yollarımızı, arkadaşlıklarımızı ve gittiğimiz yerleri nasıl yıkarız? Bu soruya bizim için Mezmur 119:9 ayetinde yanıt verilmiştir – “Genç insan yolunu nasıl temiz tutar? Soru budur. Ve işte bu soruya Tanrının yanıtı: ”Senin sözünü tutmakla.”

Levililer 13:47-59 ayetlerinde bize giysideki cüzamdan söz edilir. Bunun anlamı, kişinin kendisi cüzam belasından özgür olsa bile çevresinde bulunan günahtır. Bizim kendimizin günahtan temizlenmiş olmamız yeterli değildir. İster iş ilişkileri ve dindar dernekler olsun ister bağlantıda olduğumuz diğer başka konular olsun, çevremizde bulunan günahlı şeyler ile yolumuza devam edemeyiz.

Cüzamlının Yasası
“Bütün kıllarını traş edecek.” Levililer14:8

Bundan sonra ne olur? Bundan sonra, “bütün kıllarını traş edecektir.” Bir İsraillinin başını kazıtması ya da traş etmesi yasaya aykırı idi, ayrıca sakallarının uçlarını da kesmemeleri gerekiyor idi.  (Levililer 21:5; 19:27) Saçların traş edilmesi ya da sakalların ucundan kesilmesi bir utanç ve paylama belirtisi idi; bakınız Yeşaya 15:2 –“ Hepsinin saçları traş edilmiş ve sakalları kesilmiş olacak.” ( aynı zamanda bakınız Yeremya 41:5; 48:37; 2.Samuel 10:4-5) Ama şimdi tüm saçların kesilmesi gerekiyor idi. “Saçını, sakalını, kaşlarını ve bedenindeki bütün kılları traş edecek.” Kendisine ait olan tüm doğal güzellik ve yüceliğin gitmesi gerekmektedir. Herhangi bir kirliliği gizleyebilecek olan her şeyin bedeli ne olur ise olsun kesilmesi gerekir.

Kan aracılığı ile temizlenmiş olan kişi, Tanrının Sözü ile uyumlu bir yolda yürümeyi istiyor ise  kendisini Rabbin azarlanmasını ve utancını paylaşmaya çağırılmış olarak bulacaktır. Çin’de başlarını ve saçlarını traş etmeye alışmış olan bizler için böyle bir traşın kişiye getireceği utanç, azarlanma ve aşağılanmanın nasıl bir şey olduğunu fark etmek zordur. Eski dönemlerde kişilerin “bazen sitem ve sıkıntılara uğrayıp seyirlik olduklarını” okuruz. İbraniler 10:33. Söz bize Musa’nın “bir süre için günahın sefasını sürmektense Tanrının halkı ile birlikte baskı görmeyi tercih ettiğini ve Mesih uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydığını” söyler. İbraniler 11:25-26.

Bize de O’nun uğradığı aşağılanmaya katlanmamız öğütlenir. İbraniler 13:13. Rabbin Kendisi aşağılanmanın ne demek olduğunu bilir. Ve şu sözleri söyleyebilmiştir: “Bana nasıl hakaret edildiğini, utandığımı ve rezil olduğumu biliyorsun. Düşmanlarımın hepsi senin önünde. Hakaret kalbimi kırdı, dertliyim. Acılarımı paylaşacak birini aradım ama çıkmadı. Avutacak birini aradım ama bulamadım. “Mezmur 69:19-20. Şimdiye kadar hiç kimse O’nun kadar derin bir şekilde aşağılanma ve utanç yaşamadı. Ama sevgili imanlı kardeşim, siz ve ben O’nun aşağılanmasını bir ölçüde tecrübe etme ayrıcalığına sahibiz. O, bize bu zavallı dünyanın sunabileceğinden daha büyük zenginlikleri takdir etmeyi ihsan etsin!

Herkesin başında saça ve yüzünde çalı gibi büyük bir sakala sahip olduğu bir ülkede saçı ve sakalı olmayan temizlenmiş bir cüzamlının gerçekten de tüm bakışlara hedef olacağı aşikardır. Yoldan aşağı doğru yürürken onu işaret eden pek çok parmak olacağı ve pek çok kişinin ona kötü şakalar yaparak kalbini kıracağı kesindir. Ama tüm bunlara değmez mi? Ordugahın dışında bir sakal ile dolaşarak “Kirli!” “Kirli!” diye bağırmak mı yoksa sonsuza kadar temizlenmiş olmak ve sakalsız olarak Rabbin halkının topluluğunda bulunmak mı? Hangisi daha değerlidir? Elbette sonsuza kadar temizlenmiş olmak ve Rabbin halkının topluluğunda saçsız ve sakalsız bulunmak! Yedi gün çadırının dışında kalacaktı. Yedi gün çabuk, çok çabuk geçecekti ve yedinci gün saçını, sakalını, kaşlarını ve bedenindeki bütün kılları traş edecekti. Sonra da aşağılanma, utanç duyma ve rezil olma gibi sıkıntılardan kurtularak kendisine ait olan o sevgili yuvaya, kendisine ait olan sevdiği kişiler ile esenlik, sevinç ve sevginin tadını çıkartarak yaşamaya geri dönebilecekti. O zaman fırsatı varken çevresindeki herkese kendisini temizleyen ve Rabbin topluluğuna tekrar geri getiren lütuf ve güç hakkında cesaretle tanıklık edebilirdi.

Ama bundan fazlası da vardır. Cüzamlının “suda kendisini yıkaması” da gerekiyordu. “Kendisini yıkamak.” Bunun anlamı nedir? Sanırım kendisini yıkaması, giysilerini yıkamasından daha kolaydır: Yollarını ve ilişkilerini temizlemekten çok kendisi ile daha yakından bağlantısı olan bir durum! Bu konu, yaşamımın her alışkanlığına dokunan bir konudur. Ve hatta düşüncelerimi temizler, bunun sonucunda ise etkisi sözlerime, davranışlarıma ve tüm alışkanlıklarıma ulaşır –“kendim”. Çünkü bir insan nasıl düşünüyor ise öyledir. (Süleyman’ın Özdeyişleri 23:7) Şimdi herkesin kan aracılığı ile değil su aracılığı ile temizlenmesi gerekmektedir.

Kuş bir kez kesildi. Kan yalnızca bir kez serpildi ama su, pek çok kez uygulanabilir. Bölümümüzde ilerlerken onun yedinci günde tekrar yıkanması gerektiğini göreceğiz; bu kez söz konusu olan kan ile temizlenmesi değildir, su ile temizlenmesidir. Hatırlayacak olursanız tapınakta kahinlerin el ve ayaklarını yıkadıkları su ile dolu leğenler sunak ve tapınak arasındaki bir yerde dururdu. Ve kahinler hizmet etmek için tapınağa girmeden önce bu leğende sürekli olarak yıkanırlardı. Bu durum, bu dünyanın kirliliklerinden arınmak için sürekli bir ihtiyacın var olduğunu gösterirdi. Ancak temizlik kan ile olmazdı – bu temizlik daha önce bir kez yapılmıştı ve yalnızca bir kez yapılırdı – ama su ile yıkanma, Sözün suyuyla yıkanma anlamına gelirdi.

Su ile yıkanmaktan söz eden bu sözcükler bize Yeni antlaşmadaki pek çok ayeti hatırlatmaz mı? Örneğin, 2.Korintliler 7:1 ayetinde Her Şeye Gücü Yeten Tanrının bize bir Baba olacağına dair güzel vaadi verdikten sonra Söz şöyle devam eder: “Sevgili kardeşler, bu vaatlere sahip olduğumuza göre bedeni ve ruhu lekeleyen her şeyden kendimizi arındıralım. Tanrı korkusu ile kutsallıkta yetkinleşelim.”

Daha sonra tekrar Efesliler 5:2 ayetinde bize şunların söylendiğini okuruz: “Mesih bizi nasıl sevdi ise ve bizim için kendisini güzel kokulu bir sunu ve kurban olarak nasıl sunduysa, siz de sevgi yolunda öylece yürüyün.” Bizi günahlarımızdan temizlemiş olan bu harika sunuya baktıktan hemen sonra şu sözleri okuruz: “Aranızda fuhuş, ahlaksızlık ya da aç gözlülük anılmasın bile. Kutsallara yaraşmaz bu. Aranızda açık saçıklık, budalaca konuşmalar ve bayağı şakalar da olmasın. Bunlar size yakışmaz. Bunun yerine şükredin.” (ayetler 3 ve 4)

Bu tam olarak giysilerimizi yıkamamız, saçımızı traş etmemiz ve kendimizi su ile yıkamamızı ifade etmemekte midir?

Budalaca konuşmaların ve bayağı şakaların bir çok aşağılanmayı da beraberinde getireceğini çok çabuk anlarız ve bunlar herkesin gözünü bize dikmesine neden olurlar. Yapılan bir şaka ya da akıllıca verdiğimizi düşündüğümüz bir yanıt bize çok doğal ve zararsız görünebilir ama bunların arkasında çok ciddi ve büyük tehlikeler mevcuttur. “Çok konuşanın günahı eksik olmaz. Sağduyulu kişi ise dilini tutar.” Süleyman’ın Özdeyişleri 10:19. Ve yine başka bir örnek: “Ölü sinekler attarın ıtırını kokutur. Biraz aptallık da bilgeliği ve saygınlığı bastırır.” Vaiz 10:1

Cüzamlının Yasası
“Pak sayılması için yıkanacak.” Levililer 14:8

Bu nedenle bu tür yeteneklerin belirtilerini yok etmek gerekir. Söz bize defalarca şu öğütte bulunur: “Bilge ve saygın olun.” Bu konuda başka örnekler için şu ayetlere bakınız: 1.Selanikliler 5:6; 1.Timoteus 2:15, 1.Timoteos 3:2,4,8,11; Titus 1:8, Titus 2:12.

Yeni Antlaşmada cüzamlının giysileri ve kendisinin temizlenmesi hakkındaki bu acil ihtiyacı vurgulayan pek çok bölüm yer alır. Ve insan yine de bu çok önemli gerçeğin gereği kadar vurgulanmadığını hisseder. Bu zavallı ve çaresiz cüzamlıyı, parmağını bile kıpırdatmadan temizlemiş olan Tanrının lütfuna durup bakmaktan büyük zevk aldık. Ancak biz yıkanma ve traş olma konusunda genellikle çok yavaş davranırız. Ama eğer bizi temizlemesinin Rabbimiz ve Efendimize ne büyük bir bedel ödettiğinin farkına varır isek O bizi burada aşağıda bırakırken en çok istediğimiz şeyin O’nun yüceliğinde yürümek olduğunu nasıl olur da göremeyiz? Görmüş olduğumuz gibi 1.ayetten 7.ayetin sonuna kadar cüzamlı hiç bir şey yapmaz. Kahine getirdiği tek şey, cüzam hastalığı ve kirliliğidir. Her şey onun için yapılır. Ama kahin onu temiz ilan ettiği ve kuşu özgür bıraktığı zaman  – cüzamlı o andan itibaren harekete geçer ve çalışmaya başlar, ama bunu Tanrının önünde temizlenmek için yapmaz – o zaten Tanrının önünde temizdir – ama dış koşullarını Tanrının önündeki konumuna uygun hale getirmek için çalışır.

Bu her iki noktanın Titus 3:4,5,8 ayetlerinde ortaya konduğunu görürüz: “ Ama Kurtarıcımız Tanrı iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu doğruluk ile yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhameti ve Kutsal Ruhun yenilemesi ile yaptı. Bu, güvenilir bir sözdür. Tanrıya iman etmiş olanların kendilerini iyi işlere vermeye özen göstermeleri için bu konularda ısrarlı olmanı istiyorum. Bunlar insan için iyi ve yararlıdır.”

Aynı konuda tekrar Koloseliler 2:20 ve Koloseliler 3:1-14 ayetlerinde bilgi yer aldığını görürüz. “Eğer Mesih ile birlikte öldüyseniz” ve “Eğer Mesih ile birlikte dirildiyseniz.” O lekesiz ve küçük kuş ölümü hak edecek hiç bir şey yapmamıştı. Kirli ya da murdar değil idi. Ama yine de murdar ve kirli cüzamlının yerine öldü. Tanrının gözünde ölümü hak eden cüzamlı idi. Cüzamlı gerçekten de yaşarken ölü idi. (Çölde Sayım 12:12.) Tanrının gözünde cüzamlı o kuş ile birlikte öldü – ama O’nun gözünde, bize çok açık bir şekilde Mesih’in dirilişini anlatan o canlı kuş ile birlikte tekrar dirildi. Tanrının gözünde cüzamlı artık yeni bir yaşama sahip olan yeni bir yaratıktır. Bu neden ile Tanrı bizi, “Mesih ile ölü” ve “Mesih ile diri” olarak görür. Yeni bir yaşama sahip olan yeni insanlar ve Rab Koloseliler 3:3 ayetinde şöyle devam eder: “Çünkü siz öldünüz ve yaşamınız Mesih ile birlikte Tanrı’da saklıdır.” O canlı kuş öldüğü zaman ben zavallı cüzamlı da onun ile birlikte öldüm. Ve o diri olarak uçtuğu zaman ben de yeni bir yaşama sahip yeni bir yaratık olarak onun ile dirildim. Ve canlı kuş özgür göğe geri uçtuğu zaman benim yaşamını aldı ve onu orada Mesih ile birlikte Tanrı’da sakladı.