BÖLÜM 22

DAĞDAKİ VAAZ

(İSA’NIN SÖZLERİYLE ‘DOKUZ KUTLULUK’)

Matta 5:1-16.

“Avuç Dolusu Amaç”

Bölüm 3

(Çeşitli, bölümler 15-30).

Gayretli Toplayıcılar için Düşsün.

Kutsal Yazılar’daki Çeşitli Gerçekler ve Olaylar hakkında Otuz Söylev

Yazan: W. T. p. Wolston. M. D.

Matta’nın müjdesinde sunulan Rab’bin belirgin görünümü, Kral olan Mesih’tir. Matta, özellikle Yahudiler için İsa’nın reddedilmiş olmasına rağmen, gerçekten Mesih olduğuna tanıklık etmek amacıyla yazar. İlk bölümde, Yusuf tarafından soy kaydını okuruz ama İsa elbette Yusuf’un oğlu değildi. Eğer gerçekten Yusuf’un oğlu olmuş olsaydı, bizim Kurtarıcımız olamazdı; ama tahta düzene uygun olarak çıkması gerektiği için yasal açıdan Yusuf’un oğlu olduğunu kanıtlaması lazımdı. 

Aslında, O, Meryem’in oğlu ve Tanrı’nın Oğlu’ydu, ama Tanrı O’nun Davut’un tahtı için sahip olduğu yasal hakkının tartışılmazlığını sağlamak için bir yol tasarladı.Yahudi yasasına göre Yusuf Meryem ile evlendiği andan itibaren Meryem, onun yasal karısı olarak bilindi ve onun rahminin ürünü Yusuf’un oğlu olarak sayıldı. Bu yüzden İsa, yasal açıdan Yusuf’a aitti ve onun oğlu olarak tanınıyordu. Luka, Rab’bin soy kaydını Meryem aracılığıyla verir, çünkü Luka’nın amacı, O’nu İnsan Oğlu olarak sunmaktır.

Matta 2.bölüm bize Doğu’dan O’na tapınmak için gelen yıldızbilimcileri ve Şeytanın dünyanın nefretini ve düşmanlığını nasıl harekete geçirdiğini gösterir.

Matta 3.bölüm Vaftizci Yahya’nın tanıklığını verir ve Baba’nın, açılan göklerden seslenerek, “Sevgili Oğlum budur. O’ndan hoşnudum” dediğine tanıklık eder.

Daha sonra Matta 4.bölümde Mesih ve Tanrı’nın Kralı olmasına rağmen, gerçek bir insan ve Tanrı’ya bağımlı bir insan olduğunu gösterir. Şeytan sahneye gelir ve İsa düşman ile yüz yüze gelir. Şeytan Tanrı’nın Sözü aracılığıyla kesin yenilgiye uğratılmıştır; sizin ve benim için en zor şey olanı, yani Tanrı’nın söylediği her söze gerçekten bağlı kalmayı O başarmıştır. Yanıtları hiç değişmemiş ve hep,“Yazılmıştır” diyerek başlamış ve Şeytan engellenmiştir. Sonra da Kutsal Yazıları yerine getirir, çünkü O’nun Kendisi ışıktır (Matta 4:14-16). Daha sonra vaazına şu sözleriyle devam eder,” Tövbe edin! Çünkü Göklerin Egemenliği yaklaştı.” Göklerin Krallığının yaklaştığı haberi,- gelmek üzere olduğunu ilan ediyordu. Tanrı’nın Egemenliği üzerinize gelmiş demektir (Matta 12:28), ya da aranızdadır çünkü Kral gelmişti, ama göklerin krallığı yalnızca yakındı. O’nun reddedilmesi ve göğe yükselmesiyle bağlantılıydı.

Matta 12:23-25 ayetlerinde henüz kurulmamış olmasına rağmen krallığın gücünün gösterildiğini okuruz. Rab’bin gücü, her alanda mucizevi bir şekilde görüldü ve O’nun ünü her yere yayıldı. O, Kendisini Kral Mesih’in karakterinde ortaya koyar ve O’nun gücü bereketlerinde kendisini gösterir.

Bu nedenle, dördüncü ve beşinci bölümler arasındaki bağlantıyı fark etmek ilginç. Dördüncü bölümde Kral’ın Kişiliğini görürsünüz ve O’nun gücü bir yandan Şeytanı yenmesiyle diğer yandan onun mallarını yağmalamasıyla ortaya çıkar ve Matta 5,6 ve 7.bölümlerde O’nun kurmak üzere olduğu krallığın ahlak ilkelerini okuruz ve krallıkta bulunan kişilerde ne tür davranışlar aradığını öğreniriz. Göklerin krallığı, gökyüzünün yeryüzü üzerindeki egemenliğidir.Kral reddedilmiş olduğu için şu anda bir sırdır, ama yavaş yavaş güç ve yücelik içinde kendini gösterecektir.

O halde O’nun krallığını oluşturan davranış türü hangisidir? Dağdaki Vaaz bu soruyu yanıtlar ve ilk bereket, nitelik olarak tanımlayıcıdır: “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara; çünkü göklerin egemenliği onlarındır.” (Matta 5:3) Burada, gelecekte gökyüzüne gidecek insanlardan söz edilmez. Söz edilen, gökyüzünün onlara şimdiden egemen olmasıdır. Gökyüzüne gitmeden önce burada nasıl yaşanacağıdır.

Bizler bazen sabırsız olur ve gökyüzüne gitmek istediğimizi söyleriz. Tanrı ise, “Dur, sen gökyüzüne gitmeden önce sana yeryüzünde, yürüdüğün tüm yol boyunca nasıl yaşanacağını öğreteceğim.”

Kral Olan, gökyüzüne gitmiştir. Gözle görünmez, ama O, bir sistemin Başı’dır ve Rab burada, bu göksel sisteme neyin ait olduğunu ve bu sisteme ait olanların nasıl davranacaklarını açıklar.

“İsa, kalabalıkları görünce dağa çıktı ve oturduğu zaman, öğrencileri yanına geldiler.” (Matta 5:1)

Musa şöyle dedi: “Tanrınız Rab size aranızdan, kendi kardeşlerinizden benim gibi bir peygamber çıkaracak. Onu dinleyin.” (Yasa’nın Tekrarı 18:15) Peygamber – Kral olarak, öğrencilerine öğretmek için onları yanına toplayacak. Bu yüzden, yeryüzünden alınacağını ve gökyüzüne geri döneceğini belirtmek için dağa gittiğine inanıyorum. Şu an için varlığı göklerde gizli.

Bu üç bölümü arka arkaya gördüğümüz için bizim burada bir kerede gördüğümüz sözleri Rab’bin bir kerede söylediğini düşünmeyin. Bu sözler, diğer müjdelerden de anlayacağımız gibi, farklı konuşmaların bulunduğu bölümlerdir. Bu konunun farkına varmanızı en iyi sağlayacak olan müjde, Markos’un müjdesidir. Özel bir amaç nedeniyle diğer müjdelerde Tanrı’nın Ruhu’nun her tür olayla ilgilendiği oldukça aşikardır. Belirli bir resim sunmak için zaman zaman aslında meydana geldikleri yerleri kaydırır. Burada Matta müjdesinde, İsa’yı Yüce Kral olarak açıklayan müüjde kapsamı ve tasarımıyla uyumlu olarak tanrısal takdire özgü resimler karşımıza çıkar. Luka müjdesinde, Mesih’in sözleri ahlaki resimler sunma konusunun objesiyle bir arada verilir, çünkü Luka, İsa’yı insanlar arasındaki bir İnsan olarak sunmayı tasarlamıştır.

O zaman Matta burada mükemmel bir bütün oluşturmak ve krallık ilkelerinin ne olduklarına ilişkin kusursuz bir resim sunmak için bu sözlerin hepsini bir araya getirmiştir. Öte yandan, Luka 14,15 ve 16.bölümlerde söylenen sözler ve meydana gelen olaylarla ilgili çarpıcı bir seçim yapıldığı çok bellidir. Bu bölümler bize bir ahlak resmi verirler. Luka 14.bölümde engelleriyle birlikte yeryüzünü görürüz. Luka 15.bölümde göklerin sevincini ve kutluluğunu ve 16.bölümde de yer alan varlıklı adamın öyküsünde tüm dehşet verici ızdıraplarıyla cehennemi okuruz.

Ve şimdi de, “İsa’nın kalabalıkları görünce dağa çıktığınıve oturduğunda öğrencilerinin yanına geldiğini, İsa’nın konuşmaya başlayıp onlara öğrettiğini” okuruz. (Matta 5:1-2) ah, O, Kendisine ait olanları yakınında tutmayı ne kadar da sever! Dokuz “Kutluluk” olduğunu fark edeceksiniz ve aynı zamanda aralarında önce yediye sonra da ikiye ayrıldıklarını göreceksiniz.

Müjdelerde yedi rakamının görülmesi çok rastlanan bir durumdur çünkü yedi ruhsal bütünlüğün sembolüdür. Matta 13.bölümde yedi benzetme, Markos 8.bölümdeki kalabalığı doyurmak için yedi somun ekmek yazılıdır ve Luka’nın müjdesinde Rabbin yedi kez dua ettiği görülür. Burada, O, krallığının dışındayken O’na ait olanların davranışlarının nasıl olması gerektiğine dair tam bir ruhsal resim yer alır.

Bu yedi kutluluk, kendi aralarında bir kez daha bölünürler. İlk dördünü içsel ve son üçünü dışsal olarak adlandırabilirim. Ayrıntıya girmeden söyleyebileceğim şudur: ilk dördü, doğruluk karakterini paylaşırlar ve 10.ayette özetlenirler; son üçü ise, Mesih’in uğruna lütuf karakterine sahiptirler ve 11.ayette özetlenirler.

1. NE MUTLU RUHTA YOKSUL OLANLARA.

“Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü göklerin egemenliği onlarındır” (Matta 5:3). O zaman ruhta yoksul olmak ne demektir? Dünyada bulduğunuz şeyin tam aksidir. Dünyada insanlar, kendileri için yaşar ve haklarını korurlar. Böyle davranan biri asla göklerin egemenliğinde değildir, yani ruhsal olarak egemenliğin içinde olamaz. Ruhta yoksul olan kişi, benliğinden soyunmuştur, gözü benlik görmez. Mezmur 41:1 ayetinde bununla bağlantılı çok güzel bir ifade yer alır. “Ne mutlu yoksulu düşünene. Rab kurtarır onu kötü günde.” -  Yani, yoksul İnsan ve yoksul İnsan kimdir? Mesih! Yoksul İnsanı düşünmek, ona sadaka vermek anlamına gelmez.Onu düşünmek anlamına gelir. “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara.” Benlikten soyunmak kişiyi bereketler. Dünya size yoksul-ruhlu olarak adlandırabilir ama Rab böyle kişileri, “mutlu” olarak adlandırır. Rab yüreklerimize,  ‘ruhta yoksul olmanın’ anlamını bildirsin.

2. NE MUTLU YASLI OLANLARA!

“Ne mutlu yaslı olanlara! Çünkü onlar teselli edilecekler!” (Matta 5:4) Yas tutmak neden mutluluktur? Burada söz edilen yaslar yalnızca yolumuz sık sık çıkan üzüntü ve denemeler değildirler ve Tanrı çoğu kez gelir ve yüreklerimizi teselli eder. Buna ek olarak, kendimizi, her şeyin Tanrı’ya karşı olduğu bir dünyada bulmaz mıyız? Kesinlikle buluruz! O zaman Rab İsa Mesih’in sevgisinden güç alarak bu denemelerden geçebilir ve yas tutanlar olmayabiliriz, ne dersiniz? İsa, bu dünyadan geçerken yas tutmadı mı? İsa’nın yas tutmasına neden olan, dünyadaki insan günahının trajik etkilerini gördüğü zaman, yüreğinde var olan yüce sevgisiydi.

Rab burada Tanrı ile bir ilişkisi olan ve Baba’yı tanıyan kişilere konuşuyor. Baba’yı tanımak ve Tanrı’yı Baba olarak bilmek, Hristiyanlığı diğer inançlardan ayıran en önemli özelliktir. Siz Tanrı’nın Babanız olduğunu biliyor musunuz ve O’nun Oğlu’nun küçümsendiği ve bir hiç yerine konduğu bir olayın içinden geçiyorsanız, yas tutmaz mısınız?

Yuhanna 11.bölümde Lazarus’un mezarının yanında İsa yas tuttu. Kız kardeşlerin acısını gerçekten içten bir sempatiyle paylaştı. Buna ek olarak, İsa Tanrı’nın huzurundayken bu yeryüzünün nasıl berbat bir enkaz olduğunu ve günahın her şeyi nasıl tamamen mahvettiğini hissetti. İsa’nın yası, dünya için tuttuğu yastı ve Tanrı O’nu teselli etti. O’nunla olan paydaşlığımızda bizlerin de yaslı olmamız gerekir.

3. NE MUTLU YUMUŞAK HUYLU OLANLARA.

“Ne mutlu yumuşak huylu olanlara. Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar.“(Matta 5:5) Bu ayetlerin tam olarak gelecekteki İsrail’in tanrısayar bakiyesi için yerine geleceğine inanıyorum. Ama böyle de olsa yumuşak huylu olma ilkesinin değeri bizler için çok büyüktür. Yumuşak huylu olmak ne demektir? “Ben yumuşak huylu ve alçakgönüllüyüm” diyen Kişi gibi olmak demektir. İsa, bu sözü Matta 11.bölümde, çok karanlık bir günde söylemişti. O günden daha karanlık bir gün olabileceğini düşünemezsiniz. Yuhanna O’ndan kuşkulanıyordu ve en büyük mucizelerini yapmış olduğu Horazin, Beytsayda ve Kefarnahum gibi kentler, O’nu reddediyordu. Güç aldığı kaynak neydi? O, her zaman Babası’na yaklaşır ve ihtiyacı olan her şeyi O’ndan alırdı. İçinde bulunduğu tüm koşullarda, Babası’nın sevgisine ve mükemmel bilgeliğine başvururdu. O halde, yumuşak huylu ve alçakgönüllü olmak nedir? Her şeyi, O’nun yaptığı gibi Tanrı’nın elinden almaktır.

Diyelim ki, ben size kötü bir söz söyledim; eğer bu söze alınırsanız, avantaj şeytanın eline geçer ve öfke duyarsınız. Ama bu olaya doğrudan Tanrı’ya başvurarak bakarsanız, şöyle dersiniz: “Bu hiç de hoş bir davranış değildi, Mesih böyle davranmazdı ama Rab’bin bana kötü bir söz ya da düşünce söylenmesi, ne izin vermesi için iyi bazı nedenleri olması gerekir.” Her şeyi doğrudan Tanrı’nın elinden aldığım zaman, canımda hangi yumuşak huy meydana gelir, yumuşak huylu olmak nedir? Ayaklar altında çiğnenmeye istekli bir kişi, her şeyi Tanrı’dan alan bir kişi, öyle ki, acı olan, tatlıya dönüşsün.

İnsanlar sık sık, “Ruh2un birliğini esenlik bağıyla korumaya devam etmek” (Efesliler 4:3) ifadesinin ne anlama geldiğini sorarlar ve bundan önceki iki ayeti atlayıp geçerler. Bu iki ayetten alıntı yapıyorum: “ Bu nedenle, Rab’bin uğruna tutuklu olan ben, aldığınız çağrıya yaraşır biçimde yaşamanızı rica ederim. Her bakımdan alçakgönüllü, yumuşak huylu ve sabırlı olun” (Efesliler 4:1-2). İkinci ayeti uygulamalı olarak öğrenmeden üçüncü ayete geçemezsiniz. Hepimiz, Ruh’un birliğini korumak için alçakgönüllü, yumuşak huylu, sevgiyle katlanan ve sabreden kişiler olmaya ihtiyaç duyarız.”Mesih’teki alçakgönüllülük ve yumuşaklıkla size rica ediyor, yalvarıyorum” (2. Korintliler 10:1) sözleri harika sözlerdir.

4. NE MUTLU DOĞRULUĞA ACIKANLARA.

“Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar.” (Matta 5:6)  doğruluğa acıkıp susayan kişileri Tanrı doyuracak.” Bu tür bir acıkma ve susama, Tanrı’nin zihniyle olan birliğin gerçekliğini gösterir. Bunu biliyor muyuz? Doyurulma konusunda bu kadar az şey bilmemizin nedeninin doğruluk için çok az açlık ve susuzluk duymamız olduğunu tahmin ediyorum.

Şimdi konuyu değiştirelim. Şimdiye dek doğruluğa sahiptik. Ruhta yoksul olmak doğru bir şey, yas lı olmak doğru bir şey, yumuşak huylu olmak doğru bir şey, Tanrı gibi düşünmeye acıkmak ve susamak doğru bir şey. Şimdi konunun  diğer tarafına geldik. Lütuf. Mesih!

5. NE MUTLU MERHAMETLİ OLANLARA.

“Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar.” (Matta 5:7) Karşımıza ilk önce çıkan nedir? Merhamet! Kutsal Ruh bizden neyi aramamızı rica eder?

Merhamet! Kurtulduğumuz zaman, merhamet aldık, ama merhametlerin en büyüğü, bu dünyadan ve onun çürümüşlüğünden yukarı alınmak değil midir? İsa ile birlikte olma üzere göğe alınmak, bize gösterilen merhametlerin en büyüğü olacaktır. Bizlere,”Rab’bimiz İsa Mesih’in bizi sonsuz yaşama kavuşturacak olan merhametini beklememiz” öğüdü verilir. (Yahuda 21)

Kutsal Yazıların hepsinde merhamet sözcüğü bolca yer alır: merhamet, güzel bir sözcüktür. “ Ne mutlu merhametli olanlara.” Ah sevgili, ben bizim yüreklerimizin katı olduğuna inanıyorum. Tanrı, merhametten hoşlanır. Eğer bir kişi, sürekli tanrısal merhamet üzerinde düşünürse, canındaki katılıktan kurtulacaktır.

Merhamet, günahı hafife alır mı? Asla! Tanrı’ya en yakın olan kişiler bunu da anlarlar. “Yüreği temiz” olanlar, Mesih’e en çok benzeyenlerdir. Tüm bunlara bizim ihtiyacımız var, ama hepsi de O’nda görünür. O, ruhta yoksul değil miydi? Yaslı değil miydi? Yumuşak huylu değil miydi? O’nun yiyeceği ve içeceği O’nu gönderenin isteğini yerine getirmek değil miydi? Merhametli değil miydi? Temiz yürekli? Barış sağlayan? O, tüm bunların hepsiydi ve daha da fazlasıydı, O mükemmeldi.

6. NE MUTLU YÜREĞİ TEMİZ OLANLARA.

“Ne mutlu yüreği temiz olanlara. Onlar Tanrı’yı görecekler.” (Matta 5:8) Yüreği temiz olanlar günahı hafife almazlar.

Yine de, zavallı günahkar için çok büyük iyilik sağlanmıştır. Tanrı’ya en yakın olan kişi, günahtan en çok nefret eden kişidir ve bu kişi, her zaman kendine çok sert, diğer kişilere ise, özellikle başarısız oldukları zamanlarda çok yumuşak davranır! Tanrı’dan ne kadar uzaksam, diğer kişilere o kadar sert davranırım – kendime ise yumuşak, hatta gereğinden fazla yumuşak.

7. NE MUTLU BARIŞI SAĞLAYANLARA

“Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek.” (Matta 5:9) Bunun aksini yapmak ne kadar kolay, anlaşmayın ve biraz uyumsuz olun ve barışı bozan olursunuz. Barışı sağlayan kişi, sizin ve benim en sevdiğimiz isimle, yaniTanrı’nın çocuğu olarak adlandırılacak. “Mesih İsa’ya iman ettiğiniz için hepiniz Tanrı’nın oğullarısınız” (Galatyalılar 3:26) ifadesi, gerçeğin yalnızca bir yanıdır. Burada ifade edilen düşünce, davranışlarınız aracılığıyla bir Tanrı çocuğu olduğunuzu kanıtlayın düşüncesidir. Tanrı, esenlik, barış Tanrısıdır. Rab’bimizin buradaki buyruğu, barışı sağlayan biri olarak göksel Babanızla olan ilişkinizi ve benzerliğinizi göstermenizdir.

Son üç kutluluk, büyük oranda lütfun karakterini,merhametli olan, yüreği temiz olan ve barışı sağlayanların ortak özelliklerini taşırlar. Onlar, bizdeki Mesih’in taklitleridirler.

8. NE MUTLU DOĞRULUK UĞRUNA ZULÜM GÖRENLERE.

Diğer yedi kutluluğu gerçekten özetleyen iki kutluluk daha vardır. Bunlardan ilki, “Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü göklerin egemenliği onlarındır.”

(Matta 5:10) Şöyle soralım, eğer ruhta yoksulsanız, haklarınızı savunamıyorsanız, bu dünyada elde edeceğiniz nedir? Zulüm görürsünüz, bir deli yerine konursunuz ve sizinle alay ederler. Neden? Çünkü bu şimdiki dünyada, adalet ve doğruluk acı çekmektedir. Gelecek olan dünyada, adalet ve doğruluk egemenlik sürecektir. Şimdi gerekli olan iyi olanı yapmanız, bu yüzden acı çekmeniz ve tüm bu olanları sabırla karşılamanızdır, çünkü şimdi krallık gizem içindedir. Kral, şimdi gizlidedir. Gelecekte, “ bir Kral doğrulukla krallık yaptığı zaman” (Yeşaya 32:1), krallık artık bir gizem olmaktan çıkıp gözler önünde sergilendiği zaman, doğruluk ve adalet yönetecektir. Şimdi bu dünyada doğru olanı yapıyorsanız, bu yüzden acı çekebilirsiniz çünkü şimdi doğruluk acı çekmektedir. Bin yıllık Dönemde, kötüye son verilecek ve doğruluk egemenlik sürecektir. Eğer şimdi ruhta yoksulsanız, dünya size deli olduğunuzu söyleyecek, neden haklarınızı savunmuyorsunuz, neden size ayaklar altına almalarına izin veriyorsunuz? Bu acı çekme çeşitli şekillerde olabilir – işinizde, ailenizde ya da komşularınız tarafından.

9. MESİH UĞRUNA ZULÜM GÖRENLERE NE MUTLU.

Ama doğruluk uğruna acı çekmekten daha fazlası da vardır. “Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere çünkü göklerin egemenliği onlarındır. Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size!” (Matta5:10-11). Onuncu ayetteki kutluluk, on birinci ayette sözü edilen kutluluktan daha farklıdır. Onuncu ayette doğruluk uğruna zulüm görüyorsunuz. On birinci ayette ise, Mesih uğruna zulüm gördüğünüz yazılı ve bu, diğerinden daha yüce bir durumdur. Petrus’un mektuplarına baktığımız zaman, bu ikisinden de söz edildiğini görürsünüz. “Haksız yere acı çeken kişi, Tanrı bilinciyle acıya katlanırsa, Tanrı’yı hoşnut eder” (1.Petrus 2:19) Tanrı bilinciyle çekilen bu acı, doğruluk karakterine sahip olan acıdır.

Aynı mektuptan devam edelim.” İyilik yapmakta gayretli olursanız, size kim kötüllük edecek?” Dünya size zarar vermek için uğraşacak ve şeytan da size kötülük etmeyi deneyecek. “Ama doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların korktuğundan korkmayın ve ürkmeyin.” (1.Petrus 3:13-14) Bu, doğruluk uğruna acı çekmektir.

Şimdi 4.bölümün on dördüncü ayetine bakalım: “Mesih’in adından ötürü hakarete uğrarsanız, ne mutlu size! Çünkü Tanrı’nın Ruh’u üzerinizde bulunuyor “ (1.Petrus 4:14). Bu, Mesih uğruna zulüm görmektir. Bu, diğerinden daha yüce bir durumdur: bir anlamda, lütuf nasıl doğruluktan daha yüce ise, Mesih uğruna acı çekmek de doğruluk uğruna acı çekmekten daha yücedir.

Eğer Mesih uğruna acı çekiyorsanız, ödülünüz ne olacaktır? Rab’bi neyin hoşnut ettiğini öğrendiğiniz zaman, O’nu hoşnut etmek için O’ndan başka herkesi hoşnut etmeyen şeyleri yapmanız gerekir. O, ne diyor? “Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür.” Ödül, göklerde bulunmaktadır. Bu, göklerin krallığından çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda burada canı lütufkar bir şekilde teşvik eden çok güzel bir ifade yer alır. “ Sizden önce yaşayan peygamberlere de böyle zulmettiler.” Bunun anlamı, ‘pek çok insanla ortak soruna sahipsiniz, üzülmeyin’ olarak anlaşılabilir. Sizin hakkınızda korkunç şeyler mi söylüyorlar? Pekala, bırakın söylesinler, O, her şeyi bilir.

Eğer dünya gelip size karşı gerçekten doğru olan bir şey söyleyebilseydi, elbette yalnızca alçakgönüllü kılınmış olabilirdiniz. Eğer size karşı, hakkınızda yalanlar söylüyorlarsa, o zaman sevinin. Sevinmek kadar teşvik edici başka bir şey yoktur. Aynı şekilde bir ordunun içinde eğer korkaklar varsa bundan daha cesaret kırıcı hiçbir şey olamaz. Elçilerin İşleri’nde elçiler ne yaptılar? “Elçiler İsa’nın adı uğruna hakarete layık görüldükleri için yüksek kurulun huzurundan sevinç içinde ayrıldılar. Her gün tapınakta ve evlerde öğretmekten ve Mesih İsa ile ilgili müjdeyi yaymaktan geri kalmadılar. (Elçilerin İşleri 5:41-42) Öylesine mutluydular ki, müjde borusunu daha önce çaldıklarından daha yüksek sesle ve daha tatlı bir şekilde çaldılar.

“Ah, ödülü şimdi görmüyorum” diyebilirsiniz. Elbette görmezsiniz! Size nedenini söyleyeyim. Dünyadaki yaşam yolculuğu sona ermeden önce, ödül gelmez. Ve bizler henüz yaşam yolculuğunun sonuna gelmedik, ama o gün yaklaşıyor, bu nedenle devam edin.

10 ve 11. Ayetler arasında bir dğer farklılık dikkatinizi çekecektir. Matta 5:10 ayetinde, “Ne mutlu onlara!” yazar. Matta 5:11 ayetinde ise, “Ne mutlu size!” yazılıdır. Neden? O’nun uğruna olumlu bir acı çekme söz konusu olduğu zaman, pek çoğu anlamına gelen onlar sözcüğü yazılmaz. Onun yerine, “Ne mutlu size”, demiştir. Neden? Çünkü siz daha şimdiden O’nda kişisel olarak kutsandınız.

Rab şimdi, O’nun yokluğu sırasında Kendisine ait olanların nasıl davranması gerektiği konusunda iki çarpıcı örnek kullanır. “Yeryüzünün tuzu sizsiniz. Ama tuz tadını yitirirse bir daha ona nasıl tuz tadı verilebilir? Artık dışarı atılıp ayak altında çiğnenmekten başka bir işe yaramaz. Dünyanın ışığı sizsiniz. Tepeye kurulan kent, gizlenemez. Kimse kandil yakıp tahıl ölçeğinin altına koymaz. Tersine, kandilliğe koyar; evdekilerin hepsine ışık sağlar. Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Baba’nızı yüceltsinler.” ( Matta 5: 13-16) “Siz dünyanın tuzusunuz.” Biliriz ki, tuz koruyucu özelliğe sahiptir ve bozulmaktan korur. Kutsallar yeryüzünden alındıkları zaman, yeryüzünde, çürümüşlükten, Mesih’siz bir dünyanın ruhları ölü insanlarından başka hiçbir şey kalmayacak. Tuz, doğruluğu betimler.

“Siz dünyanın ışığısınız”, ifadesi farklı bir düşünceyi açıklar. Işık, lütfu yanıtlar. Tuz yalnızca çürümekten ve bozulmaktan korur ama ışık saldırgandır, karanlığı dışarı atar. Bu nedenle, lütuf ilerleyerek dışarı çıkar ve müjdenin ışığını dünyaya gönderir. “Müjdenin ışığı, gerçek ışıktır.”

Bir Hristiyanın bir mum olması gerekir ve bundaki amaç nedir? İsa’nın izleyicisinin ışığının görülmesi gerekir ve bu, Baba’ya yücelik verecektir. Rab, ‘İyi işleriniz parlasın” dememek için özen gösterir, ama “ Işığınız parlasın” der. Neden? Işığınız nedir? Sizde taklit edilen Mesih’in yaşamıdır ve görülen, içinizde yaşayan Mesih’tir. Amaç budur. Dünyanın içinizde yaşayan Mesih’i görmesi gerekir. Önemli olan, yalnızca tanıklık vermek değil, kendisi tanıklık olan bir yaşamı sürdürmenizdir. Yalnızca ışık taşıyan biri değil, asıl ışığın kendisi olmaktır. Öyle ki, yücelik Babanıza verilsin, çünkü Babanızın arzusu, Mesih’in yüceltilmesidir. Bir kutsalın yaşamından yansıyan Mesih etkili olacaktır ve insanlar göklerde olan Babanızı yücelteceklerdir.

Öte yandan, İsa’nın adı uğruna bu yaşamdaki yürüyüşümüzde nasıl da özenli olmamız gerekir! Müjdenin ışığını duyurmaktan vazgeçmememiz gerekir. Dünya, hatalarımızı fark etme konusunda çok hızlı hareket eder. Dünya, bir Hristiyanın yaşamını çok yakından izler ve Mesih’in adıyla uyuşmayan şeyleri yakınen ve çok iyi bilir. Sevgili dostlar, Rab bize burada verdiklerinin tadını yüreklerimizde tam olarak almamızı ister, öyle ki, yürüyüşümüz ve O’na ettiğimiz tanıklık ve Babamızın adı bizlerde yüceltilebilsin.

Ey Rab, Senin aşağıdaki adımlarının çevresinde
Ne yüce bir lütuf ve ne parlak bir güzellik var!
Senin tüm yaşamında ve ölümünde
Gösterdiğin sevgi nasıl da sabırlıdır!

Senin sıkıntıyla yüklü yüreğinde,
Sonsuz bir üzüntünün ağırlığı asılıdır;
Yine de ağzından şikayet eden hiçbir söz çıkmadı,
Ağzını açmadın, dilin sessiz kaldı.

Düşmanların nefret edebilir, küçümseyebilir, kin duyar,
Dost bildiklerin, hain olduklarını kanıtlar,
Ama Senin bağışlamaktan hala yorulmamış
Yüreğin yalnızca sevebilir.

Ah Rab, bize senin gibi sevebilen yürekler ver –
Senin gibi, ey Rab, diğerlerinin günahları için
Onların bize yaptıkları yanlışlardan
Daha çok üzülebilelim.

Ey Rab, seninle olan beraberlikten
Bizde ortaya çıkan,
O iyiliği ve lütfu,
Her gözün görebilmesini diliyorum.