İmanlının Tanrının Çocuğu Olarak yürüyüşü

Efesliler 5:1-21

Havari John'un Mezarı
Havari John’un Mezarı

Ayet 1 Mektubun bu kısmında imanlılar yalnızca tek bir Tanrıya sahip olan kişiler olarak değil, Tanrının sevgili çocukları olarak Onun ile ilişkide olan kişiler olarak görülürler. Buradaki bölümün tamamı bize, Tanrının çocukları olarak yürümemizi öğütler. Beşinci bölümün başlangıcındaki “bunun için” ifadesi, bir önceki bölümün son ayeti ile bağlantılıdır. Tanrı bize karşı iyilik ve lütuf yani karşılıksız iyilik ile davranmıştır ve şimdi bizler de bir birimize Tanrının bize davrandığı gibi davranmalıyız. Mesih bizi nasıl sevdi ise ve bizim için kendisini güzel kokulu bir sunu ve kurban olarak nasıl Tanrıya sundu ise bizim de öylece sevgi yolunda yürümemiz doğru olacaktır. Yani kısaca, Tanrının sevgili çocukları olarak Tanrıyı örnek almamız gerekir. Tanrının çocukları olduğumuz için tanrıyı örnek almayız; Tanrının çocukları olduğumuz için Onu örnek alırız. Tanrının sevgili çocukları olarak yürümek sevgi tarafından yönetilen bir yürüyüşü ima eder. Bir hizmetkar yasal itaatinde doğru olarak yürüyebilir ama sevgi ile itaat yürüyüşünü ancak bir çocuk yapabilir. Bizler hizmetkar değiliz, bizler tanrının sevgili çocuklarıyız.

Biz her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten Tanrıyı taklit edemeyiz ve zaten bizden istenen de bu değildir. Bize burada verilen öğüt, ahlaki açıdan Onun gibi davranmamızdır. Böyle bir yürüyüşün özellikleri sevgi, ışık ve bilgelik olacaktır ve bizler tüm bu değerler açısından Tanrıya benzeyebiliriz. Bu ayeti izleyen ayetlerde elçi, yürüyüşü, bu güzel ahlak özellikleri ile uyumlu olarak geliştirir. Öncelikle, sevgi yolunda yürümekten söz eder; bu sevgi yolu, tutkular ile ifade edilen bir dünya ile tam bir zıtlık içindedir. (ayetler 1-7) İkinci olarak bize, ışık çocukları olarak yürümemizi öğütler ve bu ışık çocukları ifadesi de karanlıkta yaşayan kişiler ile tam bir karşıtlık içindedir. (ayetler 8-14) Son olarak da elçi bize bilgelikten yoksun olanlar gibi değil, bilge kişiler gibi yaşamamız için öğütte bulunur (ayetler 15-20).

Ayet 2 Önce, Tanrının çocukları olarak sevgi yolunda yürümemiz öğütlenir. Ve bize önümüze hemen bu sevginin yüce örneği olarak Mesih getirilir. Mesih’te diğer kişiler için Kendisini feda eden sevginin adanmışlığını görürüz ve bu adanmışlık Tanrının huzuruna hoş kokulu bir sunu olarak yükselir. Bu tür sevgi, insanın komşusunu kendisini sevdiği gibi sevmesini talep eden yasanın taleplerinin çok ötesine geçer. Mesih yasada talep edilenden çok daha fazlasını yaptı çünkü O bizim için Kendisini Tanrıya teslim etti. Bizden göstermemiz istenen sevgi bu sevgidir; kendimizi kardeşlerimiz uğruna feda etmeye yönlendirecek bir sevgi! Bu sevgimiz, Mesih’in sınırsız sevgisi gibi Tanrının önüne hoş kokulu bir sunu olarak yükselecektir. Filipe’de bulunan Tanrı topluluğunu yönlendiren sevgi, elçi Pavlus’un ihtiyaçlarını karşıladı ve elçi onların bu davranışına şu sözler ile karşılık verdi: “Bana gönderdiğiniz armağanları alınca bir eksiğim kalmadı. Bunlar güzel kokulu sunular, Tanrının beğenisini kazanan ve Onu hoşnut eden kurbanlardır.” (Filipeliler 4:16-18)

Ayet 3 Kendini başkalarına iyilik etmeye adamış olan sevgi benliği kullanarak kendi çıkarını göz etmez; yürüyüşümüz kutsallara yaraşan bir yürüyüş olmalıdır. Ahlak anlayışımızın ölçüsü yalnızca dürüst olan bir insanın yürüyüşünden çok daha fazlası olmalıdır. Konu sevginin ifadesi olması gerektiği zaman, “Tanrının sevgili çocukları”, konu tutkuları reddetmek olduğu zaman ise “kutsallara yaraşır” şekilde davranmamız gerekir.

Ayet 4 Ayrıca aramızda açık saçıklık, budalaca konuşmalar ve bayağı şakalar da olmasın. Bunlar bize yakışmaz, bunların yerine şükredelim. “Akılsızın gülmesi, kazanın altındaki çalıların çatırtısı gibidir.” (Vaiz 7:6)

Ayet 5 Şunu kesinlikle bilin ki, fuhuş yapanın, pisliğe düşkün olanın ya da putperest demek olan açgözlü kişinin, Mesih’in ve Tanrının egemenliğinde mirası yoktur. Müjdeye iman etmeyen Tanrının gazabı altında kalacaktır. Hali hazırdaki dünyanın tam aksine Tanrının egemenliğinde sevgi üstün gelir ve sevgi tutkuya izin vermez. Gelecek olan krallık ile ilgili doğru olanın, Tanrının bu günkü ailesine işaret etmesi gerekir.

Ayet 6 Hiç kimsenin bizi boş sözler ile aldatmaması konusunda uyarılırız. İnsanların felsefe ve bilim aracılığı ile tutkuya özür bulacakları ve şiir ve romantizmin parlaklığı ile günaha çekici bir görünüm vermeye çalışacakları aşikardır. Bu şeylerden ötürü tanrının gazabı söz dinlemeyenlerin üzerine gelir. “İtaatsizlik oğulları” müjde gerçeğini duymuş ama onu reddetmiş olanlardır. Pavlus’un döneminde yaşayan Yahudiler bir grup olarak ve özel bir şekilde itaatsizlik oğullarıdırlar. İnsanlar kötü işleri nedeni ile yargılanacaklardır, ancak en büyük günah, Müjdeye itaatsizlik konusundaki günah olacaktır.

Ayet 7 Bu yüzden böyle kişiler ile oturup kalkmamamız gerekir. Tanrının çocukları ile müjdeye itaat etmeyen itaatsizlik çocuklarının ortak noktaları olamaz.

Ayetler 8-10 İkinci olarak, “Bir zamanlar karanlıktınız ama şimdi Rabde ışıksınız” denir. Karanlıkta olmamızın nedeni yalnızca Tanrıyı tanımamamız değil idi, ama aynı zamanda karanlık olarak ifade edilen bir doğaya sahip olduğumuz yazılıdır burada; çünkü karanlık Tanrıya karşı olan her şeyden zevk alır. Biz şimdi tanrısal doğanın paydaşlarıyız ve bu tanrısal doğa ışık ve sevgi ile ifade edilir. Elçi işte bu yüzden yalnızca ışık olduğumuzu söylemek ile kalmaz ama aynı zamanda Rabde ışık olduğumuzu da söyler. Rabbin egemenliği altına geldikten sonra Ona yaraşan ışığın altına gelmiş olduk. O ne seviyor ise biz de onu seveceğiz.

Rabde ışık olduğumuz için ışık çocukları olarak yürümemiz gerekir; bu yürüyüş, yani ışığın meyvesi, her iyilikte, her doğrulukta ve gerçekte görülür. Bu yürüyüş ile Rabbin neyi kabul ettiğini kendi koşullarımız içinde kanıtlamış olacağız. Ve böylece karanlığın ürünsüz işlerini göz önüne sermiş olacağız. Biri şöyle demiştir: “Babasını gözlemleyen bir çocuk, onu neyin hoşnut ettiğini öğrenir ve hoşlanıp hoşlanmadığı koşulların neler olduklarını bilir.” Bizler de bu şekilde Rabbi neyin hoşnut ettiğini ayırt edebiliriz.

Ayetler 11-13 Daha önce de kötülük yapan kişiler ile paydaşlık etmememiz konusunda uyarı almış idik. Şimdi burada karanlığın meyvesiz işlerine katılmamak konusunda uyarılırız. Tersine, onları açığa çıkarmamız söylenir. Benliğin, karanlıkta gizlice yaptıklarından söz etmek bile ayıptır. Mesih’in ışığı ortaya çıkardığı kötülüğü paylar. Hristiyanlıkta kişiler putperestlikte açıkça işlenen günahları herkesin önünde işleyemezler. Hristiyanlardaki ışık çok güçlüdür. Ne yazık! Işık günahları ortaya çıkardıkça günahlar tekrar aşikar hale gelirler.

Ayet 14 İmansız kişi Tanrının önünde ölüdür. Gerçek imanlı eğer bu öğütlere kulak asmıyor ise ölü bir insanın düşeceği bir uyku durumuna düşebilir. Ve böyle bir durumda Mesih’ten gelen ışıktan yarar sağlayamayacaktır. Böyle bir kişiye verilecek öğüt şudur: “Ey sen uyuyan, uyan ve ölüler arasından kalk, ya da ölümden diril! Mesih sana ışık saçacak. Şu sözler çok doğrudur: “Uyanık olan can için Mesih’in Kendisi ışığın kaynağı, ifadesi ve ölçüsüdür.”

Ayetler 15-17 Bize üçüncü olarak verilen öğüt, bilge kişiler gibi yaşamamızdır. İlk on dört ayetten öğrendiğimize göre doğru bir yürüyüşün gerçek ölçüsü, Tanrının ışık ve sevgi doğasıdır; yararlanmamız gereken öğretiş budur. “Bilgelikten yoksun olanlar gibi değil, bilge kişiler gibi yaşayın!” Kötü bir dünyada yaşayan imanlının bilgeliğe ihtiyacı olacaktır, ancak bu bilgelik neyin iyi olduğu konusundaki bilgeliktir. Bu neden ile başka bir mektubunda elçi şu sözleri yazabilir: “İyilik konusunda bilge, kötülük konusunda deneyimsiz olmanızı isterim.” (Romalılar 16:9) Bilgeliğimiz zamanı nasıl değerlendirdiğimiz ve Rabbin isteğinin ne olduğunu anlamamız ile görülecektir. Günler kötüdür ve eğer şeytan başarılı olabilir ise o zaman Tanrıyı hoşnut edecek şey için asla zaman ya da fırsat olmayacaktır. Yaşadığımız günler kötü olduğu için bilge gibi yaşama fırsatını değerlendirelim, akılsız olmayalım ve Rabbin isteğinin ne olduğunu anlayalım. Eğer Rabbin isteğini anlar isek o zaman göreceğiz ki kötü bir gün aslında bir iyilik yapma fırsatına dönüştürülebilir. Nehemya peygamber dua ve oruç aracılığı ile Rabbin Tanrının halkı ile ilgili isteğinin ne olduğunu öğrendi ve öyle ki, fırsat önüne geldiği zaman Pers kralı Artahşasta’nın önünde bu fırsatı değerlendirdi (Nehemya 1:4; Nehemya 2:1-5) Kötülük hakkında pek çok bilgiye sahip olmak ve yine de Rabbin isteği karşısında bilgisiz kalmak mümkündür ve işte o zaman kişi “bilge” olmamış olur.

Ayetler 18-21 Tanrı tarafından verilmiş bilgelik heyecanlı bir doğa yerin ağırbaşlı bir doğaya yönlendirecektir. Dünya kişiyi geçici heyecanlara yönlendirebilir ama imanlının sevinç kaynağı Kutsal Ruhtur ve imanlının içindedir. Kutsal Ruha sahip olduğumuz için bize Kutsal Ruh ile dolu olmamız konusunda öğüt verilir. Eğer Kutsal Ruh kederlendirilmez ise ve Ona düşünce ve duygularımızı kontrol etmesi için izin verilir ise o zaman bunun sonucunda, dünyadan ve onun verdiği heyecanlardan tamamen ayrılmış olan ve dünyanın bilmediği bir şekilde birlikte keyifli zaman geçiren bir yaşama sahip bir imanlı topluluğu oluşacaktır; dünyanın böyle bir yaşam konusunda bilgisi yoktur ve böyle bir yaşamdan zevk alamayacaktır. Bu tür bir yaşam kendisini Rabden zevk alan yüreklerden akan övgüler ile ifade eder. Böyle bir yaşam Tanrının sevgisini ve iyiliğini, koşullar ne kadar deneme içerse de “her konuda” ayırt eder ve bu neden ile Rabbimiz İsa Mesih’in adı ile her zaman her şey için Tanrıya ve Babaya teşekkür eder. Her konuda olduğu gibi bu konuda da Mesih bizim için mükemmel örnektir. Çünkü Mesih, tüm kudretli işlerine rağmen İsrail tarafından reddedildiği zaman İsa şu sözleri söylemiş idi: “Ey, yerin ve göğün Rabbi Baba, sana teşekkür ederim.” (Matta 11:25)

Ayrıca, eğer Kutsal Ruh ile dolu isek, bizi Mesih’in sevgisi nedeni ile bir birimize boyun eğmeye yönlendirecek alçakgönüllü ve yumuşak huylu bir ruh aracılığı ile fark ediliriz. Şarap ile sarhoş olmak insanı sefahate götürür. Bir birimize mezmurlar, ilahiler ve ruhsal ezgiler söyleyelim; Rabbe yürekten mezmurlar ve ezgiler okuyalım. Ve Mesih’e duyduğumuz saygıdan ötürü bir birimize bağımlı olalım.

Ruh ile dolu olan imanlı şu özellikleri ile fark edilecektir: birincisi, Rabbe övgüler sunan bir ruh; ikincisi, Babanın izin verdiği her şeye şükran ile boyun eğmek ve üçüncüsü Mesih’in sevgisi ve Ona olan saygı nedeni ile diğer kişilere boyun eğmek ya da bağımlı olmak.