Neşide 5

Tanıklık ve Sevgi Paydaşlığı

Neşide 6:13’den 8:4’e kadar

Bir önceki neşide, yenilenmiş gelinin kuru meyvelerin bulunduğu bahçede Damat ile mutlu bir birliktelik yaşadığı belirtilerek son bulur. Bu neşidede gözümüzün önünden geçen iki sahne vardır. İlk sahnede gelin, Yeruşalim kızlarının önünde Kral’ın, üzerine koyuş olduğu tü güzelliği ile ifade edilir. (Neşide 6:13 den 7:5 ayetine kadar) İkinci sahnede ise Damat ve gelin mutlu ve engelsiz bir birliktelik içinde görülürler. (neşide 7:6 ayetinden 8:4 ayetine kadar).

Yenilenmiş olan gelin, diğer kişilerin önünde Damat’ın duygularına tanıklık eden biri haline gelir. Bu tanıklık Damat ile yaptığı bir yürüyüş sayesinde elde edilir. Aynı durum bizler için de geçerlidir, yenilenmenin sağladığı ürünler Mesih’in ahlak güzelliklerinin sergilenmesi ile görünür hale gelir. Ve bunun elde edilmesi ancak Mesih ile birlikte yürünmesi sayesinde gerçek olabilir. Yenilenen Petrus’un öyküsünde de aynı durum söz konusu idi. Elçilerin İşleri 4. bölümün ilk kısmında Petrus dünyanın önünde dünyaya “İsa ile birlikte bulunmuş olduğunu” fark ettirecek şekilde davrandı ve bölümün sonunda “Rab ile tatlı paydaşlığı yaşamak üzere” imanlı topluluğu ile bir araya geldi.

Yeruşalim Kızları

6:13 Dön, geri dön, ey Şulamlı kız;
Dön, geri dön de seni seyredelim.

Bölüm, Yeruşalimli kızların geline, geri dönmesi için çağrıda bulunmaları ile başlar. Gelinin ağzından kendinden geçmiş bir vecit halinde çıkan Damat ile ilgili tanımlamalarını daha önce zaten işitmişlerdi. Gelinin bu tanımlamaları kızların yüreklerinde Damat için arzular uyandırmıştı. Sonra gelin, bildiğimiz gibi, baharat bahçesindeki Sevgilisine katılmak için kızların yanından ayrılmıştı. Ve kızlar şimdi ona geri dönmesi için yalvarmaktadırlar. Bu yalvarışlarının ardındaki neden büyük olasılıkla Damat hakkında daha fazla bilgi edinme arzularından ileri gelmektedir. Gelinin ilişkide olduğu Damat’ın Kral olduğunun şimdi farkına varmışlardır. Yeruşalimli kızlar bu nedenle artık geline Şulamlı kız olarak hitap ederler- Şulam, Süleyman adının dişi olarak kullanılış biçimidir.

Gelin

6:13 Niçin Şulamlı kızı seyretmek istiyorsunuz?

Gelin, Yeruşalimli kızların çağrısına yanıt olarak kendisini neden seyretmek istediklerini sorar ve bu davranışlarına şaşırdığını ifade eder.

Yeruşalim Kızları (6:13-7:15)

6:13 Mahanayim oyununu (iki grup halinde oynanan bir oyun anlamına gelebilir) seyredercesine?

Bu yanıt Yeruşalim kızlarına verilen bir yanıta benzer. Metin şu şekilde tercüme edilebilir: “Sanki Mahanayim dansıymış gibi”. Buradaki ima büyük olasılıkla şudur: Yakup eşleri, çocukları, hizmetçileri ve tüm mal varlığı ile birlikte vaat edilen diyara gitmek için Mezopotamya ülkesinden ayrıldığı zaman, bulunduğu bir yere Mahanayim adını vermişti. Tanrı’nın melekleri ona gelmiş ve Yakup onlara şöyle demişti, “Bu, Tanrı’nın ordusudur: ve o yere Mahanayim (iki ordu ya da iki ordugah) adını vermişti. Orada göksel ve yersel iki ordu karşılaştı ve burada Damat ve gelin Kral’ın bahçesinde karşılaştılar ve Yeruşalim kızları mecazi bir dil kullanarak şöyle dediler: “Bu buluşmanın etkisini göreceğiz.” Diğer insanların bizim İsa ile birlikte bulunduğumuzu görebilmeleri ne kadar iyidir! Yeruşalimli kızların sözüne karşılık olarak gelin onların önünde tüm güzelliği ile durur ve onlar da gelinin güzelliğini büyük bir zevk ile tanımlarlar.

7:1 Ne güzel sandaletli ayakların,
Ey soylu kız!
Mücevher gibi yuvarlak kalçaların,
Usta ellerin işi.
7:2 Karışık şarabın hiç eksilmediği,
Yuvarlak bir tas gibi göbeğin.
Zambaklar ile kuşanmış
Buğday yığını gibi karnın.
7:3 Sanki bir çift geyik yavrusu memelerin,
İkiz ceylan yavrusu.
7:4 Fildişi kule gibi boynun,
Bat-Rabim kapısı yanındaki
Heşbon havuzları gibi gözlerin.
Şam’a bakan Lübnan kulesi gibi burnun.
7:5 Karmel Dağı gibi duruyor başın.
Pırıl pırıl mora çalar saçların.
Kaküllerine tutsak oldu Kral.

Yeruşalim kızları bu şekilde gelinin güzelliğini kutlarlar. Gelinin daha önceki sözleri Kral hakkında çok parlak bir netlik ifade ediyordu, ama şimdi gelinin kendisi Kral’ın üzerine koymuş olduğu tüm güzelliğin bir tanığıdır. Sözlerden çok, yaşam ile yapılan bir tanıklıktır; sözler ile yapılan bir tanıklık şekli değil, tanıklığın kendisidir. Gelin, baharat bahçesinde gelin ile birlikte olmuştur ve Kral’ın huzurunda Kral’ın üzerine koymuş olduğu güzellik ile ortaya çıkar. Ve soylu kız (Prens’in kızı) olarak selamlanır. Soyluluk mührü gelinin üzerindedir ve Kral’ın huzurunun lütfu ve görkemi gittiği her yerde çevresindedir. Aynı şekilde daha eski bir tarihte Musa’nın yüzü, huzurundan çıkıp geldiği Kişi’nin yüceliği ile parıldadı. Musa’nın dönemindeki dünya bir insanın cennet ile olan temasının sonucunu gördü. Yine daha sonraki bir dönemde Elişa İlyas’ın göğe alındığı görümünü görür ve Eriha’ya geri dönerken onu gören peygamber oğulları İlyas’taki ruhun Elişa’nın üzerine inmiş olduğunun hemen farkına varırlar. Göğe alına görünü görmemişlerdir, ama Elişa üzerindeki bu etkinin farkına varırlar. Yeryüzündeki bir adamda cennete alınış olan bir adamın ruhunu gördüler. Aynı şekilde İstefanos da kendi döneminde ve kuşağında gökyüzündeki Adam ile temasta bulunmuş yeryüzündeki bir adam olarak sahip olduğu bereketi ortaya koyar. “Kutsal Ruh ile dolu olan İstefanos ise, gözlerini göğe dikip Tanrı’nın görkemini ve Tanrı’nın sağında duran İsa’yı gördü.” Dünya bu tür Görkeli bir görüme sahip olmadı, ama bunun İstefanos üzerinde yarattığı etkiyi gördüler. Kendisini öldüren katiller için dua edebilen bir adam gördüler ve böylelikle gökyüzüne gitmiş olan Adam’ın lütfunun yeryüzünde de uygulandığını fark ettiler.

Gökyüzü ile temasta olan yeryüzündeki adamların bu örnekleri aracılığı ile yüreklerimize meydan okumamız mümkün olabilir. Yolculuğumuzda ilerlerken, dünya Musa’nın örneğinde olduğu gibi, Rabbin varlığının sevinci ile ışıldayan yüzler görebiliyor mu? Elişa örneğinde olduğu gibi, içimizdeki Mesih’in Ruhu’nun farkına varabiliyorlar mı? Ya da İstefanos’daki göksel Adam’ın benzeyişini görebiliyorlar mı?

Yaşamlarımız ve konuşmalarımız aracılığı ile geldiğimiz yüksek konumu ilan ettiğimiz zaman, “seçilmiş soylu kahinler soyu” olduğumuz ve bizleri karanlıktan Kendi harikulade ışığına çağırmış Olan’ın üstünlükleri bizim aracılığımız ile gerçekten görünür hale dönüşebiliyor mu?

Ne yazık! Rabbin bahçesinde zaman geçirmenin, O’nun varlığının tadını çıkartmanın tadını ne kadar da az biliyoruz! Ve sonra O’nun varlığının izlenimini Rabbin göksel davranışlarını ve lütfunu diğer kişilerin önünde ne kadar az sergileyebiliyoruz. Davranışlarımız genellikle kaba, konuşmalarımız sert oluyor ve tahamüllerimiz yeterince yumuşak oluyor, ve bu bize “İsa ile” ne kadar az zaman geçirdiğimizi anlatıyor. O’nun ile çok az birlikte yaşadığımız için İsa’daki gerçek hakkında çok az şey öğreniyoruz ve bu yüzden İsa’nın yaşamı bedenlerimizde çok az görünüyor. Genellikle göksel değil yersel davranışlar sergiliyoruz. Konuşmalarımızın çoğu genellikle göksel bilgelik ve kutsallık ile dolu olmak yerine bu dünyanın anlayışı ve mizahı ile dolu oluyor.

Ama bu durum gelin açısından farklıdır. Gelin Kral’ın huzurunda bulunmuştur. Damat ile karşılaşmıştır ve bu buluşmanın sevinci ile ortaya çıkar – “İki kişinin dansı”. Gelin “marifetli bir ustanın” ellerine düşmüştür ve bu ustanın işlemiş olduğu mücevherleri taşır. Kral’ın güzelliği gelinin üzerindedir. Yeruşalim kızları Kral’ın gelini tanımlamak için kullandığı benzer dili gelini tanımlamak için kullanırlar. Ama Kral gelini tanımlamaya yukardan, gelinin gözleri ile başlar, oysa Yeruşalim kızları gelini yersel gözler ile görür ve gelini önce ayaklarından başlayarak tanımlarlar ve sonra başındaki saçlara gelirler. Aslında gelin, “ayak tabanlarından başına kadar çürüyen ve kokan yara bereler ile doludur”; ancak ruhsal ve göksel orijinden bakıldığı zaman – bir prens kızı olarak – ayak tabanlarından başına kadar güzeldir, bizler de öyle.

Damat (7:6-9)

7:6 Ne güzel, ne çekicidir aşk!
Zevkten zevke sürükler.
7:7 Hurma ağacına benziyor boynun,
Salkım salkım memelerin.
7:8 “Çıkayım hurma ağacına dedim”,
“Tutayım meyveli dallarını.”
Üzüm salkımları gibi olsun memelerin.
Elma gibi koksun soluğun.
7:9 En iyi şarap gibi ağzın.

Yeruşalim kızları gelini hayran olunacak bir obje gibi düşünebilirler; ama Kral geline yalnızca hayran olmak ile kalmaz, geline sahip olur ve onda kendisi için kişisel bir haz kaynağı bulur. Yeruşalim kızları ona baktıkları zaman, “Ne kadar güzel!” diye bağırırlar ve Kral,” Ne güzelsin aşkım” der ve şunu ekler: “ Tepeden tırnağa güzelsin aşkım, hiç kusurun yok”. Burada kullanılan iki örnek iki düşünce ifade eder. Damat gelinin tüm güzelliğine baktığı zaman onu yüksek hurma ağaçlarına benzetir; gelini bir haz objesi olarak gördüğü zaman ise, “üzüm salkımlarına” benzetir. Ve Kral diğer kişilerin yalnızca bakarak hayran oldukları bu güzelliklerin sahibidir ve onların tadını çıkartır. Diğer kişiler gelinin güzelliğini övebilirler, ama yalnızca Kral şöyle diyebilir: “Hurma ağacına çıkıp, meyveli dallarını tutayım.” Gelininde üzüm salkımlarına benzeyen duygular uyandıran özellikler bulur; gelinin soluğunun elma gibi kokasını ister ve ağzının en iyi şaraba benzemesinden sevinç duyar. Gelecekte bir günde şimdi yersel olan gelin böyle olacaktır. Yenilenmiş İsrail için Rab şöyle diyebilir: “tüm uluslar arasında sana bir ün ve övgü kazandıracağım.” Ama Rabbin Kendisi hakkında şöyle denir: “Tanrın Rab alabildiğine sevinecek senin için, sevgisi ile seni yenileyecek, ezgiler ile coşacak.” Dünya geline hayran kalacak ve onu övecek, ama Tanrı yersel gelininden haz duyacak, keyif alacak. (Sefanya 3:17-20)

Göksel gelin için de durum farklı değildir. Gelin kendisine hayranlık duyan bir dünyanın önünde gözler önüne serilecek, ama Mesih canının zahmetinin meyvesini görecek ve canı doyacak. Yenilenmiş bir can için de aynı şey geçerlidir.Diğer kişiler yenilenmenin dışsal sonuçlarını görebilir ve bunlara hayranlık duyabilirler, ama Rabbin, yenilenmiş bir canda bulduğu şey O’nun için bir zevktir. Günahını itiraf eden Davut şöyle der:” Geri ver bana sağladığın kurtuluş sevincini,” ve sonra şöyle söyler:”Baş kaldıranlara senin yollarını öğreteyim”, ama pişmanlık duyguları ile dolu olan Mezmuru’na son verir iken, şu sözcükleri ekler: “O zaman hoşnut kalacaksın”. Yenilenen Davut, diğer kişilere bir bereket olur iken, Rabbin kendisi için bir zevk olur (Mezmur 51:12,13,19)

Gelin (7:9-8:4)

7:9 Sevgilimin dudaklarına, dişlerine [Masoretik metin: “uyuyanların dudaklarına”]
doğru kaysın.
7:10 Ben sevgilime aitim,
O da bana tutkun.

Damat’ın kendisinden aldığı zevk hakkındaki sözleri işiten gelin konuşmak zorunda kalır. Eğer Damat, gelinde bulduğu sevinci en iyi şaraba benzetiyor ise, o zaman gelin hemen şu sözleri ekler. “Sevgilimin dudaklarına dişlerin doğru kaysın”. Geçmişte gelinin duygularında iniş çıkışlar oluş olabilir. Ancak şimdi yenilenmiş olan gelin tamamen Sevgilisine aittir. Gelin bir zamanlar, kendi rahatlığına öncelik vererek yatağının üzerinde uyumuş ve sevgilisinin sesine karşılık verememişti. Ama O’nun sevgisinin gelinin üzerine konan tüm güzelliği, gelinin duygularını uyandırmış ve ondan aldığı zevki ortaya çıkartmıştır. En iyi şarap bir zamanlar uyumakta olan gelinin konuşmasını sağlamıştır. Ve şimdi gelinin mırıldandığı sözcükler onun canının yaşadığı en yüksek deneyi ifade ederler. Duygularındaki tüm iniş çıkışlar ve tüm düşüşleri aracılığı ile gelin lütufta büyümüştür. Bu deneyimler sırasında gelinin yüreği artan şiddetli arzular ile kendini ifade etmiştir. Sevgilinse ait olan arzuları ilk kez uyandığı zaman, gelinin duyduğu en büyük özlem duygularının objesine sahip olmak idi ve duyduğu memnuniyet ile“Ben sevgilime aidim, o da bana tutkun” der. Ama sevgilisinin kendisi hakkındaki duygularını daha iyi anladığı zaman, kendisinin sevgilisi için bir obje olduğunun giderek daha iyi farkına varır ve canını dolduran bu düşünce ile şu sözleri söylemek zorunda kalır, “Sevgilim benimdir, ben de onun”; ama sonunda duyguları canlandığı zaman ve sevgilisinin sevgisinin değişmediğini anladığında, ve azarlanmak yerine kendisine güzel ifadeler ile hitap edildiği zaman, kendisinin Damat’a ait olduğunun tam olarak farkına varır ve Damat’ın kendisine ait olan duygularını anladığında, büyük bir zevk ile şöyle der: “Ben sevgilime aidim, o da bana tutkun.”

7:11 Gel, sevgilim, kıra çıkalım.
Köylerde [kına çalıları arasında] geceleyelim.
7:12 Bağlara gidelim sabah erkenden,
Bakalım asma tomurcuk verdi mi?
Dalları yeşerdi mi?
Narlar çiçek açtı mı?
Orada sevişeceğim seninle.
7:13 Mis gibi koku saçıyor adamotları,
Kapımızın yanı başında taze, kuru.
Her çeşit seçme meyve var.
Senin için sakladım onları sevgilim.

Kral’ın, gelinine gösterdiği tüm ilginin sonucu, gelinini Kendi düşüncelerini düşündürmeye, Kendi arzularını ifade etmeye ve Kendi duygularını paylaşmaya yönlendirmektir. Daha önce Kral geline şöyle demişti: “Kalk, gel!” Ve gelin bu çağrıya karşılık vermek konusunda yavaş davranmıştı; ama şimdi O’nun bu sözlerine kulak vererek şöyle der: “Gel sevgilim.” O’nunla sevgi birleşmesinin tadını çıkartmak için gitmeyi arzulamaktadır ve şöyle der: “Gel, kıra çıkalı, köylerde geceleyelim.

“Gidelim” ve “Görelim”. Gelin bundan sonra artık sevgilisinden ayrılmayacaktır. Nereye giderler ise gitsinler, nerede kalırlar ise kalsınlar, ne yaparlar ise yapsınlar, ne görürler ise görsünler, her şeyi birlikte yapmaları gerekecektir. Ve gelin şöyle der: “Orada sevişeceğim seninle; geçişteki dönemde gelinin duyguları başka farklı objelere doğru çekilmiş olabilir, ama şu anda yalnızca Kral’a karşı duygular beslemektedir. Bu nedenle, daha sonraki bir dönemde Elçi Pavlus şöyle diyebildi, “Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve benim için kendini feda eden Tanrı Oğlu’na iman ile sürdürüyorum.”

8:1 Keşke erkek kardeşim olsa idin,
Annemin memelerinden süt emmiş!
Dışarıda gördüğüm zaman öperdim seni,
Kimse de kınamazdı beni.
8:2 Önüne düşer,
Beni eğiten
Annemin evine götürürdüm seni.
Sana baharatlı şarap ile
Kendi narların suyundan içirirdim.
8:3 Sol eli başımın altında,
Sağ eli sarsın beni.

Gelin Damat’a duyduğu sevgisini gizli olarak ifade etmeye razı değildir. Kral’a duyduğu sevgiyi herkesin bilmesini arzu eder. “Ah keşke erkek kardeşim olsaydın, o zaman dışarıda seni görünce öperdim ve bu yüzden kimse de kınamazdı beni” der. Mesih’i reddetmiş bir dünyada O’na olan sevgimizi ifade etmek dünyanın nefretini uyandıracaktır; ama Mesih’e olan sevgimizi herkesin önünde hiç küçümsenmeden ve herhangi bir engel ile karşılaşmadan ilan edebileceğimiz zaman geliyor.

8:4 Ant içiriyorum size ey Yeruşalim kızları!
Aşkımı ayıltmayasınız, uyandırmayasınız diye,
Gönlü hoş olana dek.

Neşide, Yeruşalim kızlarına sevginin mutlu beraberliğini rahatsız etmemeleri için bir uyarı ile son bulur.