GÜVENLİK, KESİNLİK VE ZEVK ALMA

Yazar

George Cutting
(1834-1934)

“SİZ HANGİ SINIFTA YOLCULUK EDİYORSUNUZ?”

Ne kadar çok sorulan bir soru! Değerli okuyucum, bu soruyu size sormama yine de izin verin; çünkü yolculuk ederken Zaman’dan Sonsuzluğun içine doğru yolculuk ettiğiniz kesindir ve şu anda BÜYÜK TERMİNALE ne kadar yakın olduğunuzu kim bilebilir?

“Hangi sınıfta yolculuk ediyorsunuz?” Yalnızca üç sınıf vardır. Size bu sınıfları tanımlamama izin verin. Öyle ki, bu sorunun yanıtını “birlikte hareket etmek zorunda olduğunuz Kişi” nin huzurundayken verebilin.

Birinci Sınıf — Kurtulmuş olanlar ve kurtulduklarını bilenler.

İkinci Sınıf –– Kurtulduklarından emin olmayanlar, ama kurtulmayı isteyenler.

Üçüncü Sınıf —Kayıp olanlar, ama bu durumlarına karşı tamamen kayıtsız olanlar.

Yukarda sorduğum soruyu bir kez daha tekrar ediyorum – “Hangi sınıfta yolculuk ediyorsunuz?” Sonsuzluk hakkındaki konular söz konusu olduğu zaman, bu konuda kayıtsız kalmak ne kadar büyük bir çılgınlık! Kısa bir süre önce, bir adam, İngiltere’deki Leicester tren istasyonuna koşarak geldi ve soluk almakta zorlanarak tam tren hareket ettiği anda vagonlardan birindeki yerine oturdu.

Yanındaki koltukta seyahat eden bir yolcu, “Koşman işe yaradı, tam son anda yetiştin” dedi. Adam, ‘Evet’ diye yanıt verdi, söylediği her iki ya da üç sözcükten sonra kesik kesik soluyordu, ‘ama dört saat kazandım ve bu da koşmama değdi.’

Roses in Butchart Gardens
Roses in Butchart Gardens, Canada

‘Dört saat kazandım!’ Kendimi şu sözleri tekrarlamaktan alıkoyamadım – ‘bu gayretli mücadele yalnızca dört saat için! Ya sonsuzluk? Sonsuzluk için ne demeli? Ama yine de, akıllı, uzağı görebilen, bu yaşamda sahip oldukları ilgi alanları ile yeterince yakından ilgilenen binlerce insan var, ama bu insanlar önlerinde uzanan sonsuzluğu göremeyecek kadar kör değiller mi? Tanrı’nın, Golgota’daki çarmıhta çaresiz günahkarlara olan sınırsız sevgisinin açıklanmasına, O’nun günaha olan nefretinin ilan edilmesine, insanın dünyada geçireceği zamanın çok kısa olduğunun bilinmesine, ölümden sonraki yargın dehşetlerine ve sonunda cehennemin “belirlenmiş” bir uçurumunun kenarında katlanılması imkansız bir pişmanlık ile uyanma olasılığının ciddiyetine rağmen, insanoğlu, sanki Tanrı, ölüm, yargı, cennet ve cehennem yokmuş gibi dikkatsizce davranarak, acı, çok çok acı sona doğru hızla ilerlemektedir. Eğer bu satırları okuyan kişi, bu insanlardan biri ise, Tanrı tam şu anda ona merhamet etsin ve sonu olmayan bir felaketin kaygan kenarında durmakta olan siz bu satırları okurken, içinde bulunduğunuz bu son derece tehlikeli durumu görebilmeniz için gözlerinizi açsın.

Ah dostum, siz inansanız da inanmasanız da durumunuz gerçekten umutsuzdur. Sonsuzluk hakkında düşünmeyi artık daha fazla ertelemeyin. Sürüncemede bırakmanın sizi bu şekilde aldatana benzediğini hatırlayın – o, yalnızca bir “hırsız değil, aynı zamanda bir katildir” de. ““Yavaş yavaş’  yolu, ‘Asla’ kentine götürür” diyen İspanyol atasözünde büyük bir gerçek dile getirilir. Sevgili okuyucum,sizi tanımıyorum, ama size yalvarıyorum, artık bu yolda yolculuk etmekten vazgeçin. “Kurtuluş günü bugündür.”