Rebeka’nın Çağrılması

Yaratılış 24

Yaratılış kitabının 22.bölümünde kaydedilmiş olan İshak’ın kurban olarak sunulması hakkında Mesih’in ölümü ve dirilişi ile ilgili çarpıcı bir örneğin varlığını görmezden gelemeyiz. Daha sonra Yaratılış kitabının 23.bölümünde ise Sara’nın ölümü ve gömülmesi İsrail’in, Tanrının yersel halkı olarak bir kenara ayrılışına örnek teşkil eder. Daha sonra ise İsrail’in Mesih’i reddedişi konu edilir. Bu bölümde İsrail’in bir kenara ayrılması sürecinde gerçekleşen kilisenin çağrılmasına ilişkin güzel bir örnek yer alır.

Rose
Gül

ÜÇ BÜYÜK GERÇEK

Mesih’in, öldükten ve dirildikten sonra yüceliğine alındığını ve Tanrının sağındaki yerine oturduğunu biliyoruz. Bunu sona Kutsal Ruh’un gelişi olan o büyük olay izler. Yeryüzündeki imanlılar ile birlikte olmak ve onların içinde konut kurmak üzere gelen tanrısal bir Kişi! Bu üç büyük gerçek, içinde yaşadığımız güne işaret eder. İlki, yücelikte bir İnsan vardır – Mesih İsa; ikinci olarak yeryüzünde tanrısal bir Kişi vardır – Kutsal Ruh; üçüncüsü ise Kutsal Ruh kiliseyi oluşturmak, ona bu dünyada rehberlik etmek ve onu yücelik içinde Mesih’e sunmak için gelmiştir.

KAPSAMLI BİR GÖRÜŞ

Yaratılış kitabının 24.bölümünde önümüze gelen büyük gerçekler bunlardır. Bölümün yoğun önemi şu gerçeği içerir: Tanrılıktaki her tanrısal kişinin yaşadığımız zaman için ne ifade ettiği ile ilgili birörnek sunar. Çevremize baktığımız zaman dünyanın artan kötülüğünü ve Tanrı halkının çoğalan hatalarını ve zayıflıklarını görürüz. Ve tüm bu karmaşaya baktığımız zaman çok kolayca depresyona girebilir ve umudumuzu yitirebiliriz. Ama bu bölümde sunulan örneğe baktığımız zaman Tanrının amaçlarını yerine getirmek için ne yaptığını kapsamlı bir şekilde görmemiz mümkündür. Diğer Kutsal Yazılar bizi teşvik etmek ve uyarmak için imanın önemine yer verdikleri gibi aynı zamanda imanlıların hatalarına da yer verirler. Ancak burada tüm bereketi ile önümüze gelen Tanrının, Mesih’in yüceliği için her karşıt etkiye – benlik, dünya ya da şeytan – rağmen ne yaptığıdır. Tanrının ne yaptığını gördüğümüz  ve O’nun önünde bulunan hedefi bildiğimiz ve Tanrının amaçlamış olduğu her şeyi yerine getireceğinden emin olduğumuz zaman, can, bir sıkıntının ortasında iken bile korunmaya devam edebilir. Ayrıca, bu tutumumuz bizi Tanrının düşüncesinde zeki kılacak ve yanlış beklentilerin hayal kırıklıklarından koruyacaktır. Buna ek olarak dünyanın bakış açısına göre yararlı gibi görünen ama Tanrının amacının tamamen dışında olan davranışlar için enerji harcamaktan korunmuş olacağız.

Öykü devam ettiği zaman önümüze üç temel konu gelir: Bu konulardan ilki İbrahim’in uşağına verdiği yön ve açıklamalardır (ayetler 1-9). İkinci olarak, uşağın Mezopotamya’daki görevini görürüz (ayetler 10-61). Üçüncü ana konu ise İshak ve Rebeka’nın vaat edilen Kenan diyarındaki buluşmalarıdır (ayetler 62-67).

BABA’NIN AMACI

İbrahim’in, uşağına verdiği yönler Baba Tanrının Oğlu ile ilgili amaçlarını çok bereketli bir şekilde ortaya koyar. Ve Tanrının bu gün dünyada Kutsal Ruhu aracılığı ile amaçlarını gerçekleştirdiğini gösterir.

İlk önce İbrahim’in uşağının görevinin önemli bir konusu olduğunu öğreniriz; İbrahim, uşağının, “oğlu İshak’a kız alması “ için İbrahim’in ülkesine ve akrabalarının yanına gitmesini ister. Uşağın Mezopotamya’ya gönderilmesinin tek nedeni budur. Gelini bulduktan ve onu İshak’a getirdikten sonra uşağın görevi tamamlanmış olacak idi. Uşağın, Mezopotamya’nın politik ya da sosyal konularına ilgi göstermek ya da karışmak gibi bir görevi yok idi. Kutsal Ruh dünyayı geliştirmek, ona yeniden şekil vermek, uluslara esenlik getirmek ya da hatta dünyanın tövbesini sağlamak için burada değildir. Kutsal Ruh yine aynı zamanda zavallıların hatalarını düzeltmek ya da baskıyı ortadan kaldırmak ve insanı hastalıktan ve ihtiyaçtan ve sefaletten kurtarmak için de burada değildir.

Zaman dolunca dünyaya gerçek esenlik ve bereketi getirecek olan Biri vardır. Bu Kişi dünyada bulunmuş ve insanı her baskıdan kurtaracak güce ve lütfa sahip olduğunu kanıtlamıştır. Ama ne yazık ki, biz O’nu bir çarmıha çiviledik ve O göğe gitti ve dünya yine sefalet içinde kaldı. Ama yine de tüm bunlara rağmen O tekrar bereket getirmek için gelecek ama bu süre içinde İsa yüceliktedir ve Kutsal Ruh ise burada dünyada Mesih için gelini – göksel insanlar – elde etmek ve onu yücelik içinde Mesih için hazırlamak amacı ile bulunur.

Ne yazık ki, Hristiyanlık, Tanrının düşüncesinden öylesine çok ayrılmıştır ki, Hristiyanlığa yalnızca insanın gelişmesi ve yukarı kaldırılması için dindar bir sistem olarak bakar hale gelmiştir; belirttiğimiz gibi Hristiyanlığı dünyayı daha iyi ve daha parlak bir yer haline getirecek bir sistem olarak görür. Eğer insanlar Hristiyanlıkta yalnızca tamamen bunu görüyorlar ise onu ikrar etmekten vazgeçmelerine şaşırmamak gerekir. Çünkü on dokuz yüz yıl sonra dünyanın daha iyi olmak yerine daha kötüye gittiğini gördüğümüz aşikardır. Ve dünya bu gün artan bir vahşet ve çürüme ile doludur ve insanların yürekleri dünyanın üzerine gelecek olan kötülükler nedeni ile korkmaktadır.

Tanrının, ilahi takdiri aracılığı ile zavallı yaratıkları ile ilgilendiği ve ilgileneceği ve insanların kötülüklerini sınırlayacağı doğrudur; gerçeğin kabul edildiği yerde geçici koşullar içinde belirli ölçüde bir gelişme kesinlikle olacaktır ama biz, Tanrının Sözü aracılığı ile biçimlenen düşüncelerimiz sayesinde Kutsal Ruhun burada yücelikteki Mesih için Tanrıya ait insanları dünyadan almak üzere bulunduğunu anlayabiliriz.

Uşağa daha sonra İbrahim tarafından İshak’ın gelininin “Kenan ülkesinin kızlarından olmaması gerektiği” söylenir. Gelinin İbrahim’in “akrabalarından” olması gerekir. Kenanlılar lanet altında idiler ve yargıya mahkum idiler; Yücelikteki Mesih ve yargı altındaki bir dünya arasında bir bağlantı olamaz. İshak’ın gelini bir yabancı değil, daha önceden İbrahim’in ailesine ait olan biri olmalı idi. Bu nedenle kilise imansız kişilerden oluşmaz ya da imanlı ve imansızlardan oluşan bir karışım değildir; kilisenin tamamı iman ailesindendir.

Ayrıca, uşak şu önemli konuda uyarılır: İshak’ı hiç bir şekilde Mezopotamya’ya geri götürmemelidir. Uşağın Mezopotamya’da olduğu zaman sırasında İshak Kenan diyarında idi ve İshak ve Mezopotamya halkı arasında bir bağlantı yok idi. Bu yüzden biz bu gün biliriz ki, yücelikteki Mesih ve şimdiki dünya arasında doğrudan bir bağlantı mevcut değildir. Eğer bu konu anlaşılmadı ise o zaman hem Hristiyanlığın hem de pek çok samimi Hristiyan’ın çabaları tamamen uşağın iki kez yapmaması için uyarıldığı şeyi yapmaya yönlendirir. Farklı şekillerde bir çeşitlilik içinde Mesih’i dünyaya geri getirmek ve dünyanın yenilenmesi ve gelişmesi için yararlı olacak planlara O’nun adını iliştirme konusunda girişimde bulunulur. Bu tür çabalar Kutsal Ruhun işleyişinin tamamen dışındadırlar, çünkü Kutsal Ruh Mesih’i dünyaya geri getirmek için değil ama dünyadan Mesih’e ait insanları dünyanın dışına çıkarmak için buradadır. Zaman dolunca Mesih’in dünyaya geri geleceği elbette doğrudur ama şunu unutmayalım ki, dünya Mesih’i en son gördüğü zaman Mesih O’nu çivilemiş oldukları çarmıhın üzerinde idi. Çarmıhtan sonra O’nu görecekleri zaman O’nun “alev alev yanan ateş içinde güçlü melekleri ile gökten gelip göründüğü” zaman olacaktır. (2.Selanikliler 1:7-9)

Uşağa, son olarak Tanrının meleğinin onun önünden gidip ona yol göstereceği söylenir. Bizler, meleklerin “kurtuluşu miras alacak kişilere hizmet etmek üzere gönderilen görevli ruhlar olduklarını” biliriz. Onların hizmeti her zaman tanrısal bir sağlayış ve koruma özelliği gösterir. Kutsal Ruh canlar ile ilgilenir, melekler ise koşullar ile ilgili olarak hareket ederler. Bir melek Filipus’a, hangi yoldan gitmesi gerektiğini söyleyebilir. Kutsal ruh ise onu bir canın kurtuluşu ile ilgilenmesi için yönlendirir. (Elçilerin İşleri 8:26,29)

UŞAĞIN GÖREVİ

Öykünün bu kısmı canlarımız için zengin bilgiler ile doludur; canlarımız burada sunulmuş olan şu örneği görürler: yalnızca Kutsal Ruhun geliş amacını değil ama aynı zamanda Kutsal Ruhun bu amacını  yerine getirmek için nasıl çalıştığı açıklanır.

Uşak, görevini yerine getirmek için tam donanımlı bir şekilde Mezopotamya’ya gelir, çünkü şu sözleri okuruz: “Uşak, efendisi İbrahim’in evindeki her şeyden sorumlu idi”, bu ifade bizi Kutsal Ruh hakkındaki şu gerçekleri hatırlatır: “Kutsal ruh size her şeyi öğretecek ve bütün söylediklerimi size hatırlatacak. Sizi tüm gerçeğe yöneltecek, Babanın nesi varsa size bildirecek.” Yuhanna 14:26; Yuhanna 16:13-15.

Uşağın Mezopotamya’daki görevi dört yönlü bir özelliğe sahip idi. İlk özellik, İshak için belirlenmiş olan gelini bulur (ayetler 10-21), ikinci özellik, gelini bulduktan sonra onu tüm diğerleri arasında farklı kılar (ayet 22), üçüncü özellik, gelinin yüreğini Mezopotamya’dan ayırır ve gelinin sevgisini İshak’a bağlar (ayetler 23-53), son özellik ise, gelini, çöl yolundan İshak’a götürür(ayetler 54-61).

GELİN BULUNDU

O halde önce, uşağın ettiği duadan onun görevinin büyük amacını öğreniriz. Uşak, kentin erkekleri ya da onların kızları için dua etmez; o yalnızca tek bir konu ile ilgilenmektedir; İshak için belirlenmiş olan kişiyi bulmak. Kutsal Ruh dünyanın düşüncesini değiştirmek için gelmedi, ama Tanrının seçilmişlerini ışığa çıkartmak  – Mesih için belirlenmiş olan gelini ışığa çıkartmak için geldi.

Bu konuda ayrıca bir şey daha dikkatimizi çeker: belirlenmiş olan gelinin değişmeyen işareti lütuf ile belirlenmiş olduğudur. Uşak şöyle dua eder: “Su almaya gelen kentin kızlarından birine ‘Lütfen testini indir, biraz su içeceğim’ diyeceğim. O da ‘sen iç, ben de develerine içireyim’ der ise, bileceğim ki o kız, İshak için seçtiğin kızdır.” Bu sözlerden anlaşıldığı gibi uşağın, İshak için oradaki kişilerin kızları arasından bir gelin seçmek için değil, ama belirlenmiş olan gelini bulmak için (ayet 14) gönderildiği ve bu gelinin en büyük özelliğinin lütuf olacağı aşikardır.

Dua yanıt bulur çünkü Rebeka ortaya çıkar ve denemeye tabi tutulur ve uşağın isteğine yanıt verir ve şöyle der: “Aynı zamanda develerin için de su çekeceğim.” Tüm bu olaylarda bize Kutsal Ruhun lütuf ile işlediği hatırlatılır: “Baba Tanrının ön görüsü uyarınca Ruh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz.” (1.Petrus 1:2)

GELİNE SÜSLER TAKILIR

Uşak, belirlenmiş olan gelini bulduktan sonra ikinci olarak görebildiği lütuf işi ile tatmin olmaz ve onu diğer kişilerin de görebileceği bir şekilde süsler; altın bir burun halkası ve iki altın bilezik takarak onu diğerlerinden farklı kılar. Burada Kutsal Ruh imanlıda yalnızca bir lütuf işi üretmez ama onda yani imanlıda Ruh tarafından mühürlenmiş olmasının sonucu olan ürünlerin de görünmesini sağlar – sevgi, sevinç, esenlik, dayanma gücü, iyilik, nezaket, sadakat, yumuşak huyluluk ve özdenetim. Bu değerli mücevherler imanlıyı diğer kişiler için bir tanık haline getirecek ve onu çevresindeki dünyada bulunan diğerlerinden farklı kılacak!

ÖYKÜ ANLATILIR

Üçüncü olarak, uşağın Rebeka ile İshak’ın sevgisini birbirine bağlamak için çektiği sıkıntılar görülür. Bu sıkıntılar yine Kutsal Ruhun işini ortaya koymaktadır; Kutsal Ruhun işi imanlıları iç varlıklarında güçlendirmektir. Öyle ki, Mesih iman aracılığı ile onların yüreklerinde konut kursun.  Uşağın bu bölümdeki işi şu soru aracılığı ile sunulur: “Babanın evinde geceyi geçirebileceğimiz bir yer var mı?” Rebeka’nın bu soruya verdiği yanıt uşağın isteğinin çok daha fazlası olan bir bereket ile doludur: Uşak, yalnızca bir yer istemiştir ve Rebeka’nın ona verdiği yanıt istediğinden daha fazlasıdır: “Bizde saman ve yem bol, geceyi geçirebileceğiniz yer de var.” (ayet 25) Rebeka’nın kardeşi Lavan bile uşağa davetkar davranır ve ona şu onurlu sözleri söyler: “Eve buyur, ey, rabbin kutsadığı adam!” Daha sonra şunu okuruz: “Böylece adam eve girdi.” (ayetler 31,32) “O – Kutsal Ruh -beni yüceltecek çünkü  benim olandan alıp size bildirecek.” Yuhanna 16:14. “Bir yer var mı?” Bu önemli soru üzerinde durup düşünmek ile kendimize yarar sağlamış oluruz. İç varlığımızda Kutsal Ruha yer açmak için kendimizi hazırladık mı? Benlik ve Kutsal Ruh “birbirlerine düşmandırlar.” Galatyalılar 5:17. Eğer benliğe hizmet ediyor isek o zaman Kutsal Ruha göre yürüyemeyiz. Hem Kutsal Ruha yer açmak hem de benliğin değerlerini düşünmek imkansızdır. Kutsal ruhun bizi Tanrının derin ve sonsuz değerlerine yönlendirebilmesi için yer açmak amacı ile benliğin isteklerini reddetmeye hazırlıklı mıyız? Kutsal Ruh için yer açıyor ve sağlayışta bulunuyor muyuz? Betuel’in evinde İbrahim’in uşağı için yer ve sağlayış mevcut idi; bunun sonucunda uşak onlara İshak’tan söz edebildi ve böylece Rebeka ve İshak’ın sevgilerini birbirine bağlayabildi ve Rebeka’yı İshak’a götürdü.

KAZANILAN GELİN

Sıcak bir konukseverlik ile eve giren uşak hemen İshak hakkında tanıklık etmeye başladı. Efendisi İbrahim’in İshak ile ilgili düşünce ve isteğini açıkladı ve Rebeka’ya altın ve gümüş takımlar ve giysiler, kardeşi ile annesine de değerli eşyalar verdi; onlara efendisinin zenginliğinden söz etti ve İshak’a verilmiş olan her şeyi anlattı – “Efendim, sahip olduğu  her şeyi oğluna verdi.” Aynı şekilde rabbin Kendisi de bize şöyle der: “Baba’nın nesi varsa Benim’dir” ve Kutsal Ruhun işi Mesih’in olandan alıp bize bildirmektir. (Yuhanna 16:15)

VERİLEN KARŞILIK

İshak’ın bereketi konusunda İshak’tan ve İbrahim’in amacından söz ettikten sonra uşak verdiği mesajın etkisini görmek üzere susar. Kutsal Ruh da bize aynı şekilde davranmaz mı? Bizi herkesin önünde Mesih’in tanıkları yapmadan önce Mesih ile ilgili açıklamalarına karşılık verip vermediğimizi görmek için durup beklemez mi? Buradaki örnekte beklenen yanıt çok çabuk gelir; sonucunda ise uşak “Rebeka’ya altın ve gümüş takımlar, giysiler ve kardeşi ile annesine de değerli eşyalar çıkarıp verdi.” Yaratılış 24:53. Aynı şekilde eğer biz de Kutsal Ruhun Mesih ile ilgili açıklamalarına karşılık verir isek o zaman Kutsal Ruh bizi bu kurtaran sevginin tanıkları yapmayacak mıdır?  – gümüş takımlar; tanrısal doğruluğun tanıkları altın takımlar; uygulamalı kutsallığın tanıkları- giysiler!

KARAR VERİLMİŞTİR

Sonunda, uşak Rebeka ile İshak’ın sevgilerini birleştirdikten sonra tek bir hedefi kalmıştır; o da Rebeka’yı İshak’a götürmektir. Uşak şöyle der: “Beni yolcu edin, efendime döneyim.” Uşak gelini bulmak için gelmiştir ve artık bu görevini yerine getirmek için efendisine geri dönmek istemektedir. Uşak gelini bulup sonra onu anne ve babasının evinde bırakmak için değil ama gelini yeni yuvasına götürmek için oraya gitmiştir.

Rebeka’nın akrabaları, kızın on gün kadar kendileri ile kalmasını isterler. Ancak uşağın arzusu gitmektir; ve İshak’ın düşüncesinden söz ederek Rebeka’nın zihninde ve yüreğinde de aynı düşünceyi oluşturur. Eğer Kutsal Ruha hakkımızdaki planını uygulaması için izin verir isek – eğer O’na bu konuda izin verir isek o zaman Kutsal Ruh düşüncelerimize Kendi düşüncesine göre şekil verecek ve Mesih hakkında O’nun düşündüğü gibi düşünmemizi sağlayacak ve yüreklerimizi Mesih’in bulunmadığı yerlerden uzaklaştıracak ve ilgilerimizi Mesih ile birlikte O’nun olduğu yerlere yönlendirecektir. Bizler çok sık olarak Kutsal Ruhun işine engel oluruz; dünyaya, onun politikasına, onun zevklerine ve onun dinine yapışıp kalırız. Ama eğer yüreklerimiz yücelikteki Mesih’e ulaşmak için kararlı isler o zaman dünya bize engel olamaz. Erkek kardeşi ve annesi Rebeka’nın kalmasını isteyebilirler ama yine de her şeye rağmen Rebeka’nın karar vermesini isterler, ona karışmaz ya da baskı yapmazlar. Ve şöyle derler: “Kızı çağırıp ona soralım, bize kendisi söylesin.” Ve böylece önemli soru Rebeka’ya sorulur: “Bu adam ile gitmek istiyor musun?” Bu sorunun aynısı hala her birimiz için sorulmaktadır: Kutsal Ruhun varlığının farkında mıyız ve bedeli ne olur ise olsun O’nun rehberliğini izlemeye hazır mıyız?

Hristiyanlık Kutsal Ruhun varlığı hakkında nerede ise tamamen habersizdir. Ve bunun sonucu olarak dünya Mesih’i reddetmiş ve Mesih’i dünyadan uzak tutmaktadır. Yüreklerimizin yücelikteki Mesih’e bağlandığı o harika anda eskiden Rebeka’nın da söylemiş olduğu gibi biz de “gitmek istiyorum” deriz.

İZLENECEK OLAN YOL

Rebeka’nın verdiği kararın sonucu olarak “Rebeka ile dadısını, İbrahim’in uşağı ile adamlarını uğurlamaya çıktılar.” Eğer arkamızda kalan her şeyi unuttuğumuzu ve göksel değerler arkasından gideceğimizi herkese bildirdi isek o zaman mesele bizim dünyadan  vazgeçmemiz değil, ama dünyanın bizden vazgeçmesi olacaktır; dünya tarafından “gönderileceğiz.”

Sonra şu sözleri okuruz: “Rebeka ile genç hizmetçileri hazırlanıp develere bindi ve İbrahim’in uşağını izlediler. Uşak Rebeka’yı alıp oradan ayrıldı ve kendi yoluna gitti.” İmanlılar genellikle Tanrının kurtuluş yoluna sevinç ile boyun eğerler ama sonra kendi yollarına göre devam etmek isterler. Yapmamız gereken O’nun yolunun ne olduğunu öğrenmek ve sonra O’nun rehberliğinde O’nu izlemektir. Kutsal Ruhu izlemek bazı kişilerin söylediği gibi içsel bir ışığı izlemek değildir. Kutsal Ruhu izlemek, Tanrının Sözü ile her zaman uyumlu yürümek ve Ruha uymaktır; Tanrının Sözünü kullanmak kişileri her zaman Mesih’e yönlendirir.

Böylece Rebeka, uşağı izler ve kendisini bir çölde yolculuk eder iken bulur. Ve o anda ne Levan’ın ne de İshak’ın evindedir. Bu nedenle eğer Kutsal Ruhun rehberliğini izliyor isek birinin söylemiş olduğu gibi kendimizi “ne içinde bulunduğumuz dünyada ne de gitmekte olduğumuz gökyüzünde” bulamayız. Yine de her şeye rağmen Rebeka uşak ile birlikte çölde yolculuk eder iken önünde parlak bir hedefe sahip idi; çünkü sonunda kalbinin bağlanmış olduğu İshak o yolculuk bittiğinde onu karşılıyor olacak idi. Elçi Pavlus da aynı ruhta göçmenlik yolunun sonunda yücelik içindeki Mesih ile karşılaşacağını bilerek şu sözleri söyleyebilir: “Kardeşler, kendimi ödülü kazanmış saymıyorum. Ancak şunu yapıyorum: Geride kalan her şeyi unutup ilerde olanlara uzanarak Tanrının Mesih İsa aracılığı ile yaptığı göksel çağrıda ön görülen ödülü kazanmak için hedefe doğru koşuyorum.” Filipeliler 3:13,14.

VARILAN HEDEF

Uşağın Mezopotamya’daki görevi çölde rehberlik verilen gelinin o büyük günde İshak’a sunulmasıdır. İshak bu olayların hiç birinde aktif bir rol oynamamış ve hatta Kenan diyarından bile ayrılmamıştır. Her şey uşağın ellerine teslim edilmiş idi. Buna rağmen İshak yine de uşağın görevine ve gelinin gelişine karşı kayıtsız değil idi. İshak akşam üzeri Beer-Lahay-Roi’den gelini karşılamak üzere gelmiş idi. İshak’ın bulunduğu bu yerin anlamı “yaşayan ve görenin kuyusu” olarak bilinir; Eğer bu anlama göre düşünecek olur isek o zaman bizlerin tüm çöl yolculuğumuz boyunca Yaşayan ve Gören’in gözetimi altında olduğumuz konusunda kuşku duymamamız gerektiği bir gerçektir. Elçi Pavlus bu konuyu şu sözler ile dile getirmiştir: “Bu nedenle O’nun aracılığı ile Tanrıya yaklaşanları tümü ile yani sonsuza kadar kurtarabilecek güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır.” İbraniler 7:25.

KARŞILAMA

Daha sonra ise şunu görürüz: İshak’ın gelini karşılamak için gelmiş olduğu kesindir çünkü Rebeka şu soruyu sorar: “Tarladan bizi karşılamaya gelen şu adam kim?” Bu örnekte bize sunulan gerçek İshak’ın gelinini bekleyen ve onu isteyen bir kişi olduğudur. Bizim Mesih için duyduğumuz arzularımız genellikle zayıf olabilirler ama O, gelininin Kendisine sunulacağı anı her zaman özlem ile beklemektedir. Rab İsa göğe alınmadan önce öğrencilerine şu sözleri söyleyebildi: “Gider ve size yer hazırlar isem siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım.” Yuhanna 14:3.

EVLILIK

Sonunda, Rebeka İshak’ı gördüğü zaman “peçesini alıp yüzünü örttü.” Rebeka ve İshak karşılaşır karşılaşmaz hemen evlilik gerçekleşti çünkü şu sözleri okuruz, “İshak Rebeka’yı çadıra götürüp onunla evlendi. Böylece Rebeka İshak’ın karısı oldu. İshak onu sevdi. Annesinin ölümünden sonra Rebeka ile teselli buldu.” Aynı şekilde bizim çöl yolculuğumuzdan sonra da Kutsal Ruhun büyük işi tamamlandığı zaman ve Rab İsa’yı ilk kez yüz yüze gördüğümüzde – bizi Kendi yanına aldığı zaman – işte o zaman şu harika sözler yerine gelmiş olacaktır: “Kuzu’nun düğünü başlıyor. Gelini hazırlandı.”

Yaratılış tamamlandığı zaman Havva Adem’e onun gelini olarak sunuldu; dünyanın başlangıcından beri Tanrıda saklı tutulmuş olan büyük sırrın ilk örneği budur. Ve Tanrının, Oğlu için bir gelin hazırlamış olduğu konusundaki sonsuz amacının güvencesinden söz eder. Tanrı uzun yüz yıllar boyunca ve tüm değişen çağların ortasında her zaman Kuzu’nun düğününün o büyük gününü aklında tutmuştur. Tanrının halkı başarısız olabilir ve düşebilir ve bunu her çağda yapmıştır; dünyadaki şiddet ve çürümenin çoğalması Tanrının halkını ayartabilir ve onları yenik düşürebilir. Şeytan, kuzunun kanı ile sarhoş olmuş olan kötü kadını onlara karşı çıkartabilir. Yine de, tanrının halkının başarısız olmasına rağmen şeytanın çabaları ve dünyanın ayartmalarına rağmen Tanrı Oğlu için bir gelinin kesin olarak hazırlanması ile ilgili büyük amacından asla geri dönmez. Tanrının kitabının sonunda bize Kuzu’nun düğününün o büyük günü ile ilgili görmemiz için izin verilir. Ve en sonunda gelini bekleyen İsa ile ilgili güzel bir sunum mevcuttur ve gelin Kutsal Ruh tarafından yönlendirilerek doğru bir davranış içinde İsa’nın gelişini beklemektedir. Ruh ve Gelin, ‘Gel’ diyorlar. Ve O’nun yanıtı ise şudur: “Evet, tez geliyorum.” Ve Gelin buna karşılık verir: “Amin, gel Rab İsa!”

BİZİM İÇİN TEŞVİK

Eğer tüm hizmetimizde Tanrının Ruhunun önünde olan önemli amaç bizim de önümüzde olur ise kendimizi pek çok hayal kırıklığından korumuş oluruz. Kuzu’nun düğününün o büyük gününde Kilisenin lekesiz ve kusursuz olarak Mesih’e sunumu, işte önümüzdeki önemli amacın bu olması gerekir! Bakış açımız ve hizmetimiz genellikle çok küçük bir konuma ve çok az bir zamana daraltılmış durumdadır. Daha sonra her şey konum açısından başarısız gibi göründüğü zaman, ki genellikle böyle olur ve biz yara alır ve hayal kırıklığına uğrarız. Ama her şeye rağmen en önemli amacımız eğer Mesih’in düğününü düşünerek Mesih için canlar kazanmak olur ise o zaman karşılaştığımız sıkıntı ve başarısızlık her ne olur ise olsun biz hayal kırıklığına uğramayız. Kırılmış yürekler, hayal kırıklıkları ve pişmanlıklar olmaz. Büyük bir kalabalığın, gürül gürül akan suların ve güçlü gök gürlemelerinin sesine benzeyen şu sesleri işittiğimiz zaman, gerçekten sevinçli olabiliriz. “Sevinelim ve coşalım! O’nu yüceltelim! Çünkü Kuzu’nun düğünü başlıyor.” Vahiy 19:7. O zaman sonunda Kuzu’nun düğününün o büyük günü olduğunu bilerek her sıkıntı, her deneme, her zayıflık ve her tür karşıt koşullara rağmen ileri doğru koşalım.

Bu bölümlerin kendine özgü öğretişi yirmi beşinci bölümün ilk altı ayetinde yazılı olan İbrahim’in Ketura’dan olan çocuklarının adları sayılarak son bulur. Pek çok doğu ulusunun başlangıcına neden olan bu altı çocuk, “armağanlar” alırlar ve böylece İbrahim ile bağları aracılığı ile bereketlenirler. Ama yine de her şeye rağmen İshak, İbrahim’in diğer oğullarından çok çarpıcı bir farka sahip olan tek  oğludur. İbrahim diğer oğullarına armağanlar verebilir ama İshak’a sahip olduğu her şeyi vermiştir.

Bu örnek ile ortaya konan büyük gerçek şudur: ölümden dirilmiş olan Mesih her şeyin Mirasçısı’dır. Ve O, göksel gelinini aldıktan sonra yenilenmiş İsrail ile bağlantılı olan yersel mirasını alacak ve aynı zamanda böylelikle yeryüzündeki uluslar da bereket alacaklardır.

İbrahim’in çok derin bir ders öğreten öyküsü şu sözler ile son bulur: “İbrahim kocamış, yaşama doymuş ve iyice yaşlanmış olarak son soluğunu verdi.” Ve esenlik içinde bir ömür yaşamış olan İbrahim’i oğulları İshak ve İsmail Makpela mağarasına gömdüler. Böylece İbrahim zavallı Lut’tan çok farklı bir biçimde saygın ve onurlu göçmenlik yolunu “Tanrının dostu” ve “iman eden herkesin iman babası” olarak tamamlamış oldu.

İbrahim’in anısına
Yazan: Horatius Bonar

Tanrı seni gelecekte dinleneceğin yer olan bir mezara yatırdı,
Tüm uzun yolculukların sona erdi.
Konutun olarak söyleyebileceğin tek yer,
Hititlilerden satın aldığın bu mağara ve tarladır.
Vadiler, tepeler, ormanlar ve nehirlerin olduğu
Bu ülke artık yabancılara kalmıştır.
Arkanda kalan tek sahip olduğun şey sunağın ve çadırındır.
Sen bu dünyada yuvası olmayan bir yabancı olmaya razı oldun ve bu dünyadan göçtün.
Yaşamında sıkıntı ve zahmet oldu.
Yürüdüğün yol bir yabancı ve göçmenin yolu idi.
Yalnızca öldüğün zaman mirasını elde ettin.
Yeryüzündeki hüznün çok ötesindeki bu yaşam mirasın
Bir tarla ya da mağara değil, bir krallık idi.
Bir mezar değil, göksel bir kent idi.