Tanrı İle Esenlik

Bölüm 5

“Böylece iman ile aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı ile barışmış oluyoruz” (Romalılar 5:1) Bu ayet elçinin, Tanrının günahkara hangi temeller üzerinde ne kadar yüce bir lütuf gösterebileceğini ve İsa’ya iman eden herkesi aklayabileceğini belirttikten sonra vardığı sonuçtur. Bu konu ile ilgili ilkenin anlaşılması öylesine önemli ve gereklidir ki, bu ilkenin üzerinde uzun uzadıya duymayı öneriyoruz. Öyle ki, endişeli canların Tanrının onların dışındaki esenliğin temelini nasıl özen ile atmış olduğunu görebilmeleri mümkün olsun; kısaca söyleyecek olur isek, esenliğin temelinin atılmış olduğu Kaya’nın yalnızca Mesih ve O’nun tamamlamış işi olduğunu algılayabilsinler.

1. Aklanma iman ile olur. İşler ilkesi ve iman ilkesi birbirlerinin tamamen karşıtıdırlar. Eğer bu gerçek hatırlanmış olsa idi, zihinde oluşan pek çok karışıklık engellenmiş olurdu. Ve elçinin ortaya koyduğu kanıtın tamamı bu karşıtlık üzerine bina edilmiştir. Bu nedenle hem diğer ulusların hem de Yahudilerin durumunu tanımladıktan ve her iki grubun da günahkarlar olduğunu kanıtladıktan sonra, elçi şöyle der: “Bu nedenle Yasanın gereklerini yapmak ile hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır” (Romalılar 3:20). Yine aynı konu ile ilgili bir başka ayete bakalım: “Çünkü insanın yasanın gereklerini yaparak değil, iman ederek aklandığı kanısındayız” (ayet 28). Ve ayrıca İbrahim’in nasıl aklandığı konusunda – “İbrahim Tanrı’ya iman etti ve bu imanı kendisine doğruluk sayıldı” – bilgi veren ayetten sonra bize şu söylenir: “Ancak çalışmayan ama Tanrısızı aklayana iman eden kişi, imanı sayesinde aklanmış sayılır” (Romalılar 4:3-5). Bu nedenle, yasa ve lütuf arasında tam bir karşıtlık mevcuttur. Yasa şöyle demişti: “Yasanın gereklerini yapan onlar sayesinde yaşayacaktır” (Galatyalılar 3:12); ama müjde, “Mesih İsa’ya iman eden herkesin Tanrının oğulları olduğunu” söyler, Tanrı iman eden kişileri aklar. (Romalılar 3:26) Bu yüzden konunun artık işler ile hiç bir ilgisi yoktur- insan kendisini aklayamaz; çünkü Tanrı, insanın içinde bulunduğu her konumdaki tam ve nihai başarısızlığını göstermiştir. Yasasız diğer uluslar ve yasa altındaki Yahudi, günahkarlar olarak belirtilirler ve böylelikle her ağız kapatılır ve tüm dünya Tanrının önünde suçludur (Romalılar 3:19). Bu gerçek, insanın kendisini iyileştirmesi ve kurtarması için hiç bir şey yapamayacağını ortaya koyar. Günahlı insan zaten yargı altındadır, kaybolmuştur ve bu yüzden işleri ve yaptığı her türlü iyilik, tamamen boş ve yararsızdır. Bu yüzden eğer şimdi kurtulacak ise, kurtuluşu iman ilkesine dayanmak zorundadır: “İman yolu ile lütuf ile kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.” (Efesliler 2:8) İnsan, en iyi işleri ile Tanrının önünde gerekli olan mutlak doğruluğa sahip olmamıştır, hiç bir zaman da sahip olamaz. Buna göre Tanrının adaleti Müjdede açıklanır; aklanma yalnız imanla olur; yazılmış olduğu gibi, “iman ile aklanan” yaşayacaktır. (Romalılar 1:17).

Bu konuyu tam olarak kavramak öncelikli bir öneme sahiptir. Çünkü eskiden Yahudiler döneminde olduğu gibi pek çok canın başarısızlığa uğradığı nokta buradadır. Böylece onuncu bölümdeki ayetlerde şunları okuyoruz: “Tanrının öngördüğü doğruluğu anlamadıkları ve kendi doğruluklarını yerleştirmeye çalıştıkları için Tanrının öngördüğü doğruluğa boyun eğmediler. Oysa her iman edenin aklanması için Mesih, Kutsal Yasanın sonudur.” (Romalılar 10:3,4) Canlar, kendi doğruluklarını yerleştiremeyeceklerini anlayana dek, Tanrının doğruluğuna boyun eğmezler. “Tanrının önünde bütün doğru işlerimiz kirli paçavra gibidir.” (Yeşaya 64:6) Yalnızca iman ilkesine dayanarak aklanabilecekleri ve eğer kurtulacaklar ise, bunun ancak Tanrının onlara İsa Mesih’te gösterdiği lütuf sayesinde mümkün olabileceği gerçeğini hiç bir zaman kabul etmeyeceklerdir. Ancak bu gerçek bir kez anlaşıldığı zaman, kazanç büyük olacaktır; çünkü o zaman gözlerini hemen kendilerinden alacak ve tek Kurtarıcı olan Mesih’e yönlendireceklerdir; kendi çabalarından vazgeçecekler ve iman ilkesi ile Tanrının doğruluğuna boyun eğmeye istekli hale geleceklerdir.

2. Şimdi şu konuyu araştırabiliriz: Aklanmak için gerekli olan imanın konusu nedir? Bu sorunun yanıtı Romalılar 4. Bölümde net olarak tanımlanmıştır. Elçinin şu sözlerini daha önce görmüş bulunuyoruz: İbrahim Tanrı’ya iman etti ve imanı ona doğruluk sayıldı; ve ayrıca İbrahim’in daha sünnetsiz iken, iman ile aklandığının kanıtı olarak sünnet işaretini aldığını, kendisine vaadin Kutsal Yasa yolu ile değil, imandan gelen aklanma yolu ile verildiğini ve doğruluğunun yasa ile ilgisi olmadığını özenle belirtir ve İbrahim’in imanının koşullarına ve karakterine ilişkin ayrıntılar ekler. (ayetler 9-16) Ve sonra şöyle der: “’Aklanmış sayıldı’ sözü, yalnız onun için değil, aklanmış sayılacak olan bizler – Rabbimiz İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’ya iman eden bizler- için de yazıldı. İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi.” (ayetler 23-25) “Çünkü İbrahim’e ve soyuna dünyanın mirasçısı olma vaadi, Kutsal Yasa yolu ile değil, imandan gelen aklanma yolu ile verildi” (ayet 13). Ve “İbrahim umutsuz bir durumda iken, bir çok ulusun babası olacağına umutla iman etti. ‘Senin soyun böyle olacak’ sözüne güveniyordu. Yüz yaşına yaklaşmış iken, ölü denebilecek bedenini ve Sara’nın ölü rahmini düşündüğü zaman, imanı zayıflamadı. İmansızlık edip Tanrı’nın vaadinden kuşkulanmadı; tersine imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti. Tanrının, vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümü ile güvendi. Bunun için de aklanmış sayıldı.” (ayetler 18-22)

İbrahim’in imanının konusu, vaatlerini yerine getireceğine güvendiğimiz bir Tanrıdır. İmanımızın konusu olarak gösterilen, işi tamamlayan bir Tanrı’dır; çünkü bizler Rabbimiz İsa’yı ölümden dirilten Tanrıya iman ettiğimiz için aklanmış sayılıyoruz (ayet 24). Bu nedenle Tanrı, günahkara müjdede şöyle tanıtılır: çaresiz durumumuza lütuf ile müdahale etti, Mesih’te kurtuluş sağladı ve Mesih’in bizim suçlarımız için ölüme teslim edildiğini ve aklanmamız için diriltildiğine tanıklık etti. Bu nedenle Tanrı bir kurtuluş Tanrısıdır; günahkardan Kendisine iman etmesinden başka hiç bir şey talep etmez. Talep etmez, çünkü bizim sorumluluklarımızın tümünü üstlenmiş olan biricik Oğlu’nu göndermiş ve O’nun ölümü ile kutsal bir Tanrı’nın bize karşı olan her türlü talebini Ölümü ile yerine getirmiş ve günah sorununu sonsuza kadar ortadan kaldırmıştır ve Rab İsa tamamladığı kurtuluş işi sayesinde Tanrı’nın, iman eden herkesi adil bir şekilde kabul etmesini ve aklamasını sağlayarak O’nu yüceltmiştir. Tanrı böylece lütfu ve yüreğindeki sevgisi ile günahkar için gerekli olan her şeyi – Mesih’in suçtan temizleyen değerli kanı, O’nun huzurunda durulmasını sağlayan tanrısal bir doğruluk – sağlamıştır. Günahkarı, Kendisinden uzak olan konumdan çıkartmak, suçtan ve ölümden kurtararak Yuva’ya Kendisine getirmek için günahkarın ihtiyaç duyduğu her şeyi gerçekten sağlamıştır. Bu nedenle O’nun lütfunun müjdesinde Tanrı bir Alan değil, bir Veren olarak temsil edilir ve Oğlu’nda ve Oğlu aracılığı ile bizim için yaptıkları ile ilgili olarak imanımızın konusunun tanığıdır.

Üçüncü bölümde Mesih’in kanı imanın objesi olarak takdim edilir: “İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluş ile Tanrının lütfu ile karşılıksız olarak aklanırlar. Tanrı Mesih’i kanıyla günahları bağışlatan ve iman ile benimsenen kurban olarak sundu.” (Romalılar 3:24,25) Buradaki bağlantı farklıdır. İnsanın –tüm dünyanın – Tanrının önünde suçlu olduğu kanıtlanmıştır (ayet 19). Konu, bu nedenle Tanrı’nın bir Yargıç olarak Kendi taleplerini nasıl karşılayacağıdır. Ve bu sorunun yanıtı Tanrının aracılığı ile sağlanan Mesih’in kanında bulunur. Öyle ki, en suçlu kişi bile gelebilsin ve Mesih’in kanı aracılığı ile O’nun önünde aklanabilsin (ayetler 24-26). Ama biraz önce incelediğimiz bölümde Tanrı, daha önce de söylediğimiz gibi, Mesih’in işi ile tatmin olmuş bir kurtuluş Tanrısı olarak gelerek Kendini gösterir; Mesih ölümü aracılığı ile günah için kefaret etmiş ve böylece Kendisini kurtaran lütuf Tanrısı olarak ve bundan dolayı da günahkarın imanının objesi olarak temsil eder. Ve bu konu çok bereketli olduğu için çok da basittir! Çünkü Tanrının günahkarlardan talep ettiği nedir? Günahkarların yalnızca O’na inanmaları, Oğlu’nun ölümü aracılığı ile kendilerinin yerine tamamlanmış olan iş ile ilgili tanıklığına inanmaları gereklidir. Tanrı bu konudaki tanıklığını onaylar iken aynı zamanda günahkarlara Rabbimiz İsa’nın dirildiği gerçeğini de bildirir. Tanrı, sanki bize şu sözleri söylemiş gibidir: “Eğer Mesih’in sizin suçlarınıza dair feda edildiğine, ölümü aracılığı ile günahları sildiğine ve sizden talep ettiğim her şeyin yerine getirildiğine dair bir kanıt istiyor iseniz, o zaman bu kanıtı O’nun dirilişinde bulacaksınız. Ben O’nu ölümden dirilttim ve sağımda yücelik içinde oturttum, öyle ki, O’nun kefaret ile ilgili işi tamamen yerine getirdiğine ve benim bunu kabul ettiğime ikna olasınız.”

3. O’na iman eden herkes aklanır. “İman ile aklanmak”; biz Mesih’te doğru olarak Tanrının önünde iman aracılığı ile doğru sayılıyoruz; çünkü “Tanrı günah nedir bilmeyeni bizim için günah yaptı, öyle ki bizler Mesih’te Tanrının doğruluğu olabilelim” (2.Korintliler 5:21). Tanrı doğruluğu, suçtan temizlenmenin ya da günahlardan bağışlanmanın çok daha fazlasıdır, çünkü biz aklandığımız zaman Tanrının önünde uygun bir şekilde durmamızı sağlayan olumlu ve mutlak bir doğruluğa sahip oluruz. Mesih’in kanı, görmüş olduğumuz gibi, bu doğruluğun övgüye değer nedenidir. Bu kan, bize sınırsız bir değer sağlar. Tanrı, Oğlu’nun doğruluğu sayesinde adil bir şekilde günahlarımızı bağışlayarak Adını yüceltir ve bizi kabul eder, bağışlar ve aklar; Mesih’in Kendisinin bulunduğu yere getirir. Elçi bu nedenle bir ayette şu sözleri söyler: “Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa’dasınız. O, bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.” (1.Korintliler1:30) Çünkü Tanrının huzurunda Mesih ile öylesine tam olarak özdeşleştik ki, O’nun yeri bizim yerimiz oldu; O’nun kabul edilmesi bizim kabul edilmesi oldu; çünkü biz O’ndayız; ve elçi Yuhanna bu yüzden bu konu ile uyumlu olarak şu sözleri yazabilir: “O, bu dünyada nasıl ise biz de bu dünyada öyleyiz” (1 Yuhanna 4:17).

Bu ayetler bize, aklanmamızın tam karakterini göstermek için yeterlidirler ve kuşku duyan canlara, imanlıyı aklayanın tanrının Kendisi olduğunu hatırlatırlar. Çünkü eğer bizi aklayan Tanrı ise, eğer bizi her suçtan temizleme konusunda bizim için yapılan iş ile tam olarak tatmin oldu ise ve Kendi huzurunda bizi Mesih’e yerleştirdi ise, bizi kim suçlayabilir? (Romalılar 8:33,34) Bizi kim suçlu çıkarabilir? Tanrı bizi eksiksiz ve mükemmel bir şekilde kabul etti; bu gerçeği değiştirecek güç hiç kimsede yoktur. Tanrı konuşmuştur; bizim “iman ile aklandığımızı” beyan etmiştir ve Tanrının Sözü sonsuza kadar kalıcıdır.

4. Esenlik, aklanan kişilerin payıdır. “Böylece iman ile aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı ile barışmış oluyoruz.”Barışmış oluyoruz” sözleri her zaman bizim bu durumun tadını çıkardığımız anlamına gelmez. Çünkü hiç kuşkusuz pek çok kişi Tanrının önünde aklanmış olmasına rağmen, aklananların çok azı bu huzurun farkındadırlar. Canlarımız ve Tanrı arasında gerçekleşmiş olan huzur bize aittir, O’nun ve bizim aramızdaki her sorun öylesine mükemmel bir şekilde çözümlenmiştir ki, Tanrı bize karşı değildir ve bu nedenle bu huzur bizim payımızdır.

Ama eğer bu huzur sağlandı ise ve bize ait ise, o zaman neden pek çok can bu huzura sahip çıkamıyor? Yanıt basit: imansızlık! Huzur diyarına girmeyenler Tanrının kendileri için yaptıkları işe bakmak yerine kendi konumlarına bakmaktadırlar. Bu huzurun tadını çıkartabilmemizin tek yolu, ona sahip olduğumuzu bilmektir ve bunu bilebilmemizin tek yolu ise, Tanrının Sözüne güvenmektir. Ama eğer inanırsak ve aklandıysak duygularımız ve tecrübelerimiz ne olur ise olsun, huzura sahip olanlar olarak onun tadını çıkartırız. Ve bu yüzden sadece Tanrının Sözüne güvenerek bu huzurun keyfinde dinlenmemiz gerekir. Bilmemiz gereken en önemli şey bu huzurun bize ait olduğudur; çünkü canlar zaman zaman kuşku ve korkular ile sarsılırlar, çünkü Tanrının lütfunun bütünlüğüne iman etmekte tereddüt ederler. Ve bu yüzden zayıf ve çaresizdirler, ayartıcıya kolayca yem olurlar; oysa huzura sahip oldukları konusundaki Tanrı sözünden emin olarak sakince dinlendikleri, Mesih’in tamamladığı bu iş sayesinde Tanrının bu huzuru sağladığından emin oldukları takdirde, fırtınaların ortasında şarkılar söyleyebilirler, tüm zorlukların önünde korkmadan durabilirler, şeytanın en sinsi teklifleri onları rahatsız etmez; huzurun Mesih’in çarmıhından kaynaklandığını bildikleri sürece zor koşullarda hem emin hem de dengeli bir şekilde ayakta durabilirler; bu huzurun temeli üzerinde sonsuza kadar “inşa edebilir ve güvenlik içinde dinlenebilirler. Çünkü aklanmış olan kişilerin huzuru, çarmıh üzerine temellenmiş ve Mesih’in dirilişi aracılığı ile kanıtlanmış “başarılmış ve tamamlanmış” bir kurtuluşun sonucudur.

Tanrının hem adil kaldığını, hem de İsa Mesih’e iman edeni aklarken adaletini gösterdiğini hatırlatmamız, kuşku duyan bazı imanlıları daha güçlü bir güven duygusu için teşvik edebilir (Romalılar 3:26). Tanrı, Mesih’in işi ile ilgili taleplerinde adildir ya da Mesih, tamamladığı iş ile adaletin yerine getirilmesi için gerekli işi üstüne almıştır. Mesih, adaleti bizim için yerine getirmiştir ve bu nedenle Mesih’in Kendisi esenliğimizdir. (Efesliler 2:14) Her zaman mutlaka hatırlamamız gereken şey bu esenliğin sadece İsa’da ve O’nun aracılığı ile gerçekleşmesinin mümkün olduğudur. Asla unutmamamız gereken bir diğer nokta, bu esenliğin adil bir esenlik olduğudur; Tanrı bu esenliği bize adil olarak ihsan eder ve onu Rabbimiz İsa Mesih aracılığı ile bizim için emin kılar.