BÖLÜM X

ARZU EDİLEN LİMAN

“Sonsuza kadar Rabbin evinde kalacağım.” (ayet 6)

Bereketli bir konu için bereketli bir sonuç! Karanlık vadiler bir yandan öbür yana geçmeyi isteyebilirler (ayet 4); kötü ve hain düşmanlar ile yüz yüze gelmek gerekebilir (ayet 5); ama birinci sahnenin çok ötesinde ve ikincisinin asla giremeyeceği bir sahnede – her yerde uyum ve ışık ve sevginin bulunduğu bir bölge – sonsuzlar boyunca yaşayacağız. – “ Sonsuza kadar Rabbin evinde oturacağım.”

Ama bu sözlerin tamamı geleceğe uygulanmazlar: onların şimdi doğru olabilecekleri gerçek bir anlam mevcuttur. Biz yalnızca tüm sonsuzluk boyunca Rabbin evinde kalmakla yetinmeyecek ama aynı zamanda bunu tüm zamanlarda da yapabileceğiz.

I. TÜM SONSUZLUK BOYUNCA. Yeni Antlaşmanın net ışığı altında her Tanrı çocuğunun tüm sonsuzluk boyunca Rabbin evinde kalacağının kesin olduğunu söyleyebiliriz. Rab İsa, Yuhanna 14:2 ayetinde şu sözleri söylemiştir: “ Babamın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum.” Ve Rab kurtuluş işini tamamladıktan sonra şu ayette ortaya konan sözlerde gördüğümüz gibi, bizi anlatılamaz berekete sahip bir ilişki ile  Kendisine bağlar. “ Benim Babamın ve sizin Babanızın yanına çıkıyorum” (Yuhanna 20:17; Galatyalılar 3:26).  Ve sözlerine şöyle devam eder: “ Gider ve size yer hazırlar isem siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım.” (Yuhanna 14:3) Bu konu, 1. Selanikliler 4:13-18 ayetlerinde onaylanır; Elçi burada Rabbimizin ikinci gelişinde gerçekleşecek olan olayları tanımlar ve “ Rabbi havada karşılamak üzere yukarı alınacağımızı ve sonsuza kadar Rab ile birlikte olacağımızı” beyan eder. Ne kadar güçlü ve kesin bir umut! Ne kadar yüce ve görkemli bir yazgı! Umut güçlü ve kesindir çünkü gemi demiri sağlamdır; yerinden oynamaz (İbraniler 6:19). Kutsal yazılar geçerliliğini yitirmez. (Yuhanna 10:35) Ve yazgı yüce ve görkemlidir çünkü O göründüğü zaman biz Ona benzer olacağız, çünkü Onu olduğu gibi göreceğiz. (1. Yuhanna 3:2) O zaman O tatmin olacak çünkü canının semeresini görecek (Yeşeya 53:11); ve sonra BİZ tatmin olacağız çünkü Ona benzer olarak uyanacağız. (Mezmur 17:15)

“O ve ben, o parlak görkem içinde,
Tek bir derin sevinci birlikte paylaşacağız.
Benim sevincim sonsuza kadar Onun ile olacak
Ve Onunki de benim ile.”

II. SONSUZA KADAR (HER ZAMAN). Şöyle iç geçirdiğimiz olmuştur: “ Ahh, tüm bunlar gelecekte yer alan şeyler. Ve biz bunların her kelimesine inanıyoruz. Ama şimdiki durum hakkında ne denecek? Bu sözlerin bize şimdi için verdikleri bir mesaj yok mu? Elbette kesinlikle var! Bunların tecrübe edilerek bire bir yerine gelmeleri, hatta şu anda burada bu zahmetin, üzüntünün ve kalp ağrısının tam ortasında bile bu mesajı daha önceden verebilirler. “ Yeryüzünün üstünde gökler olduğu sürece” (Yasanın Tekrarı 11:21). Davut, Mezmur 23:6 ayetinde şöyle der: “ Sonsuza kadar Rabbin evinde oturacağım.” Ve sonra Mezmur 27: 4 ayetinde ise şöyle der: “ Rabden tek dileğim, tek isteğim şu: Rabbin güzelliğini seyretmek ve tapınağında Ona hayran olmak için ömrümün tüm günlerini Onun evinde geçirmek.” Ve bir kez daha Yuhanna’nın on dördüncü bölümüne işaret ettiğimiz zaman bu büyük gerçeğin iki görünümüne yanıt veren şu özelliği buluruz. 2. Ayette İsa şöyle der: “ Babamın evinde kalacak pek çok yer vardır”; ve 23. Ayette ise şunları okuruz: “ Her kim beni seviyor ise sözlerimi tutacaktır: ve Babam da onu sever. Ve Biz de ona gelir ve onunla birlikte yaşarız.” (2. Ayette olduğu gibi aynı Grekçe sözcük) Ve böylece görüyoruz ki, iman canı cennete götürür iken iman ve söz dinlemek cenneti cana getiriyor.

Mezmur 27: 4 ayetinde Davut bu arzusu ile bize iki neden veriri. Bu nedenlerden ilki, “ Rabbin güzelliğini seyredebilmesidir”. Alışkanlık olarak hayranlık duyduğumuz şeye benzediğimiz gibi bir etki yasası mevcut olduğu gibi Davut aynı zamanda yalnızca esin alarak  beyanda bulunmuş olan elçinin şu temel ifadesinin beklentisi içindedir. “ Ve biz hepimiz peçesiz yüz ile Rabbin yüceliğini görerek (yansıtarak) yücelik üstüne yücelik ile Ona benzer olmak üzere değiştiriliyoruz. Bu da Ruh olan Rab sayesinde oluyor.” (2. Korintliler 3:18)

“ Görüntüsünü tüm dirilten lütfun yenilediği can,
Yüzüne baktığı kişinin benzeyişini alır,
Pırlantalar nasıl şeffaf olmayan, donuk görüntülerinden soyulup parlayarak
Göklerin öğle vakti yüceliğini yansıtırlar.”

2.Korintliler 3:18 ayetinde yer alan “ değiştiriliyoruz” sözcüğünün Yeni Antlaşmada yalnızca üç kez kayıt edilmiş olduğuna dikkat etmemiz eğitici olacaktır. Bu sözcük önce Matta 17:2 ayetinde geçer. Bu ayet bize İsa’nın görünümünün değiştiği o yüksek dağda, Petrus, Yakup ve Yakup’un kardeşi Yuhanna’nın gözleri önünde Rabbimizin görünümü değişti. Yüzü güneş gibi parladı ve giysileri ışık gibi bembeyaz oldu. Bize “ düşüncelerinizin yenilenmesi ile değişin!” diye öğüt veren Romalılar 12 :2 ayetinde yine aynı sözü görüyoruz. Ve üçüncü kez gördüğümüz yer ise 2. Korintliler 3:18 ayetinde! Bu kutsal yazıların ilki, neye değiştirileceğimiz, ikincisi hangi ilke ile hareket ederek değiştirileceğimizi ve üçüncüsü ise bize hangi güç aracılığı ile değiştirileceğimizi açıklamaktadır.

Burada gerçek kutsallığın ilkesi – yüreğin yüceltilmiş Mesih ile meşgul olması – mevcuttur. Günahı dışarda bırakmanın şaşmaz yöntemi, Onunla paydaşlıktır. Kötülükten uzak durmanın en güvenilir ve en etkili yolu budur. Erdeme teşvik eden en kesin ve en güçlü yol budur!

Alman heykeltraş Dannecker, Mesih’in yüzünün ortaya çıkartmak için sekiz yıl bu eserinin üzerinde çalıştı. Ve sonunda ortaya, sevgi ve üzüntü duygularının birbirine müthiş bir şekilde karışmış olduğu öyle bir eser çıkardı ki, bu esere bakan kişiler ağladılar. Bunun sonucu olarak heykeltıraştan bu büyük yeteneğini Venüs heykelinde kullanması rica edildi ama Dannecker’in yanıtı şu oldu: “ Mesih’in yüzüne bu kadar uzun süre baktıktan sonra dikkatimi nasıl olup da putperest bir tanrıçaya çevirebileceğimi düşündünüz?” İşte sır buradadır ve bu sırrı öğrenen kişiler Efrayim ile birlikte şu sözleri söyleyebilecekler: “ Onu işittim ve Onu gördüm; artık ne işim var putlar ile?” (Hoşea 14:8)

Davud’un ‘ Rabbin evinde oturmayı’ neden arzu ettiğine dair verdiği ikinci açıklama şöyledir, “ Onun tapınağında Ona hayran olmak ve Onu araştırmak.” Shakespeare bize, gökte ve yerde hayal edildiğinden çok daha fazla şeyin var olduğunu söyler. Ve dizlerinin üstüne çökmüş, saf yürekli Tanrı çocuğu, ayak parmaklarının üstünde yükselmiş kartal bakışlı filozoftan çok daha ötesini görebildiği için bizim en doğru bilgeliğimiz, ortaya sorular getirmemiz ve düşünebilen her zihne kendisini her zaman ve şimdi sunan sorunlar ile yanıtı verebilecek tek Kişi olan Ona yönelmektir. Çevremize baktığımız zaman bu “ doğruyu” sık sık gördüğümüz yer darağacı platformudur ve “ yanlışı” aynı sıklıkta taht üzerinde görürüz. Mezmur yazarı gibi biz de kötülerin başarılı olduklarını (Mezmur 73: 3-9) ve doğruların acı çektiklerini (ayet 10) görürüz ve bu her zaman şaşırtıcı sorun ile sürekli yüz yüze geldiğimiz zaman şu soruyu sormak için bir dürtü ile karşılaşıyoruz: “ Tanrı biliyor mu? Nasıl bilir? Bilgisi var mı Yüceler Yücesi’nin?” (ayet 11) Ama yine de Mezmur yazarı gibi bizler de zihin karıştıran bu gizemin açıklamasını yalnızca “ Tanrının evine” giderek anlayabileceğiz. (ayetler 16-28) Ve “ Onun tapınağında Ona hayran olmak” bizim en büyük arzumuzdur. (Mezmur 27:4)

Bu konuyu incelemeden yaşamın en büyük iki sırrı – acı çekmenin sırrı ve kötülerin görünürde neden iyiler üzerinde zaferli oldukları –ile ilgili tanrısal bir açıklama elde etmek için yapacağımız en iyi şey, Tanrı sözünden, Eyüp kitabı ve İbraniler kitabının on ikinci bölümü, Mezmur 37 ve Mezmur 73 gibi kısımlara bakmak ve bunlar üzerinde derin derin ve saygı ile düşünmektir. “ Acı çekmek, düşüncesi yerini yalnızca canlı yaşanan cezalar ile azarlayan yargıda bulmaz. Ama aynı zamanda disiplin amaçlı terbiye ve eğitici bir gelişme amacına sahiptir.”

“Gördüğümüz kötülükler –
Derin ve uzun süre acı çekmenin sırları ve
İzin verilen yanlışın karanlık bilinmeyenlerinin
Hepsi de tek bir anahtara sahiptirler.
Ama bu garip ve üzücü dünya Babamızın okuludur.
Onun sevgisi tüm değişim ve koşullar üzerinde yücelik ile hüküm sürecektir.”

Bu konular hakkında yazmak kolaydır (örneğin, ‘ Rabbin güzelliğini seyretmek’ ve ‘ Onun tapınağında Ona hayran olmak’) ve aynı zamanda bu konular hakkında okumak da hala kolaydır. Ancak biz bu iki konu ile ilgili olarak keyif almayı deneyimlemek için hangi noktada duruyoruz? Bizler de bu Mezmur yazarı ile birlikte bu iki konuyu arzu ettiğimizi ve onların peşinden gittiğimizi söyleyebilir miyiz? Yalnızca arzu etmemiz yeterli olmayacaktır çünkü  “Tembel canının çektiğini elde edemez; çalışkanın istekleri ise tümü ile yerine gelir.”  (Süleyman’ın Özdeyişleri 13:4) Candan ve yürekten Rabbe bağlı kalmak, Kutsal Ruh ile ve imanla dolu olmak, düzenli irade uygulaması ve can enerjisi olmalıdır! (Elçilerin İşleri 11:23). “ Ama eğer Tanrınız Rabbi arayacaksanız bütün yüreğiniz ve bütün canınızla ararsanız Onu bulacaksınız.”  (Yasanın Tekrarı 4:29) “ Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara ve bütün yüreği ile Ona yönelenlere!” (Mezmur 119:2) En kutsal kadınlardan ve en tatlı şairlerden biri olan Frances Ridley Havergal, Tanrının yüzünü arama amacı ile odaklanmasından kaynaklanan bereketinin tecrübesinden söz eder iken şu sözleri yazar:

“Her ay tattığım esenliğinin ırmağı akarken,
Görebildiğim tek bir küçük dalga bile yok.
Ve Sana olan güvenimde en ufak bir titreme bile olmuyor.
İmanımın ateşinde titrek hiç bir ışık yok.
Böyle olabileceğini asla düşünmezdim.”

Bir dünya adamını karakterize eden iki özellik vardır, yani, evi ve işi. Ama bunun düzeni, evinden başlar ve sonra işine gider. Ve eğer ailesinde ve yuvasında mutlu bir insan ise bu mutluluğun hoş kokusunu işine de taşır. Aynı şey tam olarak bir imanlı için de geçerlidir. İmanlının “ yuvası” cennettedir, imanlının işi ise burada yeryüzünde Mesih için çalışmaktır.

Bir zamanlar, Doktor Bonar adlı bir vaizden söz edildiğini duyduk; onu kürsüde iken izleyen ve vaazını dinleyen biri üzerinde uyanan izlenim şu olurdu: Sanki Doktor Tanrının huzurundan kısa birkaç dakika için bir mesaj iletmek üzere çıkmıştır ve bu mesajı iletir iletmez hemen tekrar geldiği yere geri dönmeye niyetlidir. Ancak yine de zaman yaklaşmaktadır ve “ artık bir daha dışarı çıkamayacağımız” zaman geldiğinde anlayacağız ki, Aden bahçesi ve Cennet arasında pek çok farklılıklardan biri de budur. Kurtarılmış olanların nihai yuvası! Aden bahçesinden bir çıkış vardı ama oraya giriş yoktu; ama cennete giriş vardır ve hamdolsun ki oradan çıkış yoktur!

Sevgili dünya yolcusu kardeşim, önümüze ve yüceliğin sonsuz sınırlarına, yukarı bakalım – “ Rabbin gelişi yakındır”. Tüm yüklerimizi bir kenara bırakalım; arkamızda kalan her şeyi unutalım  – zayıflıklar ve dalgalanmalar, başarısızlıklar ve ahmaklıklar ve önümüze konan yarışı sabır ile koşalım, koşarken de yüce Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in o kutsal umudu ve görkemli görünümünü arayalım.

“Kısa bir süre, sonra çöl bitecek.
Artık baş ağrısı olmayacak ve artık yürek kederlenmeyecek.
Tahtın önünde altın lirlerimizden notalar yükselecek;
Hiç bir zaman eskimeyecek olan sonsuz övgü şarkılarımızı söyleyeceğiz.
Umut ve özlem ile istekli gözlerimizi yukarı kaldırıyoruz.
Sabah Yıldızının yükseldiğini görmeye bekliyoruz.
Onun ikinci gelişi ne kadar parlak ve görkemli olacak.
O Doğruluk Güneşini, bulutlar olmadan tüm görkemi ile göreceğiz.
Gözlerimiz Onun yüzündeki keyfi nasıl da görecek;
Karanlık gecelerde bizi neşelendiren sevgisine hamtlar olsun!
Onun iyi tanınan sesinden kulaklarımız mest olacak.
Çünkü Onun en ufak fısıltısı bile canlarımıza zevk verir.
Artık içerde leke kalmamıştır ve çevrede düşman ve tuzak yoktur.
Notaların hepsi uyumlu ses verir, bozuk akort yoktur.
Göğsün dışındaki ve içindeki her şey saftır.
Yaralayan hiç bir diken yoktur. Huzurumuzu bozacak hiç bir sıkıntı bulunmaz.
Eğer burada yeryüzünde İsa’nın bize olan sevgisi ile ilgili düşünceler,
Zavallı yüreklerimizi bu bezgin dünyanın üstüne yükseltir ise
Eğer burada bile göksel kaynakların tadı alınır ise
Ve ruh, yolcunun söylediği şarkılar ile neşelenir ise
Onun yüceliğinin güneş ışığı neyi kanıtlayacaktır?
Ah, Onun katışıksız, saf sevgisinin doluluğu?
Onun huzurunda ne kadar çok halelulja’lar yükselecek.
Yüksek ses ile sonsuza kadar övgüler söylenecek!”