BÖLÜM V

HATA YAPMAYAN REHBER

“Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.” (ayet 3)

“ Yürek acısını parlak bir yaşam izler.” Shakespeare’den yapılan bu alıntı, her ne kadar bir pişmanlık tanımı için amaçlanarak söylenmemiş olsa bile yine de hemen hemen mükemmel bir pişmanlık tanımı ifade etmektedir. Bu söz, bu bölümün konusunu sonuncu bölümün konusuna bağlar. “ Canımı tazeler” – neden? Böyle yapar, öyle ki O bana “  Kendi adı uğruna doğruluk yollarında öncülük etsin.”

Tanrıdan uzaklaşan bir imanlının, genellikle,  “ benliğe ekmenin acılarını” öğrendikten ve yenilendikten sonra  – pişmanlığı ima eder – eskiye kıyasla daha özenli ve daha çok dua eden bir kişi haline geldiği görülür. “Acı çekmeden önce yoldan sapardım ama şimdi sözüne uyuyorum.” (Mezmur 119: 67) “ İyi oldu acı çekmem, çünkü kurallarını öğreniyorum. Bana acı çektirirken bile sadıksın.” (Mezmur 119: 71,75) Petrus’u düşünün. Döktüğü acı gözyaşları, “ yüreğinde duyduğu acının” kanıtıydılar. Ve daha sonraki öyküsü, “parlak yaşamı” sergiler. Eski övüngen kişiliği alçakgönüllü ve yumuşak huylu bir kişiliğe dönüştü. Ve öz güveni ile övünmek yerine sakin, yumuşak, tatlı ve boyun eğen bir ruha sahip olduğunu sergiledi. Ayrıca Tennyson’un aşağıda beyan ettiği sözündeki gerçeğe örnek teşkil etti:

“İnsanlar, ölü benliklerinin basamak taşlarının üzerinde
Daha yüksek değerlere doğru yükselebilirler.”

O BENİ DOĞRULUK YOLLARINDA YÜRÜTÜR. Buradaki ifadenin yorumu için Yeni Antlaşmaya döndüğümüz zaman, onu Titus 2:12 ayetinde buluruz. Yeni Antlaşmadaki kutsal yazılarının tamamının birlikte bir özetini oluşturan üç ayetin en önemlisidir. On birinci ayet, müjdeleri özetler. On ikinci ayet mektupları özetler ve on üçüncü ayet Vahiy kitabını özetler. Bu ayetlerden birincisi, tam bir özgürlüğe sahip olan bir kurtuluş açıklar. İkinci ayet, tam oldukları kadar da değerli olan dersleri öğretir. Üçüncü ayet ise ölüm üzerinde zafer kazanmış bir umut sunar ve ölümsüzlüğün görümünde yücelir. On birinci ayette ortaya konduğu gibi müjdenin kabulü ve on üçüncü ayette sözü edilen bereketli umudun yerine gelmesi arasında on ikinci ayette önümüze konmuş olan “ doğruluk yollarında” yürümemiz gerekir: “ Tanrının bütün insanlara kurtuluş sağlayan lütfu tanrısızlığı ve dünyasal arzuları reddedip şimdiki çağda sağduyulu, doğru, Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürebilmemiz için bizi eğitiyor.” (Titus 2:12) Ve Onun yolları doğru ve tüm patikaları esenliğe götürdüğü için bu dersleri tam olarak öğrenen bir imanlının bir deniz kadar derin esenliğe ve yıldızlar kadar sakin bir huzura sahip olacağından kesinlikle emin olabiliriz.

Derslerin kendileri ile ilgili konulara gelince bunların iki yönlü – olumsuz ve olumlu – bir karaktere sahip olduklarını gözlemleyeceğiz. Ve aynı zamanda olumsuz derslerin bize önce gelmelerinin nedeninin “ tanrısızlığı ve dünyasal arzuları reddetmemiz” için olduğunu anlayacağız. Tanrısal düzen her zaman böyle işler: “ İyi yapmayı öğrenmemizden” önce “kötülük yapmayı bırakmamız” gerekir. (Yeşaya 1:16,17) “ İyi olana yapışmayı” öğrenmeden önce, “kötü olandan nefret etmemiz” gerekir (Romalılar 12:9). Burada lütufta büyümemiz ile ilgili bir açıklama yok mudur? “ Yeni doğmuş bebekler gibi hilesiz sütü andıran Tanrı sözünü özlemekle” iyi yaparız (1. Petrus 2:2). Ama lütufta büyümenin kaçınılmaz koşullarından biri “her kötülüğü, hileyi, ikiyüzlülüğü, kıskançlığı ve bütün iftiraları üzerimizden sıyırıp atmaktır” (1. Petrus 2:1). Tanrının gerçeği nasıl da araştırıcıdır!

Ancak lütuf okulunda ikinci bir standart mevcuttur; bu standardın içinde öğretilen dersler olumlu derslerdir. Ve biz bu dersler sayesinde “şimdiki çağda sağduyulu, doğru ve Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürebilmemiz için eğitiliriz.” Şimdi bu üç önemli sözcük  – sağduyulu, doğru ve Tanrı yoluna yaraşır – üzerinde özenli bir şekilde düşünelim. “ Sağduyulu” – bu söz içinde dünyaya işaret edilir. Düşüncelerimiz, dillerimiz ve huylarımız tam bir boyun eğme içinde tutulmalıdırlar. Ve beden artık günaha köle değildir; Tanrı isteğinin yerine getirilmesi için bir araç haline gelmiştir. “ Doğru” – bu sözcük dünyanın dışındaki davranışlara işaret eder. Cennetin gözlerinde yasal olarak ne isek dünyada bunu pratikte sergilemeliyiz. “Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam”  – bu ifade yukardaki dünyaya işaret eder. “ Mesih ile birlikte dirildiğinize göre gökteki değerlerin ardından gidin. Mesih orada, Tanrının sağında oturuyor.” (Koloseliler 3:1; Mezmur 4:3) Bu olumlu derslerin ilkinin öğrenilişi ile bağlantılı olarak şunu okuruz: “Sabırlı kişi, yiğitten üstündür. Kendini denetleyen de kentler fethedenden üstündür.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 16:32) İkincisi ile bağlantılı olan ifade şudur: “ Bu nedenle ben gerek Tanrı, gerek insanlar önünde vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum.” (Elçilerin İşleri 24:16) Öğrenci, üçüncü ayeti öğrenir iken yaşamın ve esenliğin sevinçli bilincinin derinliklerine girer: “ Ruha dayanan düşünce yaşam ve esenliktir.” (Romalılar 8:6) Bize bu doğruluk yollarında yön verecek olan rehber kitapların en güvenilir olanına sahibiz (Mezmur 119:105); aynı zamanda öğretmenimiz de bize bu dersleri öğretebilecek olan öğretmenlerin en sabırlısı (Eyüp 36:22). “ Yaptığın her işte Rabbi analım, o zaman Onun yolumuzu düze çıkaracağı kesindir.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 3:6)

II. ONUN ADI UĞRUNA. Eğer ikinci cümle bize Onun bizi nereye götürdüğünü söylüyor ise bu son cümle bize Onun bizi neden oraya götürdüğüne işaret eder. “ O beni doğruluk yollarında yürütür” – kutsallık adına bir ün kazanılabilmesi adına değil; hiç kimsenin diğer kişilere, ‘ benden uzak dur, ben senden daha kutsalım’ diyebilmesi için değil; ama  – O’nun adı uğruna!” Tanrı, adını ve yüceliğini, yeryüzündeki halkının yürüyüşü ve davranışı ile bağlamıştır ve bu konudaki ciddi zorunluluğun temeli şu sözler ile mühürlenmiş olarak durur: “ Rab kendine ait olanları bilir ve Rabbin adını anan herkes kötülükten uzak dursun!” (2.Timoteos 2:19) Tanıklığımızın yalnızca olumsuz bir tanıklık olmaması da gerekir: her tür kötülükten yalnızca uzak durmak yeterli değildir; önemli olan bir başka konu da “ başarıya götüren terbiyeyi edinip doğru, haklı ve adil olanı yapmaktır.”   (Süleyman’ın Özdeyişleri 1:3) Biri bu konuda şöyle demiştir: “ İsa’nın adı, sonsuzluğun halleluljalarını beş harf içinde özetlemektir.”

Gelecekte bir gün, her dizin O adın önünde diz çökeceği buyrulmuştur. (Filipeliler 2:9,10) Onun sevgisi tarafından zorlanan kişiler bunu biliyor ve şimdiden diz çöküyorlar ise ne mutlu onlara! Çünkü O’na daha önce boyun eğmek ile yaşamlarının deneyimini elde ediyorlar. Bu dünyanın krallıklarının Rabbimizin ve Onun Mesihi’nin olduğu zaman tüm peygamberlerin önceden bildirdikleri o sevinçli zaman gelecektir. (Vahiy 11:15)

“ Pek çok arkadaş yakındır ama O en yakın arkadaştır.
Ne istiyor isek her zaman bizimdir.
Pek çok isim iyidir, ama Onun adı en iyisidir.
Ve yaşam devam ettikçe Onun adı daha da yücelir.
İsa, İsa! Bu adı kendimize yumuşak bir ses ile
Sanki hoş bir tılsımmış gibi her zaman söyleyelim.
İsa, İsa! Acı çeken ruh,
Bu adı yüreğine koy ve bu ad seni iyileştirecektir.”