BÖLÜM VI

VADİ İÇİN SAĞLAYIŞ

“Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin. Çomağın ve değneğin güven verir bana.”
(ayet 4)

Eğer 23. Mezmur Tanrı Sözünün en değerli kısımlarından biri ise o zaman bu bölümün başlığında yer alan ayet bu mezmurun belki de en değerli kısmıdır. Tanrının kutsallarının pek çoğunun yeryüzündeki kariyerlerine ve bitiş saatlerine işaret eden güvenceye ses vermektedir. Ve tek sürü ve tek Çoban, yeşil ve taze tarlalara ve savaşacak düşmanların olmadığı, paniğe neden olan tehlikelerin bulunmadığı tepelere geçinceye kadar bu güvence devam edecektir. (Yuhanna 10:16 ve Vahiy 7:17 ayetlerini karşılaştırınız.)

Bu ayet, iki yönlü bir mesaja sahiptir. Bu ayet, yersel yaşamının sonuna yaklaşmakta olan göksel yolcu için bir esenlik mesajı verir ve onun önünde adım atılmamış bir yol olarak görünen bir yolda ona bir güç mesajı da verir. Tüm bu konulara adlandırılan düzen içinde bakalım.

I. ESENLİK MESAJI. İngiliz Edebiyatının tüm sınırları içinde bulabileceğimiz en dokunaklı ve etkileyici sözlerden biri, İngiltere’ye gidecek olan ilk imanlı görevlilerin kabul edilmesi için kralına ısrar eden yaşlı başkanın şu sözleridir: “ Ey Kral! İnsan yaşamı şuna benzer; kış mevsiminde dışarda yağmurlu bir fırtına var iken yüreği şöminenin sıcak ateşi ile aydınlanmış olan bir adam yemek masasında oturur iken, bir serçe uçarak koridordan içeri girer. Serçe odanın bir kapısından içeri girer, içerdeki şöminenin ateşinin ışığında ve sıcağında biraz durup bekler ve oyalanır; sonra diğer kapıdan uçup gider ve geldiği kış karanlığının içinde kaybolur. Bir insan yaşamı da gözümüzde aynen böyledir; bu yaşamdan önce ne olduğunu ve bu yaşamdan sonra ne olacağını bilmeyiz. Eğer bu yeni öğretiş bize ne olacağını kesin olarak bildiriyor ise o zaman onu izleyelim.”

Tanrısal açıklamanın geçmişin ve geleceğin üzerine döktüğü ışık dışında insan kendisi için şaşırtıcı bir bilmecedir. İnsan nereden geldiğini bilmez ve aynı şekilde nereye gideceğini de bilmez. Ve işte böyle olduğu için en ünlü şairlerimizin içgüdüsel bir “ ölümden sonraki bir şeyden çok korkmak” olarak adlandırdıkları bir durum her zaman var olmuştur. İbraniler 2:15 ayetinde “ ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca köle olanların hepsi” ifadesini okuruz ve Shakespeare “ yaşamından yirmi yılını mahrum eden ölümden korkmak ile geçen yıllarının çoğunun yolunu kesmiş olur.” Ama yine de şimdi olduğumuz gibi tam kuşatan müjdenin meridyen ışınları altında ve şimdi yaptığımız gibi net ışığa ve ölümü yenmiş Olan’ın kesin sözüne sahip olarak ve müjde aracılığı ile yaşamı ve ölümsüzlüğü ışığa getiren Rab İsa sayesinde imanlı için belirsizlik ya da panik ihtiyacına gerek kalmamıştır. (İbraniler 2:14; 2. Timoteos 1:10 ve 1. Korintliler 15:55 ayetlerini karşılaştırınız.) Müjde, yaşamın acılığını ve ölümün dikenini alır; şimdi ölüm artık gerçekten de “bize ait” olduğu söylenen pek çok değerler arasında listelenmiştir. (1. Korintliler 3:21-23)

Bu dünyaya ait olan fidye ile kurtarılmış ruhun geçişi ile ilgilenen Yeni Antlaşmanın dört bölümünde bilgi ve teselli zenginliği mevcuttur. Bu konulara yalnızca değineceğiz. Luka 23:39-43 ayetleri bu dört bölümün ilkidir ve Rabbimizin “ düşündüğümüz ya da hayal ettiğimizden çok daha fazlasını” nasıl yaptığını resmeder. Pişman olan haydut çarmıhta şöyle dua etmişti: “ Rab, Krallığına girdiğin zaman beni hatırla.” Onun bu duasına birebir ve hemen gelen yanıtın, aslında, Kurtarıcının hemen gerçekleşecek olan ayrılışından sonra geçecek olan iki bin yıllık bir süreyi kast etmiş olması gerekiyor idi. Ama buna rağmen Kurtarıcının yanıtı şöyle oldu: “ sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün Benimle birlikte cennette olacaksın. İkinci bölüm Elçilerin İşleri 7:59-60 ayetlerinde yer alır. Burada, erkek ve kadınlardan oluşan o ilk soylu orduya sahip olduğumuzu görürüz; onlar “ gördükleri zulüm kendilerini ünlü yapana kadar ve bu ün onları cennete, yukarı alana kadar tanınmadan yaşadılar.” Tennyson her ne kadar ünlü methiyesinde bu konuya işaret ediyor olmasına rağmen Stefan lanetlendi ve alay edildi ve taşlanarak öldürüldü; ölmeden önce katilleri için dua etti ve bunu yaptıktan sonra zavallı bitkin ve acı çeken bedeni huzura geçti – “uykuya daldı”. Üçüncü bölüm 2. Korintliler 5:1-8 ayetlerinde yer alır. Burada konumuz ile ilgili olarak mevcut olan karşıtlık “ bu tapınağın yersel evi” ve “ insan eli ile yapılmamış olan sonsuza dek kalıcı olan bir ev” arasındadır. (ayet 1) Biri hasta bir imanlıya şöyle dedi: “ Seninki zayıf bir tapınak.” Hasta imanlının yanıtı şöyle oldu: “ Evet, ama buradan harika bir manzaram var.”  “ Şunu biliyoruz ki, bu bedende yaşadıkça Rab’den uzaktayız. Göz ile görülene değil, imana dayanarak yaşarız. Cesaretimiz vardır diyorum ve bedenden uzakta Rabbin yanında olmayı yeğleriz. (ayet 8) Dördüncü bölüm, Filipeliler 1:21-24 ayetlerindedir. Elçi bir bilmece ile karşı karşıyadır. Bir yandan bedenden ayrılmayı ve Mesih ile birlikte olmayı arzu eder ve bunun çok daha iyi olduğunu söyler (ayet 23). Öte yandan ise kendisine verilmiş olan bu tanrısal armağanlara Mesih’teki kardeşleri tarafından çok büyük ihtiyaç duyulduğunu fark etmiştir. Bencil olmayan sevgi, galip gelir. Pavlus en üstün sevinç olarak adlandırdığı Rab ile birlikte olma düşüncesinden kardeşlerinin arasında kalarak onlara yardımcı olmanın onlar için daha yararlı olacağını söyleyerek vazgeçmeye isteklidir. (ayet 25)

Eğer bu dört bölümü özenle inceleyecek olur isek tüm ölüm korkusu tayfunun önünde sürüklenip uzaklaşan diken pamuğu gibi yüreğimizden çıkıp sürüklenecek ve kaybolacaktır. Güneş doğmadan önce sisler nasıl kayboluyor ise ölüm korkusu da aynı şekilde kaybolup yok olacaktır.

“ Ölüm yoktur! Ölüm gibi görünse de yalnızca bir geçişten ibarettir.
Bu ölümlü soluğun yaşamı, cennete ait yaşamın bir dış mahallesidir.
Cennetin giriş kapısına biz ölüm diyoruz.”

Eğer biz, bu gerçeğe ilk ve son kez olarak sahip çıkar isek o zaman yaşam ve ölüm ile ilgili  ciddiyetlere bakmayarak, “ Bana yaşamayı öğret, çünkü ölmek yaşamaktan kolay!” diye dua etmek zorunda kalırız.

II. GÜÇ MESAJI. Ama eğer 23. Mezmurun 4. Ayeti, hedefi genellikle koşmak olan imanlıya teselli verir ve başlangıç noktasında olan için daha da fazlasını yapar. Burada sözü edilen konunun “ ölümün gölgesi” olduğunu gözlemlemeliyiz. Ve Yeşaya 9:2 ayeti ile Luka 1:76-79 ayetlerini karşılaştırdığımız zaman bu dünya ifadesinin önemli olduğu görülecektir. Giriş bölümünde görmüş olduğumuz gibi, Mezmur 22, “ Golgota tepesidir” (bakınız ayet 1), ve Mezmur 24, “ Rabbin tepesidir” (bakınız ayet 3); ve “ ölüm gölgesinin vadisi”, Tanrının yolculuk yapmakta olan çocuklarının bazen geçmek zorunda kaldıkları daha karanlık ve daha ağır denenmeleri temsil eder. Bir tepede kendileri için tamamlanmış olan işi iman aracılığı ile kavradıktan sonra sonunda diğer tepeye yükselirler. Ve “ vadi”, tepeleri nasıl varsayıyor ise aynı şekilde “ gölge” de ışığı ima eder – bu iki tepeden kaynaklanan ışık – lütuf ışığı ve yüceliğin ışığı!

Şimdi gelin vadi boyunca yolculuk eder iken bizim için hazırlanmış olan tam ve bol sağlayışı gözden geçirelim. “ Sen benimlesin, çomağın ve değneğin güven verir bana.” Doğudaki ülkelerde çobanlar yanlarında iki araç taşırlar; yani, değnek ya da asa ve çomak! Çoban değnek aracılığı ile koyunlarına tehlikeli geçitlerde rehberlik eder. Değneği ya da asayı birer birer koyunların boyunlarının altına yerleştirir ve adımlarına yardım etmek için onları sımsıkı tutar. Çomağı ise koyunlarını, vahşi hayvanların saldırılarına karşı savunmak için kullanır. Böylelikle sağlayış, üç yönlü olur:

  1. Eşlik Etmek. “ Benimlesin.” Davut buraya kadar Çoban’dan konuşmuştur. Ama ölüm vadisinin gölgesi yaklaştığı zaman Davut Tanrı ile konuşmaya başlar. Davut, “ O” demez, “ Sen benimlesin” der bu kez. Davut’un burada kullandığı güvence sözcüğü bizim için Rabbimiz tarafından bir vaat sözüne dönüştürülmüştür. Rab İsa, Matta 28:20 ayetinde:” Her zaman sizinle beraberim” der.  Ve yine başka bir ayette şu sözleri okuruz:” Seni asla terk etmem, asla yüz üstü bırakmam.” (İbraniler 13:5) Karanlık vadi ya da parlak güneş ışığı, yeşil otlak ya da kurak ülke, gel! – “Her zaman seninleyim.” Bu ifade, bizim imanımızın gücünden ya da güçsüzlüğünden bağımsız olarak bir gerçektir. Ne hissettiğimize de bağımlı değildir, tamamen bağımsızdır. Duygularımız rüzgarların değişmesi gibi çok sık değişebilirler. Vaadin bereketi ile ilgili tecrübemiz gel gitler gibi sık sık yükselebilir ya da düşebilir ama vaat ve Vaat Eden kalıcıdır!

Bir zamanlar bir adam bir vaize geldi ve ona şöyle dedi: “ Dün toplantıda sevinç ile dolu idim ve şimdi ise bu sevinç gitti, yok artık! Gitti, hepsi gitti ve ben ne yapacağımı bilmiyorum. Her şey gece kadar karanlık.”

Gelen yanıt şöyle oldu: “ Çok sevindim.”

Adam, vaize şaşkınlık içinde baktı ve “ Ne demek istiyorsunuz?” dedi.

“ Dün Tanrı sana sevinç verdi ve bu gün senin Mesih’te dinlenmek yerine duygularında dinlendiğini görüyor. Evet, belki sevincini kaybettin, ama Mesih’e hala sahipsin. Şimdiye  kadar hiç bir tren tünelinden geçtin mi?

“ Evet, çok geçtim.”

“ Tünel karanlık olduğu için melankolik oldun mu ya da paniğe kapıldın mı?”

“ Tabii ki, hayır!”

“ Ve bir süre sonra tünel bittiği zaman tekrar ışığa çıktın mı?”

“ Adam, Mesih’in hizmetkarının sözünü keserek, ‘ Şimdi çıktım, anlıyorum. Her şey yolunda – duygular olsa da olmasa da!

  1. Rehberlik – “Senin çomağın”. Doktor Duff bir defasında Himalayalar’da yolculuk ediyor idi; Yerel bir çoban gördü, sürüsü çobanın arkasında yürüyor idi. Çoban sık sık arkasına bakıyor idi ve eğer koyunlardan birinin bir uçurum ya da sarp bir kayalığın kenarına doğru gittiğini görürse elindeki çomağı koyunun arka ayağına yavaşça dokundurarak hayvanı tehlikeli alandan geri çekiyordu. Ve Rab de aynı şekilde “ kutsallarının adımlarını koruyacaktır” (1. Samuel 2:9) “ rab insana sağlam adım attırır, insanın yolundan hoşnut olursa. Düşse bile yıkılmaz insan, çünkü elinden tutan Rab’dir.” (bakınız Mezmur 37: 23,24)
  2. Savunma  – “ Senin değneğin” (bakınız Yuhanna 10:11-14). Tanrısal refakat; Göksel Rehberlik; Her Şeye gücü Yeten savunma!

Sonuç olarak, vadinin içinde değil, vadinin arasında yürüdüğümüz konusunda özenli bir farkındalığa sahip olmamız gerekir. Çünkü bu iki edat (‘içinde’ ve ‘ arasında’) arasındaki fark çok büyüktür. Bir kişi çok uzun bir zaman için, diyelim ki, Batı Caddesi’nde dolaşabilir, ama yine de bu caddenin arasından yürümesi onun için fazla uzun sürmez. İmanlı yaşamında ve savaşında karşımıza çıkan denemeler için de durum aynı değil midir? Marahlarımızı (acılarımızı- susuzluk), Elimlerimiz (çölde düşe benzer vaha) izler! “ Acının çiğleri Onun sevgisi tarafından olumlu oy ile cilalanmıştır. Bizim zaman ağımız merhamet ve yargı ile örülmüştür. “ Denemeden geçtiğimiz zamanlar için bize verilen vaat şudur: “ Suların içinden geçerken seninle olacağım. Korkma, sen benimsin. Irmakların içinden geçerken su boyunu aşmayacak. Ateşin içinde yürür iken yanmayacaksın. Alevler seni yakmayacak. Seni adınla çağırdım ve kurtardım. Korkma, çünkü sen benimsin.” (Yeşaya 43:2) Deneme devam ettiği takdirde vaat şudur: “ Aranızda Rab’den korkan, kulunun sözünü dinleyen kim var? Karanlıkta yürüyen ve ışığı olmayan Rabbin adına güvensin. Tanrısı’na dayansın.” (Yeşaya 50:10)

Ve son olarak, bizim böyle bir deneyimden geçmemize izin verilmesinin nedeninin bu denemenin ötesinde yatan ışığın ve bolluğun zengin tarlalarına yönlendirilebilmemiz için olduğunu hatırlamamız gerekir. “ İnsanları başımıza çıkardın. Ateşten ve sudan geçtik.  Ama sonra bizi ‘ bolluğa (zengin bir yere) kavuşturdun!’”