BÖLÜM VII

ÜÇ YÖNLÜ SIR

“Hiç bir eksiğim yoktur (ayet 1); Sen benimlesin.” (ayet 4);
Sonsuza kadar Rabbin evinde oturacağım.” (ayet 6)

Ünlü Beecher, 23. Mezmurun “ dünyanın tüm felsefesinden daha fazla acıyı çektiğini söylemiştir ve adanmış Maclaren denemede olan birinin, “ateşli alnının üzerine bir avuç dolusu kar konulan birine” benzediğini ifade etmiştir. Belki de burada bu bereketli sonuçları üretmek için her şeyden daha çok yardımcı olan şey, onun üç büyük sırrının keşfi olmuştur. Esenlik dolu bir yaşamın sırrının kilidi açılır – Rab tarafından sağlayış ile! 8 ayet 1); zaferli bir ölümün sırrını açıklar – Rabbin refakatinde! (ayet 4); ve mutlu bir sonsuzluğun sırrını açıklar – sonsuza kadar Rab ile birlikte (ayet 6).

Böyle davranmak için sahip olduğumuz inanç imanımızı canlandıracak, umudumuzu güçlendirecek ve Mesih’e olan sevgimizi derinleştirecektir. Şimdi bu konuları kısaca gözden geçirmeye başlayalım.

I. ESENLİK DOLU BİR YAŞAMIN SIRRI: “ Hiç bir eksiğim yoktur” – Rab tarafından sağlayış (ayet 1). Mezmur 22, Rabbimizi, kurtarmak için Ölen olarak temsil eder ve Mezmur 23 ise Onu sağlamak için Yaşayan olarak bildirir.

Bu iki düşünce, bir Yeni Antlaşma ayetinde bir araya getirilmiştir – Romalılar 8:32! “ Tanrı biricik oğlunu bizden esirgemedi ve Onu bizim uğrumuza feda etti.” – bu, Mezmur 22’dir; “ Bize Onunla birlikte her şeyi karşılıksız olarak bağışlayacağı çok daha kesin değil midir?” – bu da Mezmur 23’dür!

Günlük ihtiyaçlar için tanrısal sağlayış konusunu ayrıntılı olarak yazan bölüm, Matta 6’dır! Bu bölümde üzerinde durulan konu, daha büyük olanın daha küçük olanı daima içinde barındırdığıdır. Bu nedenle, mücevheri satın almış Olan paketin içinde bulunan diğer talepleri de unutmayacaktır. Sınırsız bir bedel karşılığında canın ihtiyaçlarını karşılayan Kişi, bedenin ihtiyaçlarını karşılama konusunda başarısızlığa uğramayacaktır. Ama yine de bu bağlamda bizi sürekli kuşatan iki tehlike vardır ve bizim onlara karşı tetikte olmamız gerekmektedir.

Tehliklerden ilki, gereğinden fazlasını arzu etmektir (Matta 6:19). Ve sözü edilen bu tehlikenin çok gerçek bir tehlike olduğu, ayetin bizi bu tehlikeye karşı uyarırken kullandığı dil ile belirgin hale gelmiştir. “ Zengin olmak isteyenler ayartılıp tuzağa düşerler, insanı çöküşe ve yıkıma götüren birçok saçma ve zararlı arzulara kapılırlar. Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Kimileri zengin olma hevesi ile imandan saptılar ve kendi kendilerine çok acı çektirdiler.” (1. Timoteos 6:9,10) Varlık biriktirmek için duyulan arzu bir imanlının yüreğindeki en üstün tutku haline geldiği zaman normalde tanrısal yaşamın sahiplerini karakterize eden o göksel esinlere sahip olmayı durdururlar. Çünkü hazinen nerede ise yüreğin de oradadır. (Matta 6:21) Mamondan söz eden Milton şöyle der:

“ Gökten aşağı düşen en eğilmeyen ruh mamon’dur.
Çünkü onun bakışları ve düşünceleri cennette bile
Her zaman aşağı doğru idi; cennetin altından kaldırımlarının
Zenginliğine daha fazla hayranlık duyarak altın üstünde adım atmak istedi.”

Bu tehlikeden sakınmak için bize verilen öğüt, elimizde sahip olduklarımız ile yetinmemizdir. (bakınız 1. Timoteos 6:6-8; İbraniler 13:5) Ve belirsiz ve kalıcı olmayan zenginliklere güvenmek yerine diri Tanrı’ya güvenmemiz söylenir. Çünkü o, bize keyif almamız için her şeyi bol bol vermektedir. (1. Timoteos 6:17)

İkinci tehlike, yeteri kadarına sahip olamamaktan duyulan korku ve kaygıdır (Matta 6:25). Bir defasında yoksul bir kadından söz edildiğini işittik, o günlük çalışıyor ve zor geçiniyordu; ama buna rağmen sevinçli ve zaferli bir Hristiyan idi. Bir gün, onun sürekli neşesini neredeyse onaylamayan ama yine de ona imrenen, hüzünlü bir imanlı kadın ona şöyle dedi: “ Ah, Nancy, mutlu olmak için şimdi her şey yeterince iyi ama sanırım gelecek ile ilgili düşüncelerin seni ayıltacaktır. Örneğin şu söylediklerimin gerçek olduğunu farz et; bir hastalığa yakalanacaksın ve çalışamayacaksın ya da şu andaki iş verenlerin buradan uzağa taşınacaklar ve hiç kimse sana iş vermeyecek ya da düşün ki – ,” Nancy bağırdı: “ Dur! Ben asla varsaymam. Rab benim çobanımdır ve ben biliyorum ki hiç bir eksiğim yoktur” dedi ve hüzünlü arkadaşına konuşmaya devam etti: “ Seni böylesine sefil duruma getiren şeyler işte tüm bu var saydıkların! En iyisi sen tüm bu var sayımlarından vazgeç ve Rabbe güven.”  Rab, bizden gökte uçan küçük kuşlara ve tarladaki çiçeklere bakmamızı istiyor (Matta 6:25-34). Bu yüce sözlerin bize söylendikleri amaca boyun eğelim ve teselli bulalım; ayrıca bizim tek gayretimiz öncelikle Tanrının Krallığının (Kutsal Ruh’ta doğruluk, esenlik ve sevinç) ve O’ndaki doğruluğun ardından gitmek olsun; çünkü biliyoruz ki o zaman bize  “tüm bunlar” da verilecektir (ayet 33).

Ancak para aracılığı ile karşılanamayacak bazı temel ihtiyaçlar vardır. Yüreğin ihtiyaçları, zihnin ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlar karşılandığı zaman Hristiyanlık kıyas kabul etmez bir görkem ile ve taklit edilemez bir gerçeklik ile ortaya çıkacaktır. Onun insan ihtiyacına ve sıkıntısına olan uyarlanabilirliği, hem prensler hem köylüler, hem bilge hem de yabani kişiler ve hem kibirli hem de alçakgönüllü kişiler tarafından denenmiş ve kanıtlanmıştır. Geçen yüz yılın harika bir yazarı bir kez her imanlının üç şeye sahip olma ayrıcalığını taşıdığını beyan etmiş idi: her imanlı Tanrının tükenmeyen kaynaklarından çekebilir,
Rab İsa Mesih’in ahlak yüceliklerine bakabilir ve kutsal yazıların diri derinliklerinden beslenebilir. Bu sözlerin başka bir deyiş ile anlamı şudur: “ Tanrım da her ihtiyacınızı – ruhsal, zihinsel ve fiziksel – kendi zenginliği ile Mesih İsa’da görkemli bir biçimde karşılayacaktır.” (Filipeliler 4:19) vaat vardır; ama bizim bu vaadi beyan etmeyi unutmamamız gerekir; çünkü beyan edilmeyen bir vaat aynı bozdurulmamış bir çek gibidir- yani pratikte hiç bir değeri yoktur.

II. ZAFERLİ BİR ÖLÜMÜN SIRRI: “ Sen benimlesin” – Rabbin refakati (ayet 4). Bu konuda söylenecek şey azdır çünkü zaten daha önce Yeni Antlaşmanın bu konuda ne dediğini gördük. Ama yine de her şeye rağmen size şu iki ayeti hatırlatalım: “ İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim!”  (Matta 28:20) Ve, “ bedenden uzakta, Rabbin yanında olmayı yeğleriz” (2. Korintliler 5:8). Ölüm, bir Hristiyan için “ dehşet kralı” değildir, ama yalnızca onu kralların Kralının huzuruna davet eden bir elçidir. Ölüm, canı, yasanın bir görevlisi olarak sonsuz mahkumiyet evine çekmek için gelmez. Nasıl mı gelir? Kafesin kapısının kilidini açan yumuşak bir el olarak gelir ve kefaret ile satın alınmış ruhu özgür kılarak göklerin arasındaki yuvasına uçması için serbest bırakır. Coleridge şu sözleri ile gerçeği söylemiştir:

“ İmanlının yattığı bir ölüm yatağı var mıdır?
Evet, ama bu yatak imanlının değil, orada ölen ölümün kendisi içindir.”

III.MUTLU BİR SONSUZLUĞUN SIRRI: “ Sonsuza kadar Rabbin evinde” – sonsuza kadar Rab ile birlikte 8 ayet 6). Bir sonraki bölümde bu konu üzerinde duracağız. Bu arada bu mutlu umut yerine geldiği zaman bizim mükemmel bilgi zamanına ulaşmış olacağımızı düşünelim. “ Şimdi bilgim sınırlıdır. Ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim.” (1.Korintliler 13:12; Yuhanna 13:7) Yaşamın bir birine karışmış bilgi ağları o zaman çözülecek ve acı çekmenin ve yanlışa izin verilmenin karanlıkta kalan sırları o zaman tam olarak açıklanacak. O zaman biz de mükemmel görüm yerine ulaşmış olacağız. “ Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz.” Çocukları yuvada, O’nun yüzünü görecekler. “ Onu olduğu gibi göreceğiz.” 8 1. Korintliler 13:12; Vahiy 22:4; 1. Yuhanna  3:2) Ve son olarak mükemmel doyum saatine ulaşmış olacağız. “ Ama ben doğruluğun sayesinde yüzünü göreceğim senin. Benzerliğinle uyanacağım.”  (Mezmur 17:15)

“ Kısa bir süre ve sonra yalnızca Onun sesini
Duymakla kalmayacağız ama aynı zamanda
Onun huzuruna girecek ve tarif edilemez bir sevinç ile yüzünü göreceğiz.”