BÖLÜM IX

İYİLİK VE MERHAMET

“İyiliğin ve sevgin, yaşamımın tüm günleri boyunca beni kesinlikle izleyecekler.” (ayet 6)

Bu sözlerin ne ifade ettiklerine bakmadan önce, bu konudaki incelememizi yapar iken önümüzde neyin bulunduğunu özetlememiz yararlı olabilir – “Mezmurların İncisi”. Bu özet, belki de en iyi şekilde, onun yedi yönlü konumu olarak adlandırılan noktalar gözlemlenerek yapılabilir. Mezmur 23 bize bir birinin ardı sıra gelen yedi ayrı konum sunmaktadır:

  1. altımızda – yeşil otlaklar;
  2. yanımızda – sakin sular;
  3. bizimle – Rab;
  4. önümüzde – hazırlanmış bir sofra;
  5. çevremizde – düşmanlar;
  6. arkamızda – iyilik, sevgi ve merhamet;
  7. üstümüzde – Rabbin Evi. 

Böylelikle, eğer geriye dönük bakışımız minnet ve şükran gerektiriyor ise ileriye dönük bakışımızda sevinç ve güvence yer aldığı kesin olmalıdır!

“Geçmişte kalan her şey için Onu övüyoruz,
Ve gelecek olan her şey için Ona güveniyoruz.”

Bu bölümde, bu konumların altı tanesini gözden geçireceğiz ve bir sonraki ve sonuncu bölümde de yedinci konum hakkına açıklayacağız.

“ Hayatımın tüm günleri boyunca Onun sevgisinin ve iyiliğinin beni izleyeceği kesindir.” Metnimizde bulunan iki büyük sözün tanımladığı kadar kesin bir tanımda bulunan başka hiç bir iki söz yoktur; olması neredeyse imkansızdır. Tanrımız Yeni Antlaşma imanlıları için iki yönlü bir sağlayışta bulunmuştur. “ İyilik” – bu, ihtiyacımızı karşılamak içindir ve Mesih’in baş kahinliğinin sağladığı değerler ile ilgilidir. (bakınız İbraniler 4:14-16) “Sevgi (Merhamet)” – hata yaptığımız zamanlar içindir ve Mesih’in avukatlığı aracılığı ile bizim için garanti edilenin ne olduğunu çok iyi tanımlar (1. Yuhanna 2:1).

I. İYİLİK. İbraniler 9:24-28 ayetlerinde Mesih’in sözü edilen üç “görünümü” yer alır. Mesih, bir Kurban olarak görünmüştür (ayet 26); O şimdi bir Kahin olarak görünür (ayet 24); O bir Kurtarıcı olarak görünecektir (ayet 28); Bu nedenle, şu anda yani hali hazırda bizim için Tanrının huzurunda (önünde) görünüyor (ayet 24) ve bizim için sonsuza kadar orada aracılık ettiğini (7:25) anladığımız için “ Tanrının lütuf tahtına cesaret ile yaklaşalım; öyle ki, yardım gereksindiğimizde merhamet görelim ve lütuf bulalım.” (İbraniler 4:14-16)

Aynı bizler gibi Davut da savaşta zayıf düşmenin ne demek olduğunu biliyor idi: “ Eğer yaşayanlar diyarında Rabbin iyiliğini göreceğime inanmamış olsa idim bayılırdım” der. (Mezmur 27:13) Ve onun bu bağlamdaki öğüdü, İbranilere mektup yazan elçinin öğüdüne çok benzer. Mezmur 27:13 ayetinde “Rabbi bekle, umudunu Ona bağla ve O senin yüreğini güçlendirecektir” der. İbraniler 4:16 ayetinde ise yukarda da yazılmış olduğu gibi, “ lütuf tahtına cesaret ile yaklaş, öyle ki, yardıma ihtiyacın olduğu zaman merhamet gör ve lütuf bul.” (Mezmur 27:14 ve İbraniler 4.16 ayetlerini karşılaştırın.) 

Mesih’in baş kahinliği aracılığı ile bizim için garanti edilen değer, bunun ön gölgesi olan Levi oymağının yönetiminde yer alan öğretiş kanalı ile öğrenilebilir. Hatırlanacağı gibi İsrail oğullarının adları iki mermer taş üzerine kazınırdı. Ve bu iki taş, ayinlerde giyilen efodun üzerine yerleştirilir idi ve baş kahin Harun böylece Rabbin huzurunda bu adları omuzlarının üzerinde taşırdı. (bakınız Mısır’dan Çıkış 28:9-14) Mısır’dan Çıkış 28:15-29 ayetlerinden öğrendiğimize göre bu adlar aynı zamanda göğüslüğün üzerinde de görünüyorlar idi. “ Harun kutsal yere girer iken İsrail oğullarının adlarının yazılı olduğu karar göğüslüğünü yüreğinin üzerinde taşıyacak. Öyle ki, ben Rab, halkımı sürekli sevgi ile anımsayayım.” (ayet 29) Şimdi hemen belirtelim ki, “yürek” sevginin yeri olarak bilinir ve “omuzlar” gücün yeridirler! Ve buradaki güzel düşünce şudur: baş kahinin gücü ve sevgisi, kudreti ve şefkati, Tanrının huzurunda (önünde) temsil ettiği kişilerin uğruna hizmet vermeye devam eder. Ve biz Baş Kahinimiz olan Kişi’yi düşündüğümüz zaman şükran ile şunları hatırlarız:

“Kefaret işi tamamlanmıştır,
Paha biçilemez değerdeki kan dökülmüştür,
Ve İsa şimdi kendi halkı için aracılık etmektedir.
O göklerde yaşar – onların Baş Kahini –
Ve onların adlarını Göğsünün üzerinde taşır.”

Bu gerçek sayesinde aynı zamanda şu harika şeyi de hatırlarız: O bizim en büyük, en derin ihtiyaçlarımızı karşılayabilir. O bizim hissettiklerimizi anlayabilir ve sempati duyar; O imdadımıza yetişerek sıkıntıdan kurtarabilir; O bizi destek olabilir ve hem Tanrı hem de İnsan olduğu için bize sempati duyabilir; O, “ her alanda bizim gibi denenmiş ama günah işlememiştir” ve bu nedenle “ zayıflıklarımızda bize yakınlık duyabilir” (İbraniler 4:15). O, yardıma gelir ve bizi sıkıntıdan kurtarır – çünkü hem Tanrı hem de İnsan olduğu için yerde ve gökte tüm güç ve yetki Ona verilmiştir (Matta 28:18). O, destek olabilir, koruyabilir ve sağlayabilir çünkü bize aracılık etmek için sonsuza kadar yaşamaktadır ve Kendisi aracılığı ile Tanrıya yaklaşan herkesi kurtarabilir (İbraniler 7:25). Ve acı çeken sen, keder ve derin yas saatinde Rabbin iyiliğinin seni izlediğini hatırla  – sana bir Baş Kahin sağlandı; Onun yüceltilmiş insan doğasının mükemmel sempatisi aracılığı ile O, başka hiç kimsenin yapamayacağı şekilde senin yaşamındaki seni en çok zorlayan ihtiyaçlarını yorumlayabilir ve karşılayabilir.

II. MERHAMET. Ama varsayalım ki biz, bizim için yapılmış olan baş kahinliğe özgü sağlayışın yararlarından istifade etmedik – o zaman ne olur? Bizi sonsuza kadar Kendisinden mi atar? Bizim hak edeceğimiz hiç kuşkusuz budur ama O bunu yapmaz. İmanlılara yazan Yuhanna şöyle der: “ Ama içimizden biri günah işler ise adil olan İsa Mesih bizi Babanın önünde savunur.” (1. Yuhanna 2:1) Ve bu avukatlığın temeli hakkındaki bilgi bir sonraki ayette verilir – “ O, günahlarımızı bağışlatan Kurbandır (gazabı Yatıştıran’dır). (ayet 2)

Kuşkucu kişi, şöyle der: “ Ah, tam da size söylediğim gibi – Hristiyanlık yalnızca ‘ bir kaçış aracıdır’. Ama öyle midir? Bunu bu şekilde algılayan bir insan için kesinlikle şunu söyleyebiliriz: Bu kişi hem Tanrının lütfunu hem de kutsallığını asla anlamamıştır. Mesih bir insana geldiği zaman her iki eli de bereket ile dolu olarak gelir; bir elinde kurtuluşu, bağışlamayı ve sonsuz yaşamı tutar; diğer elinde ise yaşam kutsallığını ve karakter doğruluğunu tutar. Ve kurtuluş, bağışlama ve sonsuz yaşamı kabul ettiğini ağzı ile ikrar eden kişi, yine de yaşam kutsallığı ve karakter doğruluğunu mutlak bir şekilde önemsemiyor ve aldırmıyor ise kendisini kandırdığı kesindir. Birkaç ikiyüzlü dindarın yargılaması için Efendi’ye getirdikleri günah işlemiş zavallı bir kadına O şu lütufkar sözünü söyledi: “ Ben de seni yargılamıyorum. Git ve bir daha günah işleme!” (Yuhanna 8:11) Bu ifadenin ilk yarısında ortaya konan egemen lütuf, ikinci ifadede buyruk şeklinde talep edilen yaşamın kutsallığı aracılığı ile eşitlenir. Yasa, bu iki ifadenin sırasını değiştirecek ve ahlak kurallarına karşı gelme ise onları ayıracaktır. Ama onlar ne sıra değişikliğini ne de ayrılığı itiraf etmezler ve müjdenin sağlayışlarını ve müjdenin taleplerini kendi görüşleri açısından resmetmek isterler.

Ama Mesih’in avukatlığı ile bağlantılı olarak biz şimdi özellikle “ eğer” sözcüğüne işaret edelim – “ Eğer içimizden biri günah işler ise Babanın önünde bizi savunan bir Avukatımız vardır.” İşte bu sözcük, incelediğimiz konunun anlaşılması için bir anahtar teşkil eder. Bir insanı imanlı yapan lütuf, onu hala bir insan olarak bırakır. O kişi, kusursuz değildir. Çünkü hala aldatıcı bir yüreğe sahiptir ve mücadele etmesi gereken ayartıcı bir şeytan mevcuttur. Bu yüzden “ eğer içimizde biri günah işler ise” – burada günah işleme olasılığı kabul edilir ama gerekliliği inkar edilir. Ama yine de her şeye rağmen bir imanlı günah işlediği zaman, kendisi ile yasa değil Babası ilgilenir. Yani başka bir deyiş ile bir mahkum ile değil bir evlat ile ilgilenilir. Küçük oğlumuz bizim sözümüzü dinlemediği zaman, kendisi ile polisler ilgilensin diye onu bir polis karakoluna göndermeyiz, değil mi? Onunla sahip olduğumuz ilişki çocuğumuzla kendimizin ilgilenmesi için bizi hak sahibi yapar ve üzerimize sorumluluk koyar. Ve bu nedenle, eğer bir imanlı günah işler ise (örneğin günah uygular ise) onun göksel Babası onu yargılayacaktır. (bakınız 1. Petrus 1:17); dünya ile birlikte mahkum olmaması için Rab tarafından terbiye edilecektir. (1. Korintliler 15:32) Tanrı için günaha hafifi davranmak imkansızdır ve Onun buna yol açan halkı için uygulayacağı disiplinli terbiyesi, sonunda çocuklarının her birinin bu terbiyeyi hafife almamasını mümkün kılacaktır. Ama eğer uyanık olmadığımız bir anda tuzağa düşürülür isek o zaman şu sözü hatırlayın: “Ama eğer içinizden biri günah işler ise adil olan İsa Mesih bizi Babanın önünde savunur.” Şeytan haliyle her zaman “ suçlayacaktır” (Vahiy 12:10). Ama “ mahkum edemez” (Romalılar 8:33,34); Kutsal Rabbimizin uğrumuza Kurban olması ‘Oğlu İsa’nın kanı bizi her günahtan arındırana kadar’ etkinliğini koruyacaktır (1. Yuhanna 1:7). Tüm yürek ile yapılan itiraf – öz yargıyı ve kesilen paydaşlığın iğrençliği ve terk edilmişliğini kucaklayan – Mesih’in Avukatlığının garanti ettiği (1. Yuhanna 1:9) o tanrısal atama yöntemi bizi tekrar paydaşlığın keyfine geri getirecektir.

Böylece “ iyilik” bize aracılık etmek için sonsuza kadar Yaşayan’ın sağlayışında sergilenmiş olur. Bu arada “merhamet (sevgi)”, uyanık olmadığımız zamanlarda yoldan saptığımız zaman o üzgün ayak izlerinin tümünü tamamen ortadan kaldırmak için bizim ardımızdan gelir.

Rabbin bir hizmetkarı bir kez bir ressama, Doğulu bir çobanın resmini yapıp yapamayacağını sordu. Ve sanatçı ona yapabileceğini söyledi. İmanlı sonra, “ Çobanı izleyen koyunların resmini de yapabilir misin?” diye sordu. Ressam, “ Evet!” diye yanıt verdi. İmanlının bundan sonraki sorusu: “ Ve koyunları izleyen iyiliğin ve merhametin (sevginin) de resmini yapabilir misin?” Ressam ise böyle bir becerinin onun yeteneklerinin çok ötesinde olduğu yanıtını verdi. Bu öykü bana yaşlı bir imanlıyı hatırlattı; Bu imanlı, elli yıl boyunca Tanrının iyiliğini tecrübe ettikten sonra, ‘ eğer Rabbin bana yardım ettiği (1. Samuel 7:12) ve yaptığı her iyilikte bir taş dikmiş olsa idim, elli yıllık uzunluğa sahip çok sağlam bir duvar inşa etmiş olurdum’ dedi.