Mısır’dan Çıkış 24

Bu bölüm Musa’ya verilen tüm idare usullerinin dikkat çeken özelliğinin bir ifadesi ile başlar. “RAB, Musa’ya, ‘Sen, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi bana gelin’ dedi. ‘Bana uzaktan tapın. Yalnız sen bana yaklaşacaksın. Ötekiler yaklaşmamalı. Halk seninle dağa çıkmamalı.’” Bu yasal töreni başından sonuna kadar araştırabiliriz, ama şu iki değerli sözcüğü bulamayız, “yaklaşın.” Ah! Hayır; bu tür sözcükler Sina dağının tepesinden –yasanın gölgeleri arasından – asla duyulamazdı. Bu sözcükler, ancak Çarmıhta akan kanın iman vizyonu için bulutsuz ve mükemmel olduğu bir yerde, İsa’nın boş mezarının göksel yanında duyulabilir idi. “Yaklaşmayın” sözcüğü, yasaya özgü sözcüklerdir; “yaklaşın” sözcüğü ise, müjdeye özgü sözdür. Yasa altında bulunan bir günahkar yaptığı işler ile asla yaklaşamaz idi. İnsan, vaat ettiği itaati yerine getirmemiş idi ve “koyunların ve keçilerin kanı” hatalar için kefaret edemez ya da günahkarın suçlu vicdanına esenlik sağlayamaz idi. Bu yüzden günahkarın uzakta kalması ve yaklaşmaması gerekiyor idi. İnsanın sözü yerine getirilmemiş idi ve günahı temizlenmemiş idi; o zaman nasıl yaklaşabilir idi? On binlerce hayvanın kanı onun vicdanındaki tek bir lekeyi bile silemez ya da Tanrıya yaklaşmanın verdiği o esenlik dolu duyguyu sağlayamaz idi.

Ama yine de her şeye rağmen, “ilk antlaşma” burada kan ile takdis edilir. Tepenin eteğine bir sunak kurulur; bu sunak İsrail’in on iki oymağını simgeleyen on iki taş sütundan oluşur. Sonra Musa İsrailli gençleri gönderir. Onlar da Rabbe yakmalık sunular sunarlar, esenlik kurbanları olarak boğalar keserler. Musa kanın yarısını leğenlere doldurur, öbür yarısını sunağın üzerine döker ve sonra antlaşma kitabını alır ve halka okur, ‘Bütün bu sözler uyarınca Rabbin sizinle yaptığı antlaşmanın kanı budur’ der. Elçilerin bize verdikleri öğretiş şudur: “boğaların ve keçilerin kanının günahı ortadan kaldırması imkansızdır, tapınan kişilerin vicdanını yetkinleştiremezler; bunlar yalnız yiyecek, içecek ve çeşitli dinsel yıkanmalar ile ilgilidirler; yeni düzenin başlangıcına kadar geçerli olan bedensel kurallardır.” İnsanların Yehova ile ilişkide kalmaları için uygulanırlar.

“Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi dağa çıkarak İsrail’in Tanrısını gördüler. Tanrının ayaklarının altında lacivert taşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruyor idi. Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler ve sonra yiyip içtiler.” Bu görünüm, “İsrail’in Tanrısının” ışıktaki ve saflıktaki, görkem ve kutsallıktaki görünümü idi. Bir Babanın bağrındaki sevgiyi ya da bir Babanın yüreğe esenlik soluyan ve güven esinleyen tatlı ses tonlarını açıklamıyor idi. Hayır; Tanrının ayaklarının altındaki lacivert taşını andıran döşemenin günahkara söylediği yalnızca, bu yaklaşılamaz saflık ve ışıktan uzak durması idi. Yine de, “Tanrıyı gördüler ve yiyip içtiler.” Kanın gücü ile birlikte tanrısal tahammül ve merhametin dokunaklı kanıtı!

Tüm bu sahneye yalnızca bir örnek olarak bakıldığı zaman, yüreğin ilgisini çekecek fazla bir şey yoktur. Aşağıda murdar bir kamp mevcuttur ve yukarıda lacivert taşından bir döşeme vardır. Ama dağın eteğindeki sunak, bize bir günahkarın içinde bulunduğu koşulun murdarlığından nasıl bir yol aracılığı ile kaçabileceğini ve Tanrının huzuruna çıkabileceğini ve orada mükemmel bir esenlik içinde yiyip içeceğini ve tapınacağını gösterir. Sunağın çevresinde akan kan, “İsrailoğullarının gözlerinin önündeki dağın tepesinde yakıp tüketen bir ateş” gibi olan o Yüceliğin huzurunda durabilmeleri için insanın sahip olduğu tek güvence idi.

“Ve Musa bulutun içinden dağa çıktı. Kırk gün kırk gece dağda kaldı.” Bu durum Musa açısından gerçek bir yücelik ve kutsallık konumuna sahip olduğunu ortaya koymakta idi. Musa dünyadan ve dünyasal değerlerden uzağa çağrılmış idi. Doğal etkilerden soyutlanmış olarak O’ndan ya da O’nun ağzından, Mesih’in Kişiliği ve işi ile ilgili derin sırları öğrenmek için Tanrı ile tek başına kalmış idi. Aslında bu konu ile ilgili tapınakta ve tapınakta bulunan tüm önemli eşyalar ile ilgili örneklerin göksel örneklerinin Musa’ya açıklandığını söyleyebiliriz. Kutsanmış Olan, insanın işler ile ilgili antlaşmasının sonucunda neler olacağını çok iyi biliyor idi. Ama bunları Musa’ya örnekler ve ön figürler halinde açıkladı; Mesih’te sergilenen ve güvence altına alınan sevgisinin düşünceleri ve lütfunun örnekleri hakkındaki değerli düşüncelerini ifade etti.

Sonsuza kadar şükürler olsun ki, lütuf bizi bu işlere dayanan antlaşma altında bırakmamıştır. “Kan aracılığı ile sonsuza kadar yapılan antlaşma” için Rabbe şükürler olsun; O, Sina dağındaki ateşi ve yasanın gök gürültülerini ve şimşeklerini susturmuştur. Ve bize ne yeryüzünün ne de cehennemin gücünün asla sarsamayacağı bir esenlik sağlamıştır. “Bizi sevene ve kendi kanı ile bizi günahlarımızdan temizleyene ve bizi Tanrıya ve Babasına krallar ve kahinler yapana sonsuzluklar boyunca yücelik ve egemenlik olsun. Amin.